Aktüel

NASIL VAZGEÇERİM?


Sezer Aygün 9 Şubat 15:48

Türkiye'de ortalama insan ömrü erkeklerde 75.3, kadınlarda ise 80.8 yıl. Bu, dünyada erkeklerde 70, kadınlarda ise 75 yaş olarak kayıtlara geçiyor. 1 saat, 60 dakikadır. 24 saatte (24x60), 1.440 dakika vardır. Yani bir gün tam olarak 1.440 dakika ve 86400 saniyedir. Peki ortalama bir ömrün yaşam süresi, 21.184 gün, 538. 232, 4 Saat, 32. 293 944 dakika. Evet, yaklaşık 500 bin saatimiz var yaşamak için. Uyku süresini çıkartın 330 bin aktif saat kalıyor geriye. Nereden baksan 30 (!) yaşımda olan benim için önümde, 14 bin 610 gün 233 bin 600 aktif saatim var demektir. Tabii ki şaka yapıyorum, Çin Seddi yapılırken seyretmişliğim var. Dolayısıyla, "Zaman açısından daha pratik olma dönemlerimdeyim!" diyebilirim. Yapacak çok şey var zira. Bunca girizgah neden yapıldı? Hemen onu yazıvereyim zaman kaybetmeden. Arkadaş, vazgeçmen gereken şeyden bir an önce vazgeç! Çünkü zaman tükeniyor ve vazgeçebilmenin büyüsüne hazırla kendini.

Potansiyele rağmen, kalmaya devam etmek mi?

Meşhur bir söz var ya; "İnsan en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır." Yani yüzlerce insanla arkadaş olamayız. Bu konuda belli bir kapasitemiz var. Bununla beraber aynı anda en fazla iki-üç işi bir arada yapabiliriz daha fazlasını değil. Konunun özüne gelirsek; kısıtlı bir vakit, belli bir zihinsel kapasitemiz ve arkadaş-iş-ilişki kotamız var. Hayal kurduğun, istediğin, plan yaptığın -ilişki, kariyer, vs.- durumlarda baktın ki işler yolunda gitmiyor. Yani toplamada sıfır, çarpmada bir... Üstelik yaşamdan aldığın zevki aşağı çekiyor. Ne yapardın? Bütün var olan potansiyeline rağmen kendine ihanet ederek kalmayı mı seçerdin? Gerçek istediğine yer açmak için eskisinden vazgeçmeyi mi tercih ederdin? Bak, uzatmadan yazıyorum! "Eskisini bırakmadığımız sürece yeniye, daha güzeline dair yer ve umut açılmayacak."

Cevaplar yine sizde, sezgilerinize güvenin!

Öncelikli tavsiyem "İnsan bir şeye neden takılı kalır?"; bunun bir tespiti yapılmalı. Bu konuda bir uzmandan destek ihtiyacınız varsa sakın çekinmeyin derim. Fakat, şu an bu yazıyı okuyan kargala.com okuyucusuna yardımcı olması açısından; "Bu işi, bu durumu ya da bir kişiyi bıraktığımda yaşamımda en kötü ne olur?" sorusunu kendinize sorun. Yapacağınız en heyecan verici keşiflerden birini deneyimlemeye başladınız. Bir cevap geldi mi? Geldiyse, "Peki ondan sonra ne olur?" diye devam edin. Muhakkak sizi rahatsız eden unutulmuş anlar yeniden canlanacak. Yüksek sezgilerinizle bunun geçici olduğuna inanın. Bu sokratik sorgulamalarınızda ihtiyacınız olan cevaplar, yine sizde. Kendi deneyimlerimden biliyorum. Yolculukların en büyülüsüdür, kendinizi tanımak. Gizli "beni" ortaya çıkarmak. Nelerden kolaylıkla vazgeçeceğinizi, ancak kendinizi bilirseniz keşfedeceksiniz.  

Sizi karmaşaya sokan yine sizsiniz. Kullanmaya hazır ve nazır bir akla da sahipsiniz, vazgeçilemeyen şeyler ağırdır. Yük olur. Sizi geride tutar. Bunları fark edin."Bir ağaç meyvesini ne zaman döker? Meyve olgunlaşınca. Hiçbir ağaç 'Hayır o benim, bende kalsın' demez." Dahası bunu siz de deneyimlediniz, olgunlaştınız ve artık bırakma zamanı. Vazgeçmeyle beraber CV’nize deneyimlerinizi de eklemiş vaziyette bir sonraki kata çıkacaksınız. Gördüğünüz manzaranın bir öncekinden daha ilham verici olduğunu ve buna, temas kurduğunuz içinizdeki gizli benin eşlik ettiğine şahit olacaksınız. Sonuç olarak, geriye bir tek adım atmak için biraz cesaret kalıyor. Sevgiyle...

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
yavuz
yavuz
07:44 @ 17.02.2022
son iki cümle bütün yazıyı özetlemiş.. aşkla atılan o ilk adım, cevap bu.. sorun da bu bazen, enteresan..
1 yanıt
14:28 @ 14.04.2022
bazen enteresan olanın etrafında dolanıyor aşk:))