Kitap & Edebiyat

Küçük Prens- Bir Bilgelik Dersi


Küçük Prens'in yazarı, Antoine de Saint-Exupery'i, “Kanatlı Şair” olarak biliriz. Exupery, 1900 yılında Fransa'nın Lyon kentinde doğdu. Küçük Prens'i yazdığında, yirmi altı yaşında bir pilot ve aynı zamanda ticari havacılığın öncüsüydü. İspanya İç Savaşı ve II. Dünya Savaşı'nda uçuçlar gerçekleştirdi. 1944 senesinde, Fransız hava filosu için bir keşif görevi yaparken uçağı düşürüldü. Ne yazık ki Akdeniz'de kaybolan yazarın izine rastlanamadı. Başka eserleri de olmakla birlikte, en bilindik eseri Küçük Prens'tir. Küçük Prens yalnızlık, dostluk, hüzün ve aşk temaları içeren güzel bir hikaye. Prens, evreni gezegenden gezegene dolaşarak bilgelik arayan küçük bir çocuktur. Yolculuğu sırasında yetişkinlerin öngörülemez doğasını keşfeder.

''Bütün yetişkinler bir zamanlar çocuktu ama sadece çok azı bunu hatırlar.''

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupéry 

KÜÇÜK PRENS

Kitabın konusu

Hikaye, Sahra Çölü'nde mahsur kalan ve harap olmuş uçağını onarmaya çalışan bir pilot olan anlatıcıyla başlar. Bir gün tuhaf giyimli küçük bir çocuk birdenbire ortaya çıkar ve pilotun kendisine bir koyun resmi çizmesinde ısrar eder. İlk olarak pilot bu garip isteği reddetse de sonra kabul eder. Bu da pilotun, çocuk ve nereden geldiği hakkında daha fazla şey öğrenmesine yol açar. Buradan da bazılarının mutlu, bazılarının ise hüzünlü bulacağı harika bir hikaye ortaya çıkar. Kitap, her iki durumda da, tüm okuyucuların zihinleri genişletecek kadar başarılı bir eser. Küçük Prens ince bir kitap fakat buna aldanmayın. Çünkü öte yandan, üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken harika bir kitap. Üstelik analitik bir yetişkin zihninin bakış açısıyla, çocukluk masumiyetini dokuyarak okuyuculara şahane bir deneyim sunar.

Kitap boyunca Küçük Prens'in gizemli gezegenler arasındaki seyahatlerindeki ilginç maceralarını takip ederiz. Aynı zamanda Küçük Prens evrenini keşfederken, bizimle birlikte kozmosa dağılmış garip karakterlerle karşılaşır. Bunun yanında her karşılaşma, Küçük Prens'in gözünden yetişkin zihninin saçmalığının anlatısı üzerine kuruludur.

KÜÇÜK PRENS

Resimlerle Küçük Prens

Küçük Prens, resimleriyle de çok güzel mesajlar verir. Kocaman fili yutan bir boa yılanı olan ilk resim, kişisel bir favoridir. ''Çölü güzelleştiren, bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır.'' Tıpkı içinde koca bir fil saklayan Boa yılanı gibi... Küçük Prens karşılaştığı farklı insanları anlatır. Yolculuğunda bu karakterlerin özünü yakalamayı başarır. Küçük Prens'in kendisinin, masum bir yüzü olan bir çocuğun illüstrasyonu, yazarın tanımına mükemmel bir şekilde uyar. Çöl illüstrasyonu da kesinlikle alkışı hak ediyor.

Kitaptaki son resim, belki de en basiti, kalbin derinliklerini titreten bir resimdir. Özellikle ayrılığın acısını ve yalnızlığın içindeki hüznü güzel yakalar. Böylesine güzel bir kitap için gerçekten mükemmel bir son. Küçük Prens, temelleri gençlik, keşif ve toplumumuzun eleştirel incelemesi temaları üzerine kurulmuş hikayeler arasından, en ilgi çekici olanlarından biridir.

