Gündem

KUPON EV, ARABA, EKMEK...


Onur Nurdoğan 14 Nisan 11:10

Bugün göğüs dekoltemde “ne bulursan al!” var. “Ne bulursan al!” ne anlatmak istiyor bize? Bir ürünün bulunabilirliğine, yani arz durumuna dikkatimizi çekiyor yahut ürünün uygun fiyatlı olup olmadığına bakmamızı istiyor. ‘’Aldın aldın yoksa zam kapıda’’ beklentisini doğuruyor. Ne bulursan al! ‘’Batan geminin son indirim kuponları bunlar!’’ diyor belki de... Gibi gibi…

Öyle gibi… Sanki öyle… Rize’nin İyidere ilçesinde yapımı süren lojistik limanına taş temini için İkizdere ilçesi İşkencedere Vadisi’nde taş ocağı kurulmuştu.

Bu taş ocağı için bilirkişi raporunun bir bölümünde, “Arıcılığın etkilenebileceği taş ocağı bölgesinde toplam 953 adet faal arılı kovan bulunduğu, proje tanıtım dosyası incelendiğinde ÇED alanının güneydoğusunda yer alan kuş uçuşu yaklaşık 50 metre mesafedeki tarım alanları ve arıcılık lokasyonları özelinde yayılan tozlanma etkilerinin dikkate alınmadığı, bu alanlar özelinde bir araştırma ve değerlendirmenin yapılmadığı belirlendi” yazıyordu. An itibariyle sonuç? Arılar ölmeye başlamış. Ya ne olacak üç-beş arı öldüyse! Ayrıca ne belli taş ocağı sebep oldu bu duruma? 

OPEC’in üretimi artırmayacağına dair sinyal vermesi, geçtiğimiz günlerde 100 $’ın altına inen brent petrolün varil fiyatını tekrar 100 $’ın üstüne attı. Artışın gerekçesi bu sinyal olsa gerek. Hiç aklınıza gelir miydi; Bloomberg HT’nin sayfasına girip brent petrolün fiyatına bakarak aracınıza yakıt almak için en uygun günü seçeceğiniz günlerin de geleceği. Hayatta olan nesiller daha neler görecek acaba? İçtenlikle söylüyorum ki "yanı başımıza göktaşı düşmesi artık bir mesele değil; mühim olan düşen göktaşının sekerek…"

Sekmez bir cümle oldu...

Sıkça söyleniyor şu sıralar! ‘’Kim alıyor bu evleri, arabaları; kim yiyor hâlâ lokantalarda, boğazdaki restoranlarda?’’ Aslında, ‘’çıkar bakayım cep telefonunu’’ ferasetinin bir başka yansıması da diyebiliriz. Birkaç tespitim bağlamında anlatmaya çalışayım.

1-) Evi olan evini satıp yeni ev alıyor / almak için uğraşıyor.

2-) Arabası olan arabasını satıp yeni araba alıyor / almak için uğraşıyor.

3-) Arabası olan arabasını satıp ev alıyor / almak için uğraşıyor.

4-) Bir miktar tasarruf sahibi insanlar, evi yahut arabayı bugün almasa yarın daha pahalı olacağından / olma ihtimali düşüncesinden ötürü alıyor / almak için uğraşıyor.

5-) TL tasarrufu olan vatandaş döviz, altın, kur korumalı yahut kripto para yatırımı yapmak yerine mal almayı tercih ediyor / almak için uğraşıyor.

6-) Restoranda yemek yiyen; ‘’orta gelirli’’ ve yüksek gelirli olduğundan restoranda yemek yemekten vazgeçemiyor / vazgeçmemeye uğraşıyor.

7-) İlk 6 maddede yer alan ‘’uğraşanların’’ da bir kısmı satın alıyor, yemeye devam ediyor.

Uzayıp gider bu maddeler. Velhasıl, bu maddelerde yer alan insanlar ekonomiye can vermeye devam ediyor, can vermek için uğraşıyor. Enflasyonist ortamın getirisi dahilinde tüketim artıyor. Hiç tartışmaya girmeden rakam vermek istiyorum. Zira ülkemizde asgari ücretle çalışanların, ücretli tüm çalışanlara oranı için %40 diyen var, %50 diyen var; asgari ücret düzeyinde çalışanların oranı için %69 diyen de var. Biz bu kerterizi, asgari ücret düzeyi olarak dikkate alarak %50 diyelim örneğin. Nitekim, nüfusun çok önemli bir kısmı asgari ücret düzeyinde gelire malik durumda. E yani? "Eee"si şu ki bu vatandaşlar enflasyonist etki söz konusu diye gidip araba alamaz çünkü yenileyecek arabaları yok. Keza, gıda enflasyonunu en fazla hisseden kesim olarak restoranda nasıl yemek yesin? 

Kuru kuruya muhalefet yapmanın ülkeye bir faydası yok, olmayacak da!

Mesela, birkaç sene evvel muhalefet bir tespit yaparak bayram ikramiyesi gerekliliğine dair beyanatta bulunmuş, seçim kampanyasına dahil etmiş, sonrasında iktidar bahse konu ikramiyeyi vatandaşlara vermeye başlamıştı. Biz buna ‘’katma değerli muhalefet’’ diyoruz ve alkışlıyoruz. Bir diğer deyişle, nokta atışı seçim beyannameleri bekliyoruz her bir partiden. Başka bir örnek mi? AK Parti’nin 2002 seçim beyannamesinden birkaç maddeyi paylaşayım o hâlde.

-Anne ve çocuk sağlığına özel bir önem verilecek, aile hekimliği uygulamasına geçilerek, sağlam bir hasta sevk zinciri sistemi kurulacaktır.

-Uzun yıllardır gündemde olan Boğaz Demiryolu-Tüp Geçişi ve Gebze-Halkalı banliyö hattı projeleri bir an önce hayata geçirilecektir.

-Küçük işletmeleri ve yerel üretim faaliyetlerini destekleyen mikro finans kurumlarının ve ihtisas bankacılığının gelişimi desteklenecektir.

-Ülkemizde yıllardır adeta kaderine terk edilen demir yollarımızın, özel sektörle birlikte ve çağdaş işletmecilik anlayışı çerçevesinde geliştirilmesine özel öncelik verilecektir. TCDD Genel Müdürlüğü, bu amaçla yeniden yapılandırılacaktır.

-Çiftçimizi ve mahsulü risklere karşı korumak amacıyla, Risk Yönetimi araçları geliştirilecek; tarımsal sigorta sistemi, vadeli işlemler borsası, sözleşmeli tarım ve stok yönetimi araçları uygulamaya konacaktır.

Anlatabildim diye düşünüyorum. Amma velâkin, ‘’Türkiye’nin bütün sorunlarına talibim, hepsini çözeceğim’’ demek ne bir tespit ne bir çözümdür. Sonrasında, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin gibi 2,5 TL’lik ekmeğin fiyatını 1,5 TL’ye indiren 1 TL’lik ekmek indirim kuponu dağıtırsınız.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum