Tarih

Mete Han ve Büyük Hun İmparatorluğunun Yükselişi


Ahmet Esad Çağlar 13 Aralık 16:51

Mete Han yani Oğuz Kaan Hun İmparatorluğunun kurucusu Teoman'ın büyük oğludur. Babasından sonra tahtı devralan Mete Çin İmparatorluğuna karşı yıllarca büyük mücadele vermiştir. Sonunda tarih boyu unutulmayacak bir zafere imza atarak Hunların varlığını güçlü bir şekilde sürdürmelerini sağlamıştır. Hun imparatorluğu Mete Han sayesinde Çin'e karşı dönemin zorlu şartlarında ayakta kalmıştır. Bugün uzaydan bile görünen Çin Seddi Mete'nin ve Hunların korkusuyla yapılmıştır.

Milattan önce üçüncü yüzyıl, o dönemlerde Asya'nın mutlak Hakimi Çin İmparatorluğuydu. Çok geniş sınırlara sahip ve çok zenginlerdi. Ancak bu gücü elinde tutmak isteyen çok fazla hanedan vardı ve iç karışıklıklar bitmek bilmiyordu. İktidar mücadelesi beraberinde bir çok isyanı ve çatışmayı getirmişti ve dirlik bir türlü sağlanamamıştı. Tarih boyunca sıklıkla rastlanılan bir durumdur, zafiyetler yeni fırsatlar doğurur. İşte bu zafiyeti gören Mete Han'ın babası Teoman Büyük Hun İmparatorluğu'nun temellerini atmaya başlamıştı. Düzensiz, göçebe Hun klanları onun önderliğinde ilk defa tek çatı altında toplandılar.

Yaklaşık yetmiş yıl süren kaosun sonunda Han Hanedanı Çin'de iktidarı ele geçirdi. İmparator Gao-zu düzeni ve istikrarı sağladı ama hemen kuzeylerinde büyüyen tehlike ile ilgilenmeye fırsat bulamamıştı. Böylece Asya bozkırlarında Büyük Hun İmparatorluğu doğdu.

Hun Devleti'nde o sıralar huzur ortamı hakimdi. Teoman Çin'in tekrar kuvvetlenip bölgede yeniden tek güç olmak isteyeceğinin farkındaydı. Bu sebeple Hun birlikleri sürekli olarak Çin sınır köylerine saldırıyor ve yağmalıyordu. Amaçları Çinlilere korku vermekti. Bu şekilde sürekli tacizlerle güven ve istikrar ortamını bozuyorlardı. Teoman yaşlandıkça kendisinden sonra Hun İmparatorluğu'nu kimin yöneteceğini düşünmeye başlamıştı. İki aday vardı, Büyük oğlu Mete (Oğuz Kağan) ve Çinli karısından olan küçük oğlu.

Efsane doğuyor

Çin kaynaklarına göre aslında Teoman karısı Yen Shi'nin etkisi ile küçük oğlunu tahta geçirmek istiyordu. Üvey annesi Mete hakkında Teoman'a yalanlar söyleyip onun aklını karıştırmıştı. Teoman Mete'nin devlet içinde giderek güçlendiğini ve henüz o ölmeden iktidarı ele geçireceğini düşünüyordu. Mete'den kurtulmak istiyordu ama Hun halkı Mete'yi çok sevdiği için onu öylece yok edemezdi. Karısı, aynı zamanda Çin Prensesi olan Yen Shi ile sinsi bir plan hazırladılar. İlk adım olarak Meteyi gizlice düşman kavim Yüeçiler'e teslim ettiler. Sonra iyi kalpli baba Teoman oğlunu kurtarmak için Yüeçiler'e savaş açacaktı. Mete esir durumda iken Teoman saldırınca Yüeçiler de Mete'yi öldürecekti.

Günümüzde insanın kendi çocuğunu öldürmesi asla kabul edilemez ancak tarihte çok karşılaşılan bir durumdur. Her milletten pek çok lider paronaya sonucu bu korkunç suçu işlemiştir.

Neyse ki danışıklı dövüşün başlayacağı sırada Mete esir tutulduğu ilk akşam Yüeçiler'in elinden kurtulmuştu. Bir kahraman olarak olarak eve dönen Mete artık daha da güçlüydü . Teoman ne olursa olsun böyle bir oğlu olduğu için gururluydu. Yaptığı hatayı anlamıştı ve sonunda ona hak ettiği taktiri gösterdi. Artık Hun imparatorluğunun geleceğinden korkmuyordu. Kendisinden sonra Mete'nin imparatorluğu hakkıyla yöneteceğinden emin olmuştu. Hediye olarak Mete'nin emrine on bin asker verdi ve ona güvenini bu şekilde ifade etti.

Mete Han'ın yükselişi

Mete kendisine bağlı askerlerin eğitimi ile şahsen ilgilendi. Uzun süren eğitim sürecinin ardından ordusunun sadakatini test etmek istedi. Nihai hedefine ulaşmak için askerlerinin sadakatinden emin olmalıydı.

Bir grup Askerlerini etrafına topladı, onlara bir atı göstererek onu oklarıyla vurup öldürmelerini emretti. At Hun geleneklerine göre kutsaldır ve çok önemlidir. Askerler Mete'nin emrini dinlemedi, atı öldürmeyi kabul etmediler ve idam edildiler. Başka bir gün Mete yine bir grup askerini etrafına topladı ve kendi çadırını işaret etti. İçeride Mete'nin karısı vardı, bu grup da emri dinlemedi ve onlar da idam edildiler. Bir süre sonra Mete, babasının geçmişte yaptıklarının intikamını almaya karar verdi. Bir gün av sırasında bir grup askerini yine etrafına topladı ve Teoman'ı öldürmelerini emretti. Askerler bu kez hiç tereddüt etmediler.

Baideng Savaşı

Mete Han artık Çin imparatorluğu için çok büyük bir tehdit oluşturuyordu. Gao-zu Çin iç savaşı sırasında edindiği tecrübe sayesinde bir tek adamın bile büyük sorunlara sebep olabileceğini biliyordu. Mete Han ise karşısındaki milletin savaş stratejileri konusundaki uzmanlığının farkındaydı. Hun İmparatorluğunun kuruluşundan yaklaşık dört yüz yıl önce Sun Tzu'nun yazdığı Savaş Sanatı adlı bir baş yapıtları bile vardı. (M.Ö. 6. yy) İki deha da ordularını hazırlamış, stratejilerini belirlemişti.

Gao-zu kuzey sınırındaki stratejik kalelerin yönetimine çok güvendiği adamlarını hatta akrabalarını yerleştiriyordu. Bir taraftan Çin seddi'nin inşaatına da başlamışlardı. Bu sırada zaman kazanmak için Kuzeydeki Çin dere beylerine inisiyatif kullanma alanı tanıdı. Hunların küçük taciz saldırıları hiç bitmediği için her seferinde imparatorluk ordusunu devreye sokmak istemiyordu.

Bu kalelerin içinde en önemli stratejiye sahip olanı Mai Kalesi'ydi orayı Gao-zu nun kuzeni Han Hsin yönetiyordu. Nihayet soğuk bir kış günü Mete, tamamen süvarilerden oluşan bir grup askeri ile Mai Kalesini kuşattı. Han Hsin yaklaşık üç hafta dayandı ama yardım gelmeyince teslim olmak zorunda kaldı. Mete Hanın stratejisi sonuç vermişti, Gao-zu büyük Çin ordusu ile kuzeye doğru harekete geçti. Ordunun oraya kadar gelmesi yaklaşık bir ay sürdü. Karşısında kızgın ve haşmetli çin ordusunu gören Mete ve birlikleri hızla kuzeye doğru kaçmaya başladılar. Gao-zu kovalıyor, tam yaklaşacak iken Mete ve adamları tekrar mesafeyi açıyordu, Kovalamaca kuzeyin derinliklerine kadar sürdü ama Çinliler bir türlü yaklaşamıyordu. Aslında Gao-zu'nun gördüğü kadarı ile Mete ve birlikleri yaşlı ve çelimsizdi. Bu izlenim sebebi ile Çinliler bu işi burada bitirme konusunda aceleci davrandılar ve büyük resmi göremediler.

Mete Han'ın gizli planı

Mete kuşatmaya beraberinde götürdüğü askerleri özellikle yaşlı ve çelimsiz askerlerden seçmişti . Gao-zu Mete Hanı yakalamak için ordusunun büyük bölümünü geride bırakmış sadece atlı süvarilerle kovalamaya devam etmişti. Asıl Hun ordusu kuzey soğuğuna dayanıklı özel eldiven ve kıyafetlerini kuşanmış henüz Gao-zu farketmesede etraflarını sarmıştı. Çatışma daha başlamadan soğuğa hazırlıksız Çin ordusu çok zaiyat vermişti. Okçuların eldivenleri dahi yoktu. Nitekim parmakları dondu ve yaylarını bile geremez hale geldiler. Derken bir anda Mete Han kaçmayı bıraktı geri dönüp olağanca hızıyla Çin ordusunun üstüne yürüdü. Eş zamanlı olarak büyük Hun ordusu her yönden saldırıya geçti. Baideng Kalesi önünde sıkışan İmparator Gao-Zu ve kalan adamları kaleye sığınmak zorunda kaldı.

Kuşatma yedi gün sürdü, Gao-zu Hun ordusunun manevra kabiliyetine ve Mete Han'ın taktik zekasına gözleri ile şahit olduktan sonra bütün şartları kabul etmek zorunda kaldı.

Antlaşma

Aslında Mete Han da Çin Ordusunun büyük bölümünün geride kaldığını ancak giderek yaklaştıklarını anlamıştı. Barış konusunda o da gönüllüydü. Kazandığı savaşı kaybetmekten çekindiği için mi yoksa Çin kaynaklarının iddiasına göre eşi tarafından ikna edildiği için mi hala bilinmez.

Mete psikolojik yıpratma taktiğini sonuna kadar sürdürdü. Anlaşma şartları konuşulurken yüzlerce okçu Gao-zu'ya nişan almış vaziyetteydi. Hunlar çok uzun yıllar boyunca Mete ölene dek Çin'den vergi aldılar. Ayrıca Çin kuzeydeki ticaret ve savunma bölgelerini de tamamen Hunlara bıraktı. Hun birlikleri korku hissini Çin'e hatırlatmak için zaman zaman küçük saldırılarına devam etse de Çin anlaşmaya hep sadık kaldı.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
Hamiyet Çağlar
Hamiyet Çağlar
23:20 @ 13.12.2022
Çok güzel anlatmışsın