Eser, modern toplumda yetişkin olmanın kusurlarını ve hayal gücünden yoksun olmanın gerçekliğini vurguluyor. Aynı zamanda daha derin bir anlam da taşıyor. Üstelik felsefi sorgulamalar da yaparak, insanı düşünmeye yönlendiriyor. Exupery'in mizah kullanımı da incelikli. Küçük prens hakkında en sevdiğim şeylerden biri de onun aşka bakış açısı oldu. ''Bir şey için harcadığınız zaman, onun sizin için ne kadar önemli olduğunu gösterir.'' Kocaman bir gül bahçesi, kendi baktığınız gül kadar anlamlı değildir. Tilkinin dediği gibi şu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım.

''İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.'' 

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupery 

KÜÇÜK PRENS

Tematik inceleme

Küçük Prens'in ana teması, bir şeyin gerçekliğini ve anlamını bulmak için yüzeyin altına bakmak gerektiğini vurgular. Prens'e sadece gözleriyle değil, kalbiyle görmeyi öğreten ise Tilki'dir. Ne yazık ki, çoğu yetişkin bunu yapmakta zorlanıyor. Kitabın başında anlatıcı, yetişkinlerin bir çizimin gerçek anlamını nasıl asla göremediklerini; bunun yerine, daha derin bir anlam araştırmadan, sadece yüzeye baktıklarını anlatıyor. Küçük Prens dünyaya ilk geldiğinde, olayların yüzeyine bakmaktan muzdariptir. Hatta çiçeğinin gösterişinden rahatsız olduğu için gezegenini terk eder. Öte yandan birbirleri için ne kadar önemli olduklarını düşünmekten de asla vazgeçmez.

Kendi çiçeğine benzeyen gül bahçesini gördüğündeyse gerçekten yıkılır. Çünkü hep kendi gülünün eşsiz ve değerli olduğunu hayal etmiştir. O zaman ise kendi gülü sıradan ve değersiz gelir ona. Ancak Tilki, çiçeğinin eşsiz olduğunu fark etmesini sağlar. Çünkü çiçek, Küçük Prens çiçeği sevdiği ve beslediği için çok özeldir. Sonunda Küçük Prens, şeylerin gerçek önemini anlamak için yüzeyin altına bakması gerektiğinin farkına varır. Saint-Exupery kitabı boyunca, sıradan şeylerde bile gerçek güzelliği bulmak için yüzeyin altına bakmanın önemini vurgular. Kısacası Küçük Prens'in yıldızı, sevgiyle özelleştirilen eşsiz gülüne ev sahipliği yaptığı için özel ve güzel olur.

Anlatıcı, Küçük Prens'in sevgisini şöyle yorumluyor: “Burada uyuyan bu Küçük Prens hakkında beni bu kadar derinden etkileyen şey, bir çiçeğe olan bağlılığıdır - bir kandilin alevi gibi tüm varlığıyla parlayan bir gül görüntüsü. Üstelik uyurken bile..." İşte Küçük Prens'i bu kadar özel yapan şey, bu kusursuz sevme yeteneğidir. Sonunda, tüm varoluşa anlam veren şey yalnızca sevgidir. O olmadan insan, Küçük Prens ile karşılaşana ve onunla arkadaş olana kadar, anlatıcı gibi çölde yalnızdır.

''İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Onlar her şeyi tüccarlardan satın alıyor. Ama dost satan tüccar olmadığı için artık insanların dostları yok.''

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupery 
KÜÇÜK PRENS

Son söz

Kitap boyunca Saint-Exupery, insanlığın birçok özelliğini eleştirir. İnsanların zenginlik, güç ve hırs ile çok meşgul olduğunu, hayattaki önemli şeyleri - güzellik, aşk ve dostluk - kaçırdıklarını hissettirir. İnsanlar başkalarını sevmeye ve dünyanın küçük harikalarını fark etmeye zaman ayırmazlar. Bu yüzden bir şeyler aramak için fakat ne aradıklarını tam olarak bilmeden oradan oraya koşuştururlar. Ancak yanlış şeyleri aradıkları için bulundukları yerden asla memnun olmazlar ve tekrar yola koyulurlar. Bu döngü bu şekilde devam eder gider. İnsanlar yüzeyde görünen gerçeklerin önemli olduğuna inanırlar. Lakin görünen gerçekler çoğu zaman asıl gerçeği gizler ve kişinin hayatın gerçek anlamını gözden kaçırmasına neden olur. Gerçekte, bir kişi gerçeği yalnızca yüzeyin altında arayacaksa, cevap her zaman içeridedir.

''Kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. Eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan; bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.''

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupery 

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum