Kitap & Edebiyat

Ölü Canlar Kitabında Gogol Ne Anlatıyor?


Ölü Canlar, Rus yazar Nikolay Gogol'un en kült romanlarından biri, bir başyapıttır. Yazarın nüktedanlığı ve taze üslubu, 19. yüzyılın başlarındaki Rus toplumuna ışık tutar. Eser, Rusya'nın taşra kasabalarındaki durumunu mükemmel bir şekilde özetleyen bir çalışmadır