Kitap & Edebiyat

Mukaddime Neyi Anlatıyor? -İbn Haldun


1300'lerde yaşayan bir entelektüel tarafından kaleme alınan, şahane bir dünya tarihi okumaya ne dersiniz? Ancak öncelikle belirtmeliyim ki; Mukaddime, anlatarak anlaşılabilmesi kısıtlı olan bir eser. Özümseyerek ve rehber olarak okunması daha tesirli. Bu sebeple adı gibi kısa bir giriş yapıp sonda vereceğim okuma tavsiyesini başa iliştirmiş olayım. 14. yüzyılda Müslüman bir hukukçu ve bilgin, kapsamlı bir dünya tarihi yazmaya karar verdi. İnsan uygarlığının dikkate değer ölçüde yenilikçi bir teorisini ortaya koyan, Mukaddime adlı bir giriş kitabı kaleme aldı. İbn Haldun, Birleşik İslam İmparatorlukları'nın küçük, yerel ve genellikle kısa ömürlü hanedanlara bölündüğü bir çağda yaşadı. Üstelik Kara Ölüm'ün trajik etkisini çok yakından gördü. Daha sonra toplumlar elbette gelişmeye devam etti. Ancak İbn Haldun, siyasi belirsizlik ve sosyal kargaşa ile çevrili bir dünyayla maalesef barışamadı. Görkemli bir geçmişe kafa yoran ve sklerotik bir şimdiki zamana karşı temkinli olan tüm büyük uygarlıkları rahatsız eden bir soruyu yanıtlamaya çalıştı. "Buraya nasıl geldik?" Sorunun cevabını net bir şekilde bulabilen var mı, bilmiyorum. Ama eğer varsan, ben de buradayım ve varım. Üstelik seni dinlemek için sabırsızlanıyorum. Genel anlamda biz insanlar düşünmeye başladığımız günden itibaren fiziksel dayanıklılığımızı da kaybetmeye başladık. Evrim süreci elbette hiçbir canlı için bitmedi. Fiziksel kırılganlığımızı telafi etmek adına gruplar halinde çalışmaya koyulduk. İbn Haldun eserinde yerleşik ve göçebe kültürler arasındaki dinamik gerilimi vurguluyor. Tarihi, sosyolojiyi, psikolojiyi, politikayı, ekonomiyi, etimolojiyi, antropolojiyi ve felsefeyi seviyorsanız ve evrim sürecini farklı bir bakış açısıyla incelemek isterseniz, bu kitap tam size göre. Üstelik “Mukaddime” farklı ortak görüşler arasında bir sinerji yaratıyor ve var olan çatışmayı net bir şekilde açıklıyor.
''Toplumlar da insanlar gibi doğar, gelişir ve ölürler.'' Mukaddime 1

İlerleme

İnsanlar, sosyal etkileşimlerde huzur buluyor ve çeşitli işbirlikleriyle yaşam biçimlerini iyileştirmenin yollarını arıyorlardı. Bu yüzden savunmasızdan korunaklıya dönüştük. Atalarımız açlıktan yiyecek ararken, korkutucu ve kana susamış etoburlar varlığımız için bir tehdit oluşturuyordu. Ancak İbn Haldun'a göre, yaratıcı bize herhangi bir silahtan çok daha güçlü bir şey verdi: "Düşünme yeteneği". Yıllar geçtikçe duyularımızı keskinleştirdik ve yerel zekayı geliştirdik. Düşünme yeteneği, bizi insan olarak diğer türlerden ayırır. Yüzyıllardır insanlığa yardım eden ve aynı şekilde devam eden hayatta kalabilmenin temeli budur. ''Giriş" anlamına gelen Mukaddime, tarihsel kayıtların önyargılarını ortadan kaldırmayı hedefler. İnsanlığın ilerlemesinde evrensel unsurlar bulmaya yönelik en erken girişimlerden biridir. İbn Haldun tarihe devrimci ve bilimsel bir şekilde yaklaşır. Bu da onu modern sosyoloji ve tarihçiliğin kurucu düşünürlerinden biri yapar. Mukaddime, toplumun ve kültürün nasıl aktığına odaklanır. 700 küsur yıllık ilerlemeden sonra bile bu zamana geçmişten ışık tutuşunu ve genel dünya görüşünü görmek hala çok ilginç.
''Mukaddime, herhangi bir zamanda herhangi bir zihin tarafından şimdiye kadar yaratılmış, türünün en büyük eseri olan bir tarih felesefesidir.'' Arnold J. Toynbee
MUKADDİME

