Gündem Güncel

NABZA GÖRE ŞERBET; ŞERBETİ BOL!


Onur Nurdoğan 23 Haziran 11:31

Bugün göğüs dekoltemde sıkılan musluklar, takılan cıvatalar var. Cıvata kelimesi kulağa pek hoş gelmiyor sanki? Civata olsa daha iyi olmaz mıydı? Amma velâkin bilinenin aksine cıvata doğru yazımıdır.

Nedir cıvata? İki parçayı birbirine tutturmak için kullanılan bağlantı elemanı diyebiliriz. Birçok yerde kullanılıyor. Sektör olarak makine ve inşaat sektörü herhalde en çok kullanıldığı alanlar olsa gerek. Cıvataların üstünden bir tur daha geçildi ve sıkıldı. Musluklardan akan suyun debisi düşmeye başladı. Nasıl mı?

Meselâ iki gün önce iki farklı kamu bankasını aradım. X bir şirket üzerine bir adet araç alacağımızı, finansal değerlendirmeye bağlı olmak kaydıyla mümkünse araç bedelinin tamamına kredi talep ettiğimizi söyledim. Bireysel değil ticari kredi olacağından araç bedelinin tamamına kadar kredi kullanma hakkımız vardı nihayetinde. Fakat aldığım yanıt ürkütücüydü. Bankalardan biri, araç bedelinin azami 30%’una kadar kredi verebileceğini, diğeri ise sabit faiz veremediklerini paylaştı. Sabit faiz verememek daha fazla ürküttü tabii. Ne demek bu? Örneğin, bugün 100.000 TL kredi kullandınız, aylık faiz 2,50%, 36 ay vadeli ve aylık taksidiniz 4.328 TL. Ancak, ilk taksidi ödeyeceğiniz gün banka, ‘’piyasanın ekonomik koşulları gereği aylık faiz oranı 2,80% oldu’’ dedi ve ödeyeceğiniz ilk taksit 4.540 TL'ye çıkıverdi. Bir diğer deyişle, aylık taksidiniz her ay artabilir de düşebilir de. Ancak bu ortamda bu seçeneğin sunuluyor olması, piyasa faizlerinin gün geçtikçe artıyor olmasından kaynaklı. Bu kredi çeşidine nabza göre şerbet korumalı kredi de diyebiliriz aslında.

Örneğin, en köklü özel bankalardan birinde hâli hazırda aylık oran 2,20% ama ne kadar peşinat ister muamma? Yahut verir mi krediyi? Aracı alacağımız markanın kendi finansman şirketi ise azami 90%’ına kadar kredi tahsisi yapabiliyor ancak aylık faizleri 3%’e dayanmış durumda. Finansman şirketleri de günün sonunda iç piyasadaki bankalardan borçlandığı için aylık faizler bu mertebelere maalesef ki çıkıyor.

Çıkmış ne diyorlar bi’ kulak verelim!

‘’122 bin Suriyeli’yi bulamıyoruz. Bunları iki yıldır aradık, taradık, hiçbir yerde bulamadı. Adreslerine gidip baktık, yoklar. ’’ dedi İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı. İngiltere Başbakanı Boris Amca ise sığınmacılara çip takmanın peşinde. Bir yıl sürecek yeni bir pilot program çerçevesinde elektronik takip cihazları takılarak göçmenlerin GPS takip cihazları taşıması, hükümetin sınır dışı edilmekle karşı karşıya olanlarla düzenli temas kurması, sokağa çıkma yasağı ve diğer kural ihlâllerini daha doğru bir şekilde takip etmesi test edilecekmiş. Maalesef insanlık, insanlığı nasıl yöneteceğini bulamadı henüz. Şerbeti ayarlamak zor zanaat...

Zor değil yahu! Bulmalıyız artık her yerde POS cihazlarını. Bizim mahallede ekmek, simit aldığım fırında yok meselâ. Para taşımak zül geliyor zaman zaman. Kartla ödemek, hele ki temassız ödeme yöntemi kesinlikle parayla alışverişten çok daha pratik. Mesele komisyon maliyeti ise resmiyette 70%’i aşmış bir enflasyon ortamında bahse konu maliyeti ekmeğin fiyatına yediririz be hacı. Nitekim, zamlara alışmış durumdayız. Ekmek bugün 4 TL, kredi kartı kullanma maliyetiyle 5 TL yaparsanız canımız acımaz. Canımız çıkmıştı ki…

Çıkarmalar devam ediyormuş Netflix’te. 200 bin abone kaybettiğini açıklayan firmanın imdadına bir Türk yetişti. "Netflix’te küfür ve en seviyesiz esprilerin yer aldığı, şarlatanlıktan öte bir meziyeti olmayan sözde komedyenlerin rol aldığı diziler artık haddi aşmıştır. Aile hayatı son sığınaktır. Bu sığınağın yağmalanması için planlı bir propaganda devrededir. Küfür etmenin neresine güleceğiz? Kadını metalaştıran, erkeği yozlaştıran ucube dizi sahnelerinin neresini beğenip takdir edeceğiz?” dedi ve Türkiye’de Netflix’i bilmeyen binlerce vatandaş Netflix’e üye oldu. Allah’ın izniyle bu badireyi bu desteklerle atlatacaktır Netflix.

Ekonomik açıdan bu kadar badireyi atlatmaya çalışan aile hayatımıza bir de Netflix ve Cem Yılmaz'ın yağmalama propagandası eklenince artık dayanacak gücümüz kalmamıştı. Neyse ki yetişti ve gevşemiş cıvatalarımızı bir nebze de olsa sıkıverdi. Nabzımızı her daim ölçen, başucumuzdan şerbetimizi eksik etmeyen Devlet Bahçeli’ye teşekkürlerimizle…

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum