Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Oblomov Kimdir? O Bir Atalet İkonu Mu?


Oblomov, Rus yazar Ivan Goncharov tarafından 1846 senesinde kaleme alındı. Goncharov, on dokuzuncu yüzyılın en ünlü Rus yazarlarından biri değil, ancak kesinlikle en büyük realistlerinden biri. Yüksek dozda sosyal eleştiri ve kara mizah içeren eser, ilk baskısını 1859'da yaptı. Oblomov; Gogol'un Ölü Canlar, Tolstoy'un Anna Karenina, Dostoyevski'nin Karamazov kardeşler gibi şaheserleriyle karşılaştırılabilecek kadar başarılı bir edebiyat klasiğidir. Roman, hayal dünyasında yaşayan ve çiftlik sahibi olmanın zenginliğiyle yaşamaya alışan bir adamın hikayesi. Üstelik yazar, eseri üzerinden, hiçbir atılım yapamayan Rus aristokrasisini ve memur hayatını da eleştiriyor. Oblomov karakteri üzerinden eleştirilen bu tembellik alışkanlığı sadece Oblomov'un değil, sistemin ve Oblomovizm'in de bir suçu olarak gösteriliyor.

Oblomov kimdir?

Otuz yaşlarında olan Oblomov, soylu bir ailenin tek çocuğudur. Hizmetçisi Zakhar ve aşçısı Anisha ile St Petersburg'da yaşamaktadır. Zamanının çoğunu yatakta uyuyarak veya hayata kayıtsız bir şaşkınlıkla bakarak geçirir. Aynı derecede tembel hizmetkarı tarafından teşvik edilen ve rutin olarak başkaları tarafından dolandırılan bir figürdür. Ömrü boyunca hiçbir iş yapmamıştır. Öyle ki saçlarını bile hizmetçileri tarar, elbisesini Zakhar giydirir. Bu yaşam koşulları Oblomov'u sadece bağırıp, emir veren, uyuşuk ve isteksiz bir bireye dönüştürür. Oblomov bu yaşam standartlarında herhangi bir yetenek geliştirmemiştir. Birçok şeyi yapmayı hayal eden, ancak hiçbir girişimde bulunmayan bir karakterdir. Ivan Goncharov, romanı baştan sona monografik bir teknikle yazmış. Bu yüzden kitap, Oblomov'un yaşamını bir bütün olarak anlatıyor. Ancak romanın odak noktası; Rus soylularının tembelliğinin bir eleştirisi olarak gösterilmiş. Oblomov huzurunu ve sessizliğini tehlikeye atabilecek her şeyden korkan bir adam. Rusya'nın uzak doğusunda yer alan mülkü Oblomovka'nın acil müdahaleye ihtiyacı var. Fakat Oblomov, Oblomovka'ya seyahat etmek şöyle bir dursun, komşusunun kendisine yazdığı mektuba bile cevap veremiyor.
Bütün kötülükler etrafını sarsa, dünyanın altı üstüne gelse, Oblomov kötülüğün ardından gitmez, her şeye rağmen temiz, dürüst ve iyi kalır… Oblomov
OBLOMOV

Karakter seçimi

Oblomov karakterinin tam karşıtı olarak karşılaştığımız Stoltz (Oblomov'un eski bir Alman arkadaşı), disiplinli ve çalışkan kimliğiyle Rus'lara önerilen olumlu bir model olarak sunuluyor. Oblomov'u bu ataletten kurtarmaya kararlı olan Olga'da öne çıkan karakterlerden bir diğeri. Oblomov karakteri parlak, duyarlı ve iyi niyetli birisi. Fakat bu hali onu oyunculuk yapamayan ve her zaman yenilen insanların sembolü haline getiriyor. Oblomov tüm iyi aristokratlar gibi birinci sınıf liberal bir eğitime sahiptir. Aynı zamanda çok da okuyan biridir. Lakin büyük düşünürler onda spekülatif gerçeğe susamışlık uyandıramamışlar gibi görünüyor. Açıkça Oblomov, Rusya'nın feodal düzeninin çöküşünü kınayan Çehov, Lermontov ve diğer pek çok yazarın eserlerindeki kahramanlardan aşağı kalmayan sosyal bir tiptir. Üstelik kimseler farketmese de onun bu hali, bilinçli bir atalet halidir. Yazar romanı geniş, güncel bir hiciv olarak ele almaktan kaçınmak için, onu güzel işlenmiş bir aşk hikayesine de dönüştürüyor. Oblomov, Olga adında yetim bir genç kadınla birlikte oluyor. Stolz karakteri, daha çok didaktik olarak Oblomov'un uyuşukluğunun panzehri olarak hizmet ediyor. Olga ise, bu iki kahramanın -hayatın doğru yönü hakkındaki birbirleriyle tartışmalarında- önemli bir orta karakterdir. Olga'nın enerjik bakış açısı, doğal sempatisiyle birleştiğinde, Oblomov'un tembelliğinin üstünde bir tonik işlevi görüyor. Ancak Oblomov romantizm için bile kılını kıpırdatmıyor.
Sen bir gelip, bir kayboluyordun. Tıpkı parlak, hızlı bir kuyrukyıldız gibi; bense her şeyi unutuyor, ağır ağır sönüyordum. Oblomov