Bazı önermeleri

İbn Haldun'un Mukaddime'de kabile toplumları ve sosyal güçler üzerine yaptığı tartışma, tezinin en ilginç kısmıdır. Dünyayı, krallıkların ve uygarlıkların oluşumları ve işleyişi hakkında derin bir kavrayışla aydınlatır. Ekonominin rolü de dahil olmak üzere, uygarlıkların tarihsel sürecine ilişkin felsefesini sunar. İktisat alanında fiyatı etkileyen arz ve talep faktörlerini inceler. Bununla birlikte paranın doğasını, işlevini ve paranın talebe ve faaliyet düzeyine göre ülkeden ülkeye dolaşımını açıklar. Tarihsel yazılarda özellikle yanlılık, kaynaklara aşırı güven, bir olayı gerçek bağlamına yerleştirememe olmak üzere hata kaynaklarını ayrıntılı olarak analiz eder. Devletin gelişimi ve devlet ile toplum arasındaki ilişki konusunda İbn Haldun şuna inanır; "Tek başına hareket eden birey, ne gerekli gıdayı ne de güvenliği elde edemediği için toplum gereklidir.'' Bunu ancak toplum içinde ve toplum aracılığıyla iş bölümü mümkün kılar. Devlet, insanlığın doğal saldırganlığını dizginlemek için sınırlayıcı bir güce duyulan ihtiyaçtan doğar. Toplumsuz bir devlet düşünülemez, devletsiz bir toplum ise neredeyse imkansızdır. Toplum, kendi iç yasalarına uyan bir organizmadır. İbn Haldun'un felsefeye bakışı, tasavvuf ile kelamı uzlaştırmaya çalışması bakımından Gazzali'nin bakış açısına benzemektedir. İbn Haldun, neoplatonik felsefeyi eleştirir. Varlığın hiyerarşisinin ve onun Tanrı'ya doğru ilerlemesinin vahiy olmadan mümkün olmadığını iddia eder.

Asabiyye

Asabiyye, İbn-i Haldun'un Mukaddime eserinde bahsettigi düşünce sistemlerinden biridir. Toplumların ilkellikten uygarlığa doğru ilerlemesini sağlayan temel bir toplumsal bağdır. Çölün ortamı karşılıklı sorumluluk ve topluluk temelli sosyal yapılar gerektirir. Bu yüzden göçebe gruplar güçlü bir "Asabiyye" biçimi yaşarlar. Asabiyye, bu grupları iktidara doğru yönlendirerek onları kentsel ortamlarda devlet otoritesi kurmaya yöneltir. Birkaç nesil sonra toplum, yerleşik hayatın şımarıklığına kapılır ve çöküşe geçer. Lüks ve kişisel şan arayışı artıkça, insanlar yöneticilere ve birbirlerine yabancılaşırlar. Bu toplumlardaki uyum kaybı, yerini daha büyük Asabiyye'ye sahip yeni bir gruba açar ve döngü yeniden başlar.  Ortaçağ Arap tarihinin çoğu eseri, Müslüman dünyası tarihçilerinin menşei olan ezoteriklerin malzemesi olarak kalır. İbn Haldun, ortaçağ İslamileştirilmiş bağlamından yazar. Mukaddime, modern sosyal bilimin çeşitli alanlarının öncüsü bir eserdir. Bugün dahi yaşadığımız çağın pek çok büyük toplulukları, İbn Haldun'un medeniyet teorisiyle ilişki kurmaktan faydalanmaya devam ediyor. Bununla birlikte topluluklardaki materyalizm ve bireycilik, insanların Tanrı, toplum ve daha büyük iyilik için fedakarlık değerine meydan okuyor. Mukaddime'ye göre yapıyı uygulama ve grup çalışması yoluyla inşa eden nesil, kolektif ihtiyaçlara hizmet etme misyonunu takdir eder. Kısacası Mukaddime, amaca yönelik Asabiyyetten toplumsal çürümeye inişin kaçınılmaz olarak gerçekleştiğini net bir şekilde gözler önüne seren bir eserdir.
Devlet yıkılmaya yüz tuttuğu devirde pazarda satılan her şeyin fiyatı artar. Her şeyden vergi alınır. Mukaddime 2
MUKADDİME

Son söz

İbn Haldun, kendi entelektüel bağlamının hem bir ürünü hem de onun içinde bir öncüdür. Aydınlanmanın somutlaşmışı, ruh arınma sürecini netleştiren sakinliktir. Bu saadeti tarif etmek için kullanılan pek çok terim vardır. Fakat aslında ona göre bunu açıklamanın en doğal yolu şudur: "Allah kalbinize hikmet verir."  Evet, hepsi çeşitli peygamberler tarafından getirilen binlerce din ve manevi yol var. Ancak tüm dünyada genel olarak üç yaygın toplu inanç baz alınıyor. İbn Haldun'a göre Kur'an, en ünlü fenomen ve karanlık dünyaya ışık tutan bir başyapıttır. Neredeyse tüm tarihçilere göre de Mukaddime, kusursuz bir dünya tarihidir. Bunu yargılamayı ve yorumlamayı sizlere bırakıyorum. Karga.lamaya devam edelim.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum