Kitap & Edebiyat

Nietzsche Ağladığında neyi anlatıyor?


Sene 1882 ve nihilizm hayaleti Avrupa'da kol geziyor. Umutsuzluk, nüfusta yaygın ve kontrolsüz bir şekilde ilerliyor. Konvansiyonel tıbbın acılara sunmak için çok az tesellisi var. Üstelik alternatifi dini mistisizm daha da az etkili. Bu yüzden batı medeniyeti, depresyon ve histeri için yeni bir tedavi yöntemine şiddetle ihtiyaç duyuyor. Nietzsche Ağladığında eseri de bunun en güzel anlatılarından biri.

Çağdaş psikiyatrist ve kurgu yazarı Dr. Irvin D. Yalom, tıp alanında bir kariyere karar verirken kendisine "Tıbbın hangi bölümünün Tolstoy ile en yakından ilişkili olduğunu" sordu. Psikiyatri verdiği yegane yanıttı. Yalom, eserinde farklı koşullar altında psikoterapinin nasıl icat edildiğini göstermeyi amaçlıyor. Gerçekte Nietzsche ve Breuer hiç tanışmadılar. Ancak Yalom, 1882'de psikanalizin yeni doğmakta olan alanı, Friedrich Nietzsche'nin çalışmaları ve onun metafizik öncülleri arasında bir bağlantı gördü. Öte yandan Yalom, psikiyatri alanının tarihinin Freud ile başladığını kabul etmiyor. Ona göre psikiyatri eski filozoflarla başlar. Yalom'un bahsettiği; Epikuros, Demokritos ve Platon gibi isimler.

 “Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki, birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, hatta bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.” 

Nietzsche Ağladığında
Nietzsche

Nietzsche umutsuzdur

Yalom, bu kitapta Nietzsche'nin insan umutsuzluğu ve ıstırabı hakkında söylediklerini, ilk tanınan psikanalistlerden biri olan Josef Breuer'in prizmasından damıtmak istedi. Josef Breuer, Viyanalı başarılı bir doktordur. 1882'de Lou Salome adında genç bir kadın, Venedik'te tatildeyken onu ziyarete gelir. Arkadaşı Friedrich Nietzsche'nin çaresiz olduğunu belirtip, onu tedavi etmesini ister. Çünkü Salome Nietzsche'nin bu kadar depresif olmasının sebebini kendisi olarak görüyor. Bu yüzden intihar etmesinden endişeleniyor. Nietzsche'nin intiharı demek, dünyanın en büyük filozoflarından birinin yok olması demek. Salome insanlığı ondan mahrum bırakmaktan korkuyor. Dr. Breuer'i, Nietzsche'yi tedavi etmesi için ikna eder. Ancak Nietzsche'nin bunu bilmemesini ister. Hatta kendisinin aslında bir doktor tarafından tedavi edildiğini anlamamasının daha da iyi olacağını söyler. Arkadaşlarının tavsiyesi üzerine Nietzsche, Dr. Breuer'i görmek için Viyana'ya gider.

Aslında Nietzsche melankolinin yükü altındadır. Başlarda bunu ifşa etmeye isteksiz olsa da, güzel Lou Salome'nin büyüsüne kapılmıştır. Salome, aynı zamanda dünyanın önde gelen zihinlerinin çoğuyla bağlantıları olan ciddi bir entelektüeldir. Öte yandan Nietzsche gibi Breuer'in de psikolojik sıkıntıları vardır. Dr. Breuer, eski bir hastası olan Bertha Pappenheim'a karşı sürekli bir takıntısı olduğu için mutsuzdur. Ayrıca yine eski hastası Anna O. ile de cinsel ve romantik yönden takıntılı bir ilişkisi vardır. Anna O. Breuer'un konuşma terapisi ve rüya yorumu gibi erken dönem psikoterapötik tekniklerine odaklanan, avangard bir yöntemle tedavi ettiği ciddi bir hastadır. Karısı Mathilde'ye yabancılaşmasından kaynaklanan suçluluk duygularıyla boğuşan Breuer, isteksiz de olsa Nietzsche ile bir pazarlık yapmaya karar verir: Breuer, Nietzsche'nin hasta vücudunun doktoru olarak hizmet ederken, Nietzsche, Breuer'in zihninin ve ruhunun doktoru olarak hareket eder. Yazılarında ahlaki diseksiyon kavramına çok önem veren Nietzsche, bir ay sürecek bu anlaşmayı kabul eder.

 ''Ben ümitsizliği tedavi edemem Doktor Breuer. Ancak onu incelerim. Ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir.''

Nietzsche Ağladığında
Nietzsche

Nietzsche ve Breuer

Başlarda Nietzsche, Dr. Breuer'e güvenmek konusunda isteksizdir. Ancak Dr. Breuer, Nietzsche'yi gecenin bir yarısında şiddetli bir migren krizinden kurtardıktan sonra ilişkileri düzelir. Breuer, Nietzsche'nin ciddi bir klinik depresyon vakasının yanı sıra çeşitli zayıflatıcı fiziksel rahatsızlıklar yaşadığını görmektedir. -Nietzsche tüm bu verileri o zamandan beri mektuplarında ve yazılarında belgelemişti.- Önceleri danışmanlık seansları değişken ve rekabetçidir. Lakin zamanla iki adam gururlarının üstesinden gelir ve birbirlerine yardım etmeye çalışırlar. Gelgelelim Nietzsche, Venedik'te Dr. Breuer'i görmeye gelen kadın Lou Salome'a takıntılıdır. Tıpkı Dr. Breuer'in Bertha'ya takıntılı olduğu gibi. İkisinin de takıntıları, normal ilişkilere sahip olmalarını güçleştirir.

Yalom'un eseri, Nietzsche'nin psişesini ve erken dönem felsefi eserlerini incelemek için ideal bir mikroskop görevi görür. Breuer'in metodik analizi, hem insanı hem de filozofu kapsar ve bu ikiliği tüm tıbbi nesnellik ve disiplinle gözlemler. Kuşkusuz Yalom'un bir psikanalist olarak yetkinliği, Breuer ve Nietzsche'nin psikolojik araştırmasına yansır. Breuer, Nietzsche'nin çok çeşitli fiziksel ve psikolojik hastalıklarının semptomlarını: dayanılmaz migrenler, mide bulantısı nöbetleri, kötüleşen görme, kronik hazımsızlık, uyku haplarına bağımlılık ve şiddetli sinir hassasiyeti... olarak belgeliyor.

Eser, iki adam arasındaki uzun süreli tartışma ve istişare üzerinde ilerler. Yalom ayrıca anlatıya Nietzsche ile entrikacı kız kardeşi Elisabeth, Richard Wagner ve Basel Üniversitesi'nden arkadaşı Franz Overbeck de dahil olmak üzere sosyal grubundan birkaç kişi arasındaki bir dizi gerçek yazışmayı ekleyerek, monotonluğu gidermeye çalışır. Breuer, söylemleri aracılığıyla Nietzsche'nin değerlerini ve ideallerini üstlenir. Özellikle deneyimsizler için Nietzsche'nin erken dönem felsefi yazılarının ilkelerine -bireysel ilişkilerde iktidar mücadelesine ve trajedinin değerine ilişkin takıntısına- iyi bir genel bakış sağlar. Nietzsche sürekli olarak "Kendin ol!" diye öğüt verir. Dr. Breuer aydınlanmış bir adamdır. Ancak modern dünya görüşü bile Nietzsche'nin psikolojik araştırmasının baskısı altında sallanmaya başlar.

''Neysen o ol. Hakikat olmadan kişi kim ya da ne olduğunu nasıl keşfedebilir?''

Nietzsche Ağladığında
Sigmund Freud, Nietzsche

Freud

Genç Sigmund Freud da eserdeki baş karakterlerden biridir. 1882'de Freud, modern psikanalizin babası değil, akademik potansiyeli umut verici, saf bir tıp öğrencisiydi. Breuer ailesinde "Sigi" olarak bilinen Freud, eserde Breuer'in hem öğrencisi hem de arkadaşıdır. Ayrıca Breuer'in Nietzsche ile yaptığı terapiyle çok ilgilenir. Bir gün Breuer ve Nietzsche, Breuer'in babası, annesi ve erkek kardeşinin gömülü olduğu mezarlıkta yürüyüşe çıkarlar. Hatta Nietzsche, Breuer'in annesinin adının Bertha olduğunu fark eder. O sırada yaşlanma ve ölme korkusu hakkında felsefe yapmaya başlar. Breuer, bu konuşmaya dahil olan tüm duygu ve düşüncelerden çok etkilenir. Eve vardığında Freud'dan gelip onu hipnotize etmesini ister. Breuer hipnotize olurken nerede çalışacağına, kiminle evleneceğine ve diğer her şeye bilinçli kararlar vererek şimdiki hayatından ayrılma ve her şeye yeniden başlama hayalini gerçekleştirir. Bu hipnotizma sayesinde, Breuer hayallerinin hayatını çoktan seçtiğini fark eder ve Bertha takıntısından kurtulabilecektir. Üstelik iyileştiğinde arkadaşı Nietzsche'nin de Lou Salome'a olan takıntısından kurtulmasına yardım edebilecektir.

Nietzsche, takıntısının köklerinin yalnızlık korkusunda yattığını fark eder. Nietzsche'ye göre Lou Salome gerçek bir dost ve yoldaştır. Aynı zamanda aynı zihne sahip, romantik bir partneri temsil eder. O da saplantısından kurtulup, hayatı boyunca felsefe üzerine yazmaya devam edebilecektir. Yalom, sonsözünde Fransız yazar Andre Gide'den alıntı yapıyor: "Tarih, yaşanmış bir kurgudur. Kurgu, olmuş olabilecek bir tarihtir." Kısacası Yalom'un ürettiği şey tam olarak budur: Tarihsel olarak önemli zihinlerin varsayımsal bir buluşmasından daha fazlası... Yazar buradaki karakteri kurgulamıştır. Breuer'un Sigmund Freud ile bir dostluğu olduğu doğru olsa da, muhtemelen Friedrich Nietzsche ile hiç tanışmamıştır.

''Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?"

Nietzsche Ağladığında
Nietzsche

Eserin teması

Korku, Nietzsche Ağladığında eseri boyunca işlenen bir temadır. Başlangıçta, Dr. Josef Breuer, Lou Salome'ye sadece güzel ve çok zeki olduğu için değil, aynı zamanda hiç korkusu yokmuş gibi göründüğü için hayran kalır. Dr. Breuer hikayenin çoğunda umutsuzlukla boğuşuyor. Ancak umutsuzluğunun gerçek kaynağı korkusu. Dr. Breuer yaşlanma ve ölümden korkuyor. Ölmeden önce istediği hayatı yaşayamayacağından... Yaşlılığı ve ölümü hakkında düşünmekten kaçınmak için kontrol edebileceği bir şeye, Bertha ile ilgili fantezilerine odaklanıyor.

Aynı şekilde Nietzsche de bir korkuyla tüketilir. Roman, çoğunlukla üçüncü tekil şahıs bakış açısıyla yazılmıştır. Özellikle Nietzsche ve Breuer arasındaki diyalog sahnelerinde Dr. Breuer'in düşüncelerini duyuyor, ancak diğer karakterlerin düşüncelerini duymuyoruz. Üçüncü şahıs sınırlı bakış açısını kullanmak, yazarın bizi bu durumda belirli bir karakterin, Dr. Breuer'in karakter gelişimine yönlendirmesine izin verir. Hikayenin başında onun çok güçlü bir adam olduğu ve pek mütevazi olmadığı anlaşılıyor. Bununla birlikte kitabın sonunda, Nietzsche ile olan ilişkisi tarafından nasıl değiştirildiğine dair samimi ayrıntıları görmek mümkündür.

''Bizler arzu edilenden çok arzu etmeye aşığızdır!"

Nietzsche Ağladığında
Nietzsche

Son söz

Kitabın geneline bakacak olursak, Nietzsche sınırlı bakış açısı nedeniyle bir tür muamma olmaya devam ediyor. Ancak yazar bunu Nietzsche'den gelen mektupları kullanarak telafi ediyor. Son olarak okuyacak olanlara tavsiyem: Dr. Breuer ve Friedrich Nietzsche'nin karakterlerini karşılaştırın. Benzer mücadeleleri var mı? Birbirlerini gerçekten anlayabilirler mi? Sonra Nietzsche'nin Lou takıntısını Breuer'in Bertha takıntısıyla karşılaştırın. İki kadın nasıl farklı? Nasıl benzerler? Breuer'in güvercinlerinin sembolizmini tartışın. Güvercinleri serbest bırakmak, ona zarar vermekten çok ona yardım edecek mi? Onun için ne anlama geliyorlar?

Freud bu hikayede nasıl bir rol oynuyor? Hatta daha çok öğretmen mi yoksa öğrenci mi? Dr. Breuer için bir karakter düşmanı mı? Sizce Nietzsche, en büyük korkularından biriyken tecridi kucaklamaktan neden bahsediyor? Geçmişinin bununla bir ilgisi var mı? Ayrıca hipnotizma sahnesinde, tartışmaları sırasında kendinizi Josef veya Mathilde'nin tarafını tutarken buldunuz mu? Neden? Lütfen okuduktan sonra bu soruların cevaplarını kendinize verin. Hatta eğer dilerseniz benimle de paylaşın. Eserin film formunun da bulunduğunu söylemeden geçmeyeyim. Sizi eserden en sevdiğim diyaloglardan biriyle baş başa bırakıyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle. Kargala maya devam edin...

“Ama ikimizin arasında çok önemli bir fark var. Ben felsefeyi sizin için yaptığımı iddia etmiyorum. Oysa siz doktor, sizi motive eden şeyin bana hizmet etmek, acımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz. Bunlar rahiplere özgü propagandalarla kurnazca yönetilen köle zihniyetinin bir parçası. Daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun! Hiç kimsenin bir seyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir. Bu yorum sizi şaşırttı mı? Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz. Ama daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duygulan seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil. O halde, bana neden hizmet etmek istediğinizi tekrar sorabilir miyim? Sorumu tekrarlıyorum Doktor Breuer:" Nietzsche'nin sesi iyice sertleşmişti. "Sizi motive eden şey nedir?!''

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
3ncutekilsahis
3ncutekilsahis
09:08 @ 21.06.2022
Anlatım için teşekkürler Lütfen