Oblomovizm

Romanın yarattığı etkiden sonra Oblomovizm adı verilen bir kavram oluştu. Stolz'un öne sürdüğü bu terim, roman 1859'da yayınlandıktan hemen sonra, Rusya'da ve yurtdışında bir ev terimi haline geldi. Edebiyat eleştirmeni Dobrolyubov, Oblomovizmin toplumsal bir sorun olduğunu, serfliğin kaldırılması gibi reformlardan korkan eski aristokrasiyi temsil ettiğinin söyler. Yarı Alman olan Stolz ilerleme ve modernleşmeyi temsil eder. Gereksiz insanın (ki bunun nihai örneği Oblomov'dur) aksine kararlıdır ve kendi hayatının sorumluluğunu alır. Oblomovizm, genellikle eski Rus toplumu için bir semboldür. Hatta bazıları onu Rusya'nın ulusal hastalığı olarak adlandıracak kadar ileri gider.
OBLOMOV

Biraz yazardan...

İvan Aleksandroviç Goncharov otuz yılı aşkın bir kamu hizmeti kariyerinden sonra, hayatının ileri yıllarında edebi üne kavuşmuş bir Rus yazardır. Goncharov aynı zamanda, Rusya'daki sosyal değişimi dramatize eden ve Rus edebiyatının en canlı ve unutulmaz karakterlerinden bazılarını yaratan bir romancı ve seyahat yazarıdır. Goncharov unutulmaz eseri Oblomov'da üçüncü şahıs anlatıcıyı kullanır. Kişileri karakterize etmek için çoğunlukla diyaloglara yer verir. Hatta neredeyse anlatıcının kendi yargılarını kullanmasına izin vermez. Özellikle ev sahnelerini anlatırken kullandığı fantastik mizah anlayışı harika bir tat veriyor. Bu da çalışmalarını nadiren duygusal yapıyor. Bana kalırsa Oblomov kesinlikle tartışmasız bir baş yapıt. Romandaki konuların çoğu hala güncelliğini koruyor. Goncharov, romanının üzerinde uzunca yıllar çalıştı. Yazarın öngörüleriyle kaleme aldığı bu roman, 1861 senesinde Serfliğin kaldırılması gibi büyük bir reformun arifesine denk gelir. Zamanlama mükemmeldir. Çünkü o senelerde yavaş toplum sıcak bir konuydu. Kısacası Goncharov, sosyal sorunları ele almak için mizahı kullanıyor. Rüya gibi yazma tarzı hoş ama sizi Tolstoy ve Dostoyevski'nin götürdüğü iniş çıkışlara götürmüyor. Oblomov'un toplum üzerinde ''Stolz etkisi'' olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak Goncharov'a bakarsanız, böylesine derinlere kök salmış bir Oblomovizm'in tedavisi yok. Goncharov, Oblomov'un yanlış anlaşılmazlığının trajediye dönüşmesine izin vermiyor. Romanın sosyal hiciv haline gelmesine izin vermediği gibi. Peki ya siz ne dersiniz? Oblomov güncel tanımıyla tükenmişlik sendromunda olan bir hasta mı? Hatta hepimiz biraz Oblomov'muyuz?
Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu. Oblomov

Son söz; bir tavsiye

Kitapların diğer formlarına olan ilgimi bilmeyen kaldı mı? Hayır, bence kalmadı. Bu harika kitabın beyaz perdeye taşınmış formuna değinmeden edemeyeceğim. Ünlü yapımcı, yönetmen ve oyuncu Nikita Mikhalkov'un aynı adlı romandan uyarladığı 1979 yapımı filmin asıl adı ''Oblomov'un Yaşamından Birkaç Gün'' dür. Bana kalırsa Mikhalkov'un en basarılı filmi. Özellikle kitapların filme aktarımı konusundaki başarısız örneklere şahit olduktan sonra... Mikhalkov esas metine mümkün olduğunca sadık bir film ortaya koymuş. O yüzden kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Birlikte karga.la maya devam...
https://youtu.be/_uQ_cJAeR4c
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum