Kitap & Edebiyat

KİTAP OKUMAK VE ENNEAGRAM


Çağlan Tunçbilek 8 Temmuz 11:08

Bu yazıda istatistiki verilerin desteği ile insanın kitap okuma yapısını inceleyeceğiz. Daha sonra bu konuya nasıl daha gerçekçi bir bakış açısısı ile bakabileceğimizi... En fazla kitap okuyan ülkelerin başında %21 oranıyla İngiltere ve Fransa var. Bunu Japonya %14, Amerika %12 ve İspanya %9 ile izliyor. Türkiye, %0.1 (binde bir) okuma oranıyla son sıralarda yer alıyor. Oranlar ne kadar düşük değil mi? En yüksek okuryazarlık oranı Finlandiya’dadır. Arkasından Polonya ve Estonya geliyor. Finlandiya vatandaşlarının yüzde 16.8'i, en sevdikleri eğlencenin kitap okumak olduğunu söylüyor. Çin ve Hindistan özellikle kitap satışında ön sıralarda (okul kitapları çok basılmakta).

Ayrıca okuma alışkanlığında dünyada 86. sıradayız. Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında, Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada. Türkiye'de insanlar 6 saat televizyon izleyip 3 saat internete girerken günde 1 dakika kitap okuyor. Ülkemizde %65 aşk, %24 siyasi, %13 düşünce, %7 kişisel gelişim kitapları okunuyor. Bilgisayar oyunlarına vakit ayıranların oranı ise %39.4. Bu oyunlara ayrılan "günlük ortalama süre 2,3 saat" gibi ciddi bir zaman dilimi olmaktadır.(TEA, 2021). Ayrıca 2019’da "kitap okumayanlar %50,9" iken, bu oran “2020 yılında %59,1” (2021) olmuştur. Çünkü bu yıl Covid salgını nedeniyle eğitimde aksama oldu. Kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada yer alıyor.

İnsanın okuma yapısı

Bu verilerden ilerleyerek kitap okumayla ilgili meta analiz yapmak bizi gerçekçi bir bakışa götürebilir. Dünya'da düzenli olarak en çok kitap okuyan ülkeler %21 ile Fransa ve İngiltere'ydi. Bardağın boş tarafı olarak toplumun %79'unun kitap okumaması ilginçtir. Çocuk eğitiminde en disiplinli ülke olan Japonya'da bile okuma oranı %14. Yani ne yaparsak yapalım toplumun yaklaşık %80'inin kitap okumadığını anlıyoruz. Bu oran Dünya'nın en iyisi ve sadece bir kaç ülkede gerçekleşiyor. Burada kabul etmemiz gereken şey şudur: Düzenli kitap okuyan insanlar azınlıktır.

Türkiye'deki durum

Bizim istatistiğimiz binde bir kitap okuma oranı ve günde kişi başı bir dakika kitap okuma! Aşk romanı dışında bir kitap okuyan insan oranı ise üç binde bir. Çünkü düzenli okurların üçte ikisi sadece aşk romanı okumakta.Türkiyede bu istatistiğe göre düzenli kitap okuyan insan sayısı 85.000 ile 100.000 arasıdır dersek yanlış olmaz. Ancak insanların çeşitli mazeretlerinden dolayı bunun daha da az olduğunu düşünüyorum. Anketlere katılanların az bir kısmının "biraz fazla okuduğunu söyleme ihtimalini" yadsıyamayız. Ayrıca okuduğu kitapları tam okumayan az sayıda anket katılımcısı bunu tamamen okumuş gibi de gösterebilir. Unutulmasın ki internette kitap özetleri var. Azınlık da olsa bir kaç paragrafı aşmayan bu özetleri okuyarak kitap okuduğunu iddia edenler de olabilir. İnternette bu şekilde bin kitap özeti gibi pdfleri görmüşlüğüm var.

Burada dikkatimi çeken başka bir durumda bazı kitapların 150-200 bin arasında satması. Bu istatistiklere göre bazı kitapları kitap okuyan herkes mi alıyor? Üstelik bu 100.000 kişinin yaklaşık 66.000'inin de sadece aşk romanları okuduklarını düşündüğümüzde...

Okumak ve eğitim

Bu verilerden çocuk eğitimi konusunda iki sonuç çıktığını düşünüyorum. Birincisi okuma alışkanlığı ilk ve orta öğretimde kazandırılması gereken bir durumdur. İkincisi çocukların %80'i aslında zorla kitap okuyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu grup okul bittikten sonra kitap okumayacak. Bunu kesin olarak bilmemiz gerekmekte. Bu nedenle bu çocuklara zorunlu olarak okuttuğumuz kitapları özenle seçmeliyiz. Mutlaka toplum kurallarını, kültürünü ve etik değerleri çocuklara aşılayacak kitaplar eğitim programında olmalıdır. Topluma uymakla uyumsuz olmanın sonuçlarını gerçekçi bir şekilde anlatan kitapları okutmalıyız. Bu belki 12 yılda yavaş yavaş okutulacak "tek bir kitapta" olabilir. Böyle bir kitabı bir kurulun yazmasının çok kolay olacağını düşünüyorum.

Kitap okumaya yönlendirme öğretmenin inisiyatifinden de çıkarılmalıdır. Çünkü yukarıdaki istatistiki veriler öğretmenler içinde geçerlidir. Seçilmiş bir öğretmen grubu görevlendirme almalıdır. Kitap okumak istemeyen çocuklar zorlanmamalıdır. Bunu istatistiki veriler söylemekte.

Sesli kitaplar ve podcast

Çağımızda "sesli kitaplar" bir kitap okuma şekli olarak ortaya çıkmakta. Bir başka yöntem de "podcast". Okumayı sevmeyen bazı çocukların mutlaka bu yöntemler denenerek dersleri anlamaları sağlanmaya çalışılmalıdır. Görsellikte anlamaya yardımcı olacak bir yöntemdir. Herkes sadece kitap okutarak istenen düzeyde eğitilemiyor.

Ayrıca eğitimde zihin ve fiziksel bağlantıda kullanabiliriz. El becerisi yüksek çocuklar resim, çizim ve mobilya üretimi gibi konuları düşünmelidir. Bazı çocuklar resimde olduğu gibi ellerini, sporda olduğu gibi fiziklerini kullandıklarında birşeyler öğrenebiliyorlar.

Erişkinler okumaya yönlendirilebilir mi?

Yukarıdaki verilere göre hayır. Peki insanları hangi kitabı okuyacaklarına ikna edebilir miyiz? Hem evet hem de hayır! Çünkü düzenli okurların üçte ikisinin sadece aşk romanları okuduklarını unutmayalım. İnsanlar ilgi alanları dışına büyük çoğunlukla çıkmıyorlar. Sadece sizin önerdiğiniz kitap çeşidini okuyanlar bu tarz önerileri önemseyebilir.

Erişkinlerin kitap okuma yapısını üçe ayırabiliriz:

1-Okumayanlar

2-İş için gerektikçe okuyanlar

3-Düzenli kitap okuyanlar

Okur kitlesinin evrimi var mı?

Bunu istatistiki verilerden çıkarmak kolay değil. Ancak yaşlara göre olması gerekeni söyleyebiliriz. Kitap okuma eğilimi olanlar kendilerini 20'li yaşların sonuna kadar farklı konularda kitaplar okumaya zorlamalıdır. Zaten 30'lu yaşlarda kişi yavaş yavaş kendi sevdiği konulara daha çok yakınlaşır. 40 yaşından sonra ise kişinin belli konularda daha derin, daha yavaş ve sonuç olarak daha az kitap okuması uygun olacaktır. 40'lı yaşlardan sonra geçmişte okuduğumuz ve tekrar okunmaya layık kitapları incelemek faydalı olur.

Eğer işimizi sevmiyorsak emeklilikten sonra hobi-iş karışımı bir hedefe yönelik kitaplar seçmek akıllıca olur. Bu kitapları okurken küçük eğitimler de alın. Bir konuda derinleşmek diğer konulardaki derinliği hissetmemize de yardımcı olacaktır ya da tecrübe etmediğimiz bir konuda kitap okumamıza da vesile olacaktır.

Bir insan ömrü boyunca sadece bir kaç kitap okuyarak belli bir bilgelik edinebilir. Bir başka insan ömrü boyunca binlerce kitap okuyarak kendisi için çok fazla fayda sağlayamayabilir. Buradan okuyacağımız kitabı seçebilmenin ve kitap okumamızın amacının ne kadar önemli olduğunu da anlıyoruz. Kitabın kalitesi, kişiliğimize ve mizacımıza, yaşımıza uyumu çok önemlidir. Bu şartları sağlamış bir kitabı okurken amacımız, kitabı bitirip diğerine geçmek değil kitabı anlamak olmalıdır. Anlamak ise yeterli hız, tekrar ve mayalanma sürecini içerir. Ayrıca kitap okumayı tercih etmeyen insanları da anlayalım. Unutmamalıyız ki yaşamın kendisi de aslında görünmez bir kitaptır.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum