Tarih

Noelin Ardından: Hristiyanlık ile Yahudilik Arasındaki Farklar


Alper Akyüz 12 Ocak 17:09

Her içinde olduğumuz Ocak bize sadece yeni bir yılın başlangıcı olarak gözükse de dünyada çok büyük nüfus kitlesine hitap eden Hristiyanların dini bayramıdır. Hristiyanlık esasen Yahudiliğin içinden, adeta Yahudileri tenkit ederek çıkmıştır. Hristiyanlık için Tanrının yaptığı yeni kurallardan dolayı kutsal kitabın adı Yeni Ahit olarak değişmiştir. Tanrının yeni getirdiği kuralların içerisinde en çok göze çarpanı aslında İsa’nın tanrının oğlu olduğu ve insanlığı kurtarmak için kendini feda ettiğidir. Çünkü İsa yer yüzüne insan şeklinde gelmiş bir tanrıdır. Görevi insanların kurtuluşa ermesidir. İsa’nın getirdiği en önemli kavram kurtuluş kavramıdır. Defaatle İncil de zikredilen insanların İsa’nın tanrını oğlu olduğuna inanmaları ve kurtuluşa ermeleridir.

Tabii bu birçok soruna nedende olmaktadır ki bu noktadan hareketle daha sonraları Hristiyanlığın mezhepleri doğmuştur. Mesela en önemli sorunlardan biri, İsa’nın doğumunda insan olarak mı yoksa Tanrı olarak mı doğduğudur. Buna monofizitler, "doğumundan çarmığa gerilene kadarki tüm süreçlerde Tanrı olduğunu" söyler. Diofizitler ise "İsa’nın önceleri insan olduğunu ancak otuz yaşına gelince ona indirilen kelamdan sonra Tanrı vasıflarını kazandığını" söyler. Doğal olarak buradan hareketle Meryem, -Tanrı olan İsa’yı değil- insan olanı doğurmuştur. Yani insan olan İsa’nın annesidir. Bunlar Hristiyanlığın en temel tartışma konularındandır.

Temelde ikisi de aynı gibi olsa da...

Konsillerde her ne kadar birtakım ortak kararlar alınsa bile temel ayrılıklar hala çözüme kavuşmuş değil. Ama bu Yahudiliğin yeniden zarar görmüş yanlarını tamir edip farklı bir dine dönüşmesi İsa’dan ziyade peşinden gelen Katolik inancı ve Paul ile olmuştur. Çünkü İsa’nın Yeni Ahit ile getirdiği değişiklik esas olarak, "Tanrının oğlu olarak bana inanın" şeklindedir. Dinin gerekleri manasında kullanılan şeriatta herhangi büyük bir değişiklik olmamıştır. İki din evlilik ve İsa’nın Tanrı olması konusunda farklılaşır. En temelinde Hristiyanlıkla bahsedilen ahlaki kurallar on emirin birebir aynısıdır.

İsa’nın sonrasında Katolik kilisesini kuran Paul, birçok ritüelin ve inanışın temel kaynağıdır. Bu geçtiğimiz günlerde yapılan komünyon ayininde ekmek ve şarapla temsil edilen İsa’nın kanı ve etidir. Bu durum, pagan dinlerinde gelen yamyamlık geleneğinin Yahudiliğe etki etmesi gibi Hristiyanlığa da bolca etki ettiğini göstermektedir. Zaten zamanla Katolik klişesinin çeşitli şekillerde uygulamalarına karşı reform hareketleri başlayacaktır. Kilisenin bu kadar baskı aracı olabilmesinde en büyük sebep papalık inancının dayandığı İncil'de geçen metinlerdir.

Paul ile Hristiyanlık usül değiştirdi

“Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.”

Mar. 8:27-30

Buradan hareketle daha sonradan Paul ismini alacak ilk papa Petrus kilisesini Roma’da kuracaktı. Tarihçilere göre Petrus’un Roma’ya gidip gitmediği bile tartışmalıdır. Ancak etkisi şüphesiz ortadır. İsa’nın ölümünden hemen sonraki süreçte birçok eski pagan inancını Hristiyanlığa getirmiştir. Biraz önce bahsettiğimiz komünyon ayini onun döneminde eklenmiştir. Dahası Teslis inancı -tam Türkçe karşılığı olmasa dahi üçleme olarak çevrilen Baba, Oğul ve Kutsal Ruh- bu dönemde temelden Hristiyanlık inancına yön vermiştir. Bunu kabul gördüren en önemli vurgu noktası bu üçlemenin bir tek tanrının 3 farklı yansıması olarak adlandırılmasıdır.

En temelde misyoner farklar var

Bu yumuşatma yeni oluşmakta olan bir dine daha çabuk sirayet etmesini sağlamıştır. Tabii bu düşünler ve inanış esasındaki fark, Yahudilerin Hristiyanlığı ayrı bir din olarak görmesine neden olmuştur. Yahudi dinin esası bir kabile dini olarak başlamasıdır. Yahuda Tanrı olarak şunu istemişti. "Siz diğer tanrıların içinden sadece beni seçin bende kavimler içerisinde sadece sizi seçeceğim." Dolayısıyla Yahudi inancı yayılmacı bir inanış değildir. Tebliğ etme veya misyonerlik faaliyeti yoktur. Eğer dışarıdan gelenseniz içerisine sizi almayacaktır.

Hristiyanlıkta ise dini yayma zorunluluğu vardır. Her bir iyi Hristiyan için dini yaymak gerek ve şarttır. Bunun en iyi örneği Latin Amerika’dır. Misyonerlik faaliyetleri o kadar başarılı olmuştur ki günümüzde dahi kıtanın yüzde 88’i Hristiyan’dır. Papalık tarihi çok daha ince bir şekilde el alınmalıdır. Dönemi itibariyle papalık birçok şeye etki etmiştir. O başka bir yazının konusu.

Şimdi ilk konuya geri dönelim. Baba Tanrı insanları sever. Sevdiği için yaratmış ve ilk insan Âdem cennetteyken onun canının sıkıldığını görüp eş olarak Havva’yı yaratmıştır. Şeytan da bunu fırsat görüp Havvadan yasak meyveyi almasını istemiştir. O da bunu Adem'den istemiş ve yasak elmadan yiyince de Baba Tanrı onları cennetten atmıştır. Cennetten atılmakla kalmayıp onlardan doğan her çocukta bu günaha ortak olmuştur. Dolayısıyla Baba Tanrı insanları çok sevdiği için onları bağışlamak ve günahlarını affetmek için Oğul Tanrı'yı dünyaya yollar. Mesih, Oğul tanrı olan İsa yeryüzünde yaşar ve en sonunda çarmıha gerilerek göklerde babasının yanına yükselir. Böylece insanların günahlarının kefaretini öder. Vaftiz de buna benzer bir anlam taşımaktadır. Doğan her çocuk en büyük babaları olan Adem’in işlediği suçun günahından arınmak için doğduktan sonra kutsal suyla yıkanır. Böylece günahlarından arınmış olmaktadır. Lafı daha fazla uzatmadan günahlardan arındığımız sağlıklı bir yıl diliyorum. Yeni yılınız hayatınızdaki en güzel yıl olur umarım.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum