Aktüel Sağlık

ÖFKENİZLE DANS EDİN: ÖFKE DANSI


Sezer Aygün 29 Aralık 07:45

Tangoya aşkın dansı derler ama aslında bütün ilişkiler tango gibidir. Karşı tarafla hep bağlantıda olduğun sevgi dolu ritimler mevcuttur. Doğal olarak kuralları da vardır. Bu kuralları ihlal ettiğinizde veya adımları tam atmadığınızda o güzellik gider yerine bir kargaşa izlersiniz. Erkek güven sembolüdür ve kadına yön verir. Kadın da bunun farkında olarak ahenkle onu takip eder. Tangoda ilk bağlantı tutuştur. Fakat her birey dansın içinde nasıl rahat ediyorsa kendi ahenkli tutuşunu oluşturur. Özgür bir bağlılık... Ama tutuşu bozan herhangi bir durum oluştu, diyelim. Böyle bir durumda dansı bırakıp sektöründe lider bir psikopat gibi mi davranırsınız? İyi kız rolüne bürünüp dansı yavaştan mı alırsınız? Ya da gözyaşlarına boğulup kendinizi suçlar, belki öfkeyle ayaklarınızı saklama eğiliminde de olabilirsiniz. İşte herkesin gayet yakından aşina olduğu öfkeyi, detaylarıyla bir dansa benzeterek anlatan Dr. Harriet Lerner’in, Öfke Dansı kitabından bizlere öneriler...

Her ilişki benzersizdir

İnsanlar farklıdır ve yakın olmak, aynı olmak anlamına gelmez. Her ilişki benzersizdir ama o ilişkiyi benzersiz yapan da bize yapılan davranışların, bizim onlara yaptığımız davranışların sonucu olmasıdır. Yani ihtimal odur ki, açığa çıkacak ilişki senaryoları sayısızdır. Beraber olunan herkesle genelde farklılaşır ve farklılıkları fark edip anlamak kadar, çatışmaların da olması muhtemeldir. Önemli olan sürecin kendisini, duygusal olgunluk seviyesinde yürütmektir.

Öfke, yaşamda önemli bir sorunu ihmal ettiğimizin ya da kendi değer, inanç ve arzularımızdan çok şey feda ettiğimizin bir işareti. Öfke de diğer duygular gibi bir amaç üzere var. Bedenimizi ve ruhumuzu tanımlama yolunda ya dış dünyaya "Hayır!" ya da kendi isteklerimize "Evet!" demeye yönlendirir. Her biri de kendi içinde değişimin işaretidir. Yani hayatta bir şeylerin değişmesi gerektiğini gösterir. Her zaman öfkenin bir nedeni bulunur ve ilgi görmeye hak eder. Önce şunu belirleyin: "Kime, neden öfkeliyim? Sorun ne? Bunu kendimi güçsüz hissetmeden, çaresiz hissetmeden, savunmaya ya da saldırıya geçmeden nasıl sağlıklı biçimde ifade edebilirim? Öfkeyi sorunu çözmeye hizmet edecek biçimde nasıl açığa vurmalıyım?" Şunu belirtmeliyim ki; öfkeyi uygun biçimde ifade etmeyenlerle hiç etmeyenler arasında bir işlev farkı yok. İkisi de işlevsiz. Fakat öfke konusunda insanların yaşadığı asıl sorun, etkisiz bir kavga ile doğru sesi çıkaramamak arasındaki sıkışmışlık durumu. 

Öfkeyle harekete geçen bilinçaltı 

Öfke geldiğinde duygusal yoğunluk artar ve bu yoğunluk içerde yaşanan duyguların net olarak gözlemlenmesini engelliyor olabilir. Bazen öfke enerjisiyle sonuçsuz bir savaşa girmemizin nedeni, sadece görünme isteğimiz olur. Bazen de tepki göstermeniz gereken yerde gözyaşlarıyla sessiz kalarak mevcut durumu korumaya çalışırız.

Bunların birçok sebebi vardır.

  • Olaydan kendimizi suçluyoruzdur.
  • Açık olmanın karşı tarafı huzursuz edeceğinden çekiniyor ve bununla nasıl başa çıkacağımızı bilemiyoruzdur.
  • Aradaki farkların ortaya dökülmesinden korkuyoruzdur.
  • Gereğinden fazla özveride bulunmakla beraber ilişkinin sorumluluğunu yetersiz veya aşırı yükleniyoruzdur.
  • Farkına varmadan başkalarını korumak için kendimizi feda ediyoruzdur.

Bu davranışların hepsi kitapta yazıldığına göre başkalarıyla uyumu sağlama adına; "Kendini benliksizleştirmek". İnsan kendinden uzaklaştığında farkına varmadan benliksiz hale gelebilir.

İnsan acizdir. Bunun yanında güçlü olduğumuz konular olsa dahi muhakkak bazı konularda yetersizizdir ve yardım isteyebiliriz.  Bu muhtaçlık durumunu ve incinebilirliğini paylaşmamak, kendini olduğundan daha büyük gösterir. En üst seviye uyumun dansı tangoda partnerlerden biri tüm hareketleri nasıl yüklenmezse, ilişkiler için de bu geçerlidir. Kendi payına düşenden daha fazlasını yüklenirsen dansın görselliğini bozarsın. Benliğinize ihanet etmeden, kendini suçlamadan ve kendini sorunun nedeni olarak görmeden ilişki kurmak, kendi alanını korumaktır.

İşte alanınızı korumak için altın öğütler:

  • Konu sizin için önemliyse muhakkak konuşun.
  • Öfkeni söyle ama kendi ses tonunda.
  • Etkisiz suçlama yerine isteklerine sahip çık.
  • Öfken arttıysa tartışmaya biraz ara vermekte hiçbir sakınca yok.
  • Karşı tarafa teşhis koymadan, vaaz vermeden ve dalga geçmeden konuş.-
  • Net ol.
  • Farklılıkları kabul et.
  • Herkes kendi davranışından sorumludur. Başkalarını gereksiz yere tartışmaya dahil etme.
  • Üçüncü bir kişi aracılığıyla konuşma.

Eskisi gibi ol

Tüm bunlarla beraber değişimler uzun süreç gerektirebilir ve çoğu zaman sancılıdır. Sorunsuz bir şekilde değişimi beklemek, bir miktar ütopik olabilir. Kişinin kendini tamamlaması yolunda öfkenin size yol gösteren bilgeliğinden faydalanın. Çünkü o sizi kendi bilgeliğinizle tanıştıracak. Benliğinizi tamamlamak ve kendinize özgü olmanıza yardımcı oluyor. Düşünün sizden sadece bir tane var ve duygularınız sizin özgünlüğünüzde ortaya çıkıyor. Bunun yanında değişimle beraber, çevrenin güçlü bir muhalefetiyle karşılaşacağınızı da bilmeniz gerekir. Size eskisi gibi olmanız konusunda bilinçsizce gelecek tepkilere kendi direncinizle cevap vermekten çekinmeyin. Çoğumuz olanaksızı isteriz ama buna sadece kararlılıkla devam edenler ulaşır.    

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum