Aile & Çocuk

Kontrolcü Ebeveynlerin Çocukları Özgüvensiz Mi Olur?


Canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımız için her şeyin en iyisini isteriz. İncinmesin, yere düşmesin, düşerse kendi kalkmaya uğraşmasın “ben kaldırayım o yorulmasın” deriz. Aslına farkına varmadan onun “zaferini, kendine güvenme gücünü” elinden alırız.

Önce şu bilgiyi vereyim; Freud’a göre kişilik gelişimi 7 yaşına kadar tamamlanmış oluyor. Bu da demek oluyor ki çocuklar okul çağına gelene kadar yetiştiği ortama göre nasıl bir kişiliğe sahip olacağı da belirlenmiş oluyor. Bu durumda ebeveyn tutumları çok önemli hale geliyor. Bugün sizle birbirini kapsayan ebeveyn tutumları kontrolcü, korumacı tutumlar üzerine konuşacağız.

Çocuklara fark etmeden verdiğimiz mesajlar

Yukarıda verdiğimiz örnekte hayata tutunmaya çalışan ve yeni yeni adım atan bir bebek düşünelim. O düştüğü yerden kalkmaya çabalarken eğer siz birkaç başarısızlıktan sonra onu kucağınıza alıp o koltuğa çıkarırsanız muhtemelen çocuğa verdiğiniz mesaj şudur: Demek ki ben kendim kalkabilecek kadar güçlü değilim, beni destekleyecek birine ihtiyacım var.

Gene çocukların bize muhtaç olduğu dönemlerde bebeğin karnını doyurmaya çalışırız. Bazen çocuk  “ben tokum” dese de ya da istemediğini belli etse de aç olduğunu düşünür ve ağzına zorla yemek tıkarız. O zaman çocuğun aldığı mesaj şudur: “Demek ki karnımın aç olduğunu bile anlayamıyorum.Alın size özgüven yıkan bir öz düşünce daha…

Çocuk böyle büyürken yavaş yavaş sosyalleşir ve akranlarıyla oyun oynayacağı dönemler gelir. Evet bu dönemde kontrolcü aile gene iş başındadır. Bir arkadaşınızla tartıştığınızı, küstüğünüzü görmesinler hemen müdehaleye başlarlar. Ya sizi arkadaşınızla barıştırmaya çalışır ya da sizin hakkınızı sizden önce savunur, sizin yaşadığınız bu çatışma hakkında “sorumluluk” almanıza gerek kalmamıştır. İşte o zaman verilen mesaj şudur: “Başkalarıyla olan ilişkinde sen sorumluluk almak zorunda değilsin ben senin yerine bunu yaparım.

Gerçekten saçımızı süpürge etmeye gerek var mı?

Çocuk böyle büyürken yavaş yavaş sosyalleşir ve akranlarıyla oyun oynayacağı dönemler gelir. Evet; bu dönemde kontrolcü aile gene iş başındadır. Çocuğunun bir arkadaşıyla tartıştığını, küstüğünüzü gördü mü hemen müdahaleye başlar. Ya çocuğunu arkadaşıyla barıştırmaya çalışır ya da çocuğun yerine hakkını savunur, ilişkiyi bitirir. Yani çocuğun yaşadığı bu çatışmada “sorumluluk” almasına gerek kalmamıştır. İşte o zaman ebeveynin verdiği mesaj şudur: “Başkalarıyla olan ilişkinde sen sorumluluk almak zorunda değilsin ben senin yerine bunu yaparım.” 

Çocuk okula başladıktan sonra durum daha da vahimleşir. Çocuğu okullu olduğunda böyle ebeveynler çocuk okuma yazmayı o öğrenene kadar stres olur, bizim ödevimiz, bizim okulumuzgibi cümleler kurmaya başlar. “Türkçemiz biraz düştü, 90 aldık“ derler. En güzel ödev onun olsun diye onun yerine ödevini, projesini yaparlar.

Yani kısacası  aslında fark etmeden bu ebeveynler çocuğun üstlenmesi gereken sorumlulukları üstüne yüklenirler. Sonra da çocuğunun ne kadar sorumsuz olduğundan şikayet eder o söylemeden hiçbir şey yapmadığı için eleştirirler; sonra da o meşhur cümleyi duyarız: “ben senin için saçımı süpürge ettim.”

Oysa ki onların saçını süpürge yapan ebeveyne ihtiyacı yoktur. Onların sadece düştüğünde tutup kaldıran değil “kendin de kalkabilirsin; ben yanındayım” diyen ebeveynlere ihtiyaçları vardır.

Biriyle sorun yaşadığında “ben hallederim sen karışma“ diyen bir ebeveyne değil; “ haksızlığa uğradığında bununla baş edebilirsin, kendin bunun sorumluluğunu alabilirsin, ben senin hep yanındayım” diyen birine ihtiyaçları vardır.

Hayata karşı savunmasız kalmak

Küçükken çocuklarının düşmesine, hata yapmasına izin vermeyen ebeveynler çocuklarını ileriki hayatlarında savunmasızlaştırır. Çünkü böyle büyüyen çocukların problem çözme yetenekleri gelişmez. İleride kendi başlarına hayatla mücadele edemezler. Çünkü nasıl yapacaklarını bilemezler. O koruyucu fanuslarından çıktıklarında bir adım atmaya bile korkan, ben beceremem diyen, özgüvensiz, kendini beğenmeyen ve sevmeyen çocuklar olurlar. Ya da tam tersine, "yapamadığını kabullenmeyen” ve suçu hep başkalarında arayan bireyler olurlar.

Bunları okurken kendinizden bir şeyler buldunuz mu? Ben buldum. Mutlu, kendine güvenen çocuklar olmak ve yetiştirmek dileğiyle...

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum