Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Modern Aşk İncelemesi: Haybeden Gerçek Üstü Aşk Tadında


Onur Ömer Düzgün 27 Nisan 06:51

“Aşkı tarif etmeye çalışmak haybeden gerçeküstü bir çabadır. İçine etmek daha kolaydır!” diyor Yılmaz Erdoğan “Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar” kitabında. “Aşka tamamen teslim olana dek onun ne olduğunu bilemeyeceksin” denilen replikler de olmuştur, “Çok abartılıyor, biyokimyasal açıdan çok miktarda çikolata yemekten farksız” diye geçen replikler de olmuştur. Neden karavanı “aşk durağına” yanaştırdım? Çünkü Haybeden Gerçek Üstü Aşk’tan yola çıkarak “Modern Love” hakkında konuşacağız.

Güzel bir kitaptan güzel bir tiyatro uyarlaması olan Haybeden Gerçeküstü Aşk çok sevilmiş olacak ki bu sefer tiyatronun uyarlaması olarak beyaz perdeye, Tatlım Tatlım olarak yansıtıldı. Şahsen ben hepsini zevk alarak izledim. Site yazarımız Nur Karataş hikayesinde “çok severek izledim, mutlaka izleyin” diyerek “Modern Love” isimli diziyi paylaşmış. Merak ettim biraz araştırdım ve izlemeye başladım. Uzun zamandır romantik komedi izlemediğim için farklılık bana iyi geldi.

Dizinin her bölümü aşka ve sevgiye farklı bir pencereden bakmanızı sağlıyor. Gerek konusu gerek işlenişi olsun Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar'ı size anımsatıyor. İzleyince bana katılıp katılmadığınızı söylersiniz.

Amazon bu konuyu nereden bulmuş?

Dizi New York Times’ın aynı isimli haftalık makalelerinden uyarlanmış. Her bölümde ünlü isimler oynuyor. Bu nedenle daha da güzelleşiyor. Modern yaşam içindeki modern aşk hikayelerini izlerken kendinizi buluyorsunuz. Çünkü kavramlar doğal şekilde işlenmiş. Bölümleri incelerken sürpriz bozanlardan uzak durmaya çalışacağım.

Öncelikle pilot bölümünde New York’a taşınan, başarısız ilişkiler yaşayan bir kız görüyoruz. Kız bir süre sonra, kendisini sevmeyen bir erkekten hamile kalıyor. Çocuğu doğurma kararı alıyor. Çocuğu büyütürken işinde kariyer yapıyor. Tüm bunları başarmasında kapıcısının payı ise çok büyük. Merak uyandırdı mı? Her dizi bana bir şarkıyı anımsattı. Kapıcının devamlı kızın gözlerine bakması ile Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor çaldı kulaklarımda.

İkinci bölümde karşımıza yıldırım aşkıyla birleşen iki genç görüyoruz. Güzel randevular, ayrı eve çıkmalar, aileler ile tanışma derken her şey güllük gülistanlık, rayında gidiyor, ama sonra kız ilk aşkını görüp aptallık yapıyor ve çiftimizin üzerine karabulutlar çöküyor. Tüm bunları bir gazetecinin, erkek ile yaptığı röportajda öğreniyorsunuz. Gazeteci de kendi anısını anlatıyor ve gazeteci, çocuğa Özlem Tekin’den ''Aşk Her şeyi Affeder mi?'' şarkısını öneriyor. Sonra çocuk ne yapıyor acaba?

Sekiz bölümden en çok hangisini sevdim?

Benim en sevdiğim bölümlerden biri üçüncü bölüm oldu. Anne Hathaway sevmemin rolü büyük tabi bunda. Anne bu bölümde başarılı bir şekilde, bipolar bozukluğu olan, kimi zaman yataktan çıkamayan kimi zaman çok başarılı işler çıkartan, eğlenceli bir kadına bürünüyor. Tanıştığı adamı o kadar şaşırtıyor ki “senin ikizin mi var?” dedirtiyor. Adam dayanamayıp arkasını dönüp gidiyor. Arkasından söylediği replik yerine ise Sezen Aksu’dan Git (Gitme Dur Ne Olur) çalabilirdi.

Dördüncü bölümdeki çiftimiz ile bir terapide karşılaşıyoruz. Uzun süren evlilikleri sonrası ortaya çıkan sorunları, birbirlerinden uzaklaşmaları aşmak istiyorlar. Adam başarılı bir oyuncu, kadın ev hanımı. Terapi işe yaramazken, kendilerini restoranda buluyorlar ve kadın “senden ayrı kalmam derken şimdi sana ulaşamıyorum” diyor. Evet benim de kulaklarımda “Hiç Ayrılamam Derken Kavuşmak Hayal Oldu” dizeleri çınladı.

Beşinci bölümde ise daha ikinci randevularına çıkmışken, kendilerini hastanede bulan bir çift ile karşılaşıyoruz. Erkek ameliyat oluyor ve kız onun başında sabaha kadar bekliyor. Karşılıklı sorunları olan iki insanın birbirini tedavi etmesine şahit oluyoruz. Kızın narsistliği yüzünden bölüm şarkısı olarak Bif Naked-I love Myself Today seçtim.

Sıradaki bölümde baba özlemi yüzünden büyüyememiş bir kızın, baba hasreti yüzünden kendinden çok yaşlı birinden hoşlanmasını konu alıyor. Konu tatlıya bağlanınca, kızın gülüşü ile Her Yaşın Ayrı Güzelliği var çalıyor.

Son bölümde ikinci baharında aşkla tanışan bir çiftin yürek burkan vedasını izliyoruz. “Yeni aşk ihtiyarlar için bile şaşırtıcı derecede lütufkâr olabilir” diyor bir bölümde ne kadar güzel bir söz değil mi? Anlattıklarımdan sonra “ikinci bahar yaşıyor ömrüm” sizin de aklınıza geldi değil mi?  

Bir bölüm hakkında karar veremedim ne yazacağıma. O yüzden size bıraktım. Ev etkinliği olarak düşünün. Yorumlarınızı bekliyorum.

Benim aşka bakışım mı? Aşağıda.

Son olarak aşktan ben bir kitabımda “Sevgide önemli olan 'aşk' tır. İlk görüşte olsun, zamanla olsun, görmeden hissederek dahi olsun fark etmez. 'Aşk' ilerleyen zamanlar için bir birikimdir. Ne kadar büyük âşık olursan o kadar sağlam bir temel atarsın ileriye yönelik. Âşık olduğun kadar seveceksin ve sevileceksin çünkü. Bir zaman sonra 'aşk' ı kumbaraya atacaksın. Saklayacaksın. Zamanı geldiğinde, özlediğinde, o uzaktayken veya tartıştığında (en zor anında) bozdurup bozdurup sevgine katacaksın. Sevgin her zaman büyüyecek hem de 'aşkın' eksilmeden…” diyerek bahsetmiştim. Aşk doldursun günlerinizi.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum