Aktüel

ÖĞRETMENİN DEĞERSİZLEŞMESİ ÜZERİNE


Konuk Yazar 1 Nisan 10:50

Öğretmenlik, yüzyıllardır mesai kavramı olarak algılanmayan kutsal bir meslektir. Peki son zamanlarda öğretmenlere yönelik olarak yapılan sayısız saygısızlığın sebebi nedir? Öğretmenler toplumda neden eskisi kadar değer görmüyor? Bu haftaki konumuz özel okullar ve öğretmene "verilen" değer üzerine...

Genel bakış

Öğretmenlik insanlık tarihin başından beri en önemli mesleklerden biridir. Bilgiyi paylaşan ve etrafını aydınlatan öğretmen, toplum nezdinde de saygıyla karşılanmıştır. Bu saygı öğretmenin girdiği ortamlarda da kendini belli eder. Köylerde, şehirlerde ortama öğretmen bir girdiğinde insanların çeki düzen vermeye çalışması bunun örneğidir.

Geçmişten günümüze

Geçmiş zamanlarda görev yapmış öğretmen duayenleri dinledikçe mesleğin aslında ne kadar kutsal olduğunu görme fırsatı yakalıyoruz. Fakat değişen dünya düzeni ile beraber gelişen teknoloji bizde de çarpık gelişmeleri beraberinde getirdi. Kapitalizmin gelişmesiyle beraber her alanda olduğu gibi eğitim de sermaye alanına dahil oldu. Özellikle eğitimin kâr amacı olarak görülmesi bu bozulmanın başlıca sebebi.

Özel eğitim kurumlarının çıkışı

Özel okullar özellikle Osmanlı'nın son zamanlarında ortaya çıkmaya başladı. Avrupa'nın, Osmanlı'nın iç işlerine karışmasını önlemek için yapılan atılımların başında gelen Tanzimat Fermanı ile Batılılaşma da başlamış oldu. Batılılaşmanın da etkisiyle özel okullar Tanzimat döneminde yabancı ve azınlıkların öncülüğünde gelişti. Bu her ne kadar iç işlerine karışılmaması için yapılan bir atılım olsa da işin aslı öyle olmadı.

Sonrasında Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkmasıyla eğitim tek elde toplandı ve aykırı politikalar bir nebze olsun bertaraf edilmiş oldu. Özel okullar cumhuriyetin ilk yıllarında devam etse de özellikle 1980 yılına kadar stabil bir şekilde seyir gösterdi. Seksen sonrasında ise yavaş yavaş özel okulların artış eğilimi başladı.

Milenyum çağı

2000'lerin başına geldiğimizde ise Türklerin, azınlıkların, yabancıların ve uluslararası kuruluşlu özel okulların sayısı 1400 dolaylarındaydı. Yine bu dönemde devlete ait olan ilk ve ortaöğretim okul sayısı 50 bin civarındaydı.

Günümüzde devlet okullarının sayısının yaklaşık olarak 55 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Devlet okullarının sayılarındaki bu az miktarda artış, artan nüfusla birlikte özel okullara da bir alan açtı. Özellikle 2000'lerin başından bu yana özel okul sayısı 11 kat artarak yaklaşık olarak 14 bini buldu. 2000'lerin başında özel okulların resmi okullara oranı %2 civarındaydı. Bu oran günümüzde %25-30 arasında değişiklik göstermektedir.

Özel okula gitmeye iten nedenler

Haklı olarak insanlar çocuklarının iyi bir eğitim görmesi ve güzel bir geleceğe sahip olması için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle büyük şehirlerdeki sınıf mevcutlarının kalabalığı, özel eğitim kurumlarını cazip hale getiriyor. Sadece bu da değil tabii ki...

Özel okullara iten bir başka sebep de adrese dayalı yerleştirme sistemi. Bu da yakın çevresinde istediği okula yerleşemeyen öğrencilerin özel okula kayıt yaptırmasına sebep oluyor. Bu şekilde okul görünümünden uzak nice yapıların ortaya çıkması kaçınılmaz oldu.

Bu sisteme ek olarak 2014 yılında temel liseler açılmaya başladı. Buralara gidenlere teşvik uygulaması da beraberinde geldi. Doğal olarak bu da özel okullara olan rağbeti arttırdı.

Özel okullardaki çalışma koşulları

Devlet kurumlarının sayısındaki artışın fazla olmaması, her yıl verilen mezunlar atanamayan öğretmenlerin birikmesine neden oldu. Bu birikim de atanamayan öğretmenler sorununu ortaya çıkardı. Tabii atanamayan öğretmenler de ekmek kapısı olarak özel okullara yöneldi.

Özellikle veli memnuniyeti üzerine kurulan özel eğitim kurumlarında öğretmenler emeklerinin karşılığını alamadıklarını farklı platformlarda belirtmeye başladı. Her ne kadar bu konuda bir farkındalık yaratmaya çalışsalar da sesini duyuramayan binlerce öğretmen hâlâ daha mevcut.

İşinden memnun olmayan -fakat işsizlikle karşı karşıya olan- öğretmenlerin, baskıcı yöneticiler yüzünden içinde bulundukları psikolojik sıkıntılarla öğrenciye bakış açısı da değişiyor şüphesiz.

Veli her zaman haklıdır

Veli her zaman haklıdır düşüncesi başlı başına bu sorunun temelini oluşturuyor. Öğrenciyi bir sermaye olarak gören sistem ile birlikte öğrenci vazgeçilmez olduğunu düşünmekte. Bu düşünce "paranı biz veriyoruz" düşüncesi ile birleşince de öğrencinin saygısı bitiyor. Buna bir de internette tıklanma merakı eklenince işler daha da vahim hale geliyor.

Zor şartlarda çalışan öğretmenlerin sorunları ayrı bir yazı konusu. Fakat öğretmenin değil velinin yanında duran sistemin yürümesi bir yerden sonra açık vermeye başlayacaktır. Öğrencinin yukarıda belirttiğimiz düşüncelere sahip olması bugün karşılaştığımız yakışıksız görüntülerin ortaya çıkmasının başlıca sebebi.

Daha fazlası için #nevarneyokkargala

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum