Gündem

ÖDÜL OYUNU


Onur Nurdoğan 28 Nisan 10:35

Bugün göğüs dekoltemde 6’lı masa toplantısı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Musevi Hahambaşı İsak Haleva, Katolik Süryani Patrik Vekili Orhan Çanlı, Türkiye Ermenileri Patriği Sahag Maşalyan, Süryani Kadim Cemaat Patrik Vekili Yusuf Çetin’in de yer aldığı Beştepe’deki iftara dair Hürriyet’teki fotoğraf masanın sanki ‘’6’lı masa’’ olduğuna işaret eder gibiydi. Halbuki masada –yanlış saymadıysam- 24 kişi vardı; farklı fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla.

Yıllık yaklaşık %24 faizle bankadan kredi alıp borçlanmak harika bir şey değil mi? Normal şartlar altında, böyle bir ortamda ''harika bir şey'' olmaması lazım fakat TÜFE’nin %61, ÜFE’nin %115 olduğu bir yerde ‘’bedava’’ olan bu krediyi hangi işveren kaçırmak ister? İstemiyor da zaten. Enflasyona ezilmekten kurtulan bir kısım sabit gelirlinin dahi borçlanmak için mal aradığı dönemdeyiz. Araba, ev falan filan...

Öte yandan ise çöpten ekmek toplayanların toplam nüfus içindeki payı günden güne artmakta.

Araba bulabilen araba, ev bulabilen ev alıyor.

Alım gücüne biraz güvenen borçlanmak için tetikte! Mühim olan mal bulabilmek. Klişe söylemler misali, ‘’araba yok ki abi’’ demek istemiyorum. Zaman zaman otomobil bayilerini geziyorum. Kimi markalar 2-3 ay sonrasına sıra yazarken, kimi markaların elinde araç olduğunu görüyorum ancak ‘’algı’’ daha ziyade önümüzdeki aylara sıra yazıldığı yönünde olduğundan, gelinen bu ortam direkt olarak ikinci el piyasasına yansıyor.

En büyük ikinci el satış platformlarından sahibinden.com’da 4-5 otomobil markasının belli başlı tiplerini bir süredir takip ediyorum. Özellikle son 1 aydır ilandaki araç sayısı günlük bazda ciddi ölçüde azalmakta. İnsanlar ya araçlarını satıyor ya da fiyatların daha da artacağını düşünerek araçlarını ilandan kaldırıyor; ‘’acaba aracımı ucuza mı satmış olurum?’’ endişesiyle. Son günlerde de Mayıs ayında gelecek olası kallavi zam oranları dillenmekte. Rivayete göre Audi, önümüzdeki haftalarda %20-%25 mertebesinde zam yapacakmış. Kurun bir miktar geri gelmiş olması belki bu şiddeti bir nebze azaltır ama emtia fiyatlarındaki artış; bir diğer deyişle bilhassa Avrupa’daki enflasyon bu zamların ana gerekçelerinin başında geliyor. Tedarik zincirindeki problemler ise her gün yeni bir darboğaza sebep oluyor. Velhasıl, dilimize pelesenk olan çip sıkıntısının yanı sıra çeşitli tedarik problemleri günün sonunda fiyat artışına omuz atıyor.

Arabası olanın arabasını, evi olanın evini yenilediği bir dönemin içerisinden geçiyoruz. ‘’Bu ne kadar böyle devam eder?’’ sorusuna yanıt vermek güç ama en azından 2023’e pek de farklı bir senaryoyla gireceğiz gibi görünmüyor. Amma velâkin bir şerh koyarak; burası Türkiye!

En nihayetinde burası Türkiye!

Yarın o ‘’6’lı masa’’ tek parti olarak da kalabilir. Adaya ilk veda eden Ali Babacan oldu görünüyor. Bu hamleyle Ali Babacan bir ‘’game changer’’ oldu mu hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Davutoğlu da ‘’hadi eyvallah’’ dedikten sonra masaya kimler dahil edilmeye çalışılacak; onu da göreceğiz. Kim bilir? Türkiye İşçi Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi olmaz mı dersiniz? Bilemiyorum Altan. Göreceğiz!

2023’te ünlüler mi galip gelecek yoksa gönüllüler mi; göreceğiz şayet ömrümüz yeterse. Seçim günü heyecanını, Fenerbahçe-Galatasaray maçına tercih ediyorum; ne yalan söyleyeyim. Nitekim, gönüllülerde dokunulmazlığı olan Kılıçdaroğlu ve Akşener. Karamollaoğlu, Uysal ve Davutoğlu ödül oyunlarındaki ödülün kıymetiharbiyesine göre ‘’tamam’’ ya da ‘’devam’’ diyecek sanki. Ünlülere de bir gençlik aşısı lazım. Onun formülü de kolay değil. ‘’Ne ödül verebiliriz?’’ diye beyin fırtınaları yaşanıyordur illaki.

İllaki canım… Nedir? Çöpten ekmek toplayan ciğeri çıkıkların dişi karnında olanlara inandığı, heybeli meleklerin ödülleri topladığı sisteme siyaset denir. Azınlıkların önemi ve skandallar gün geçtikçe artacak. Dikkat!

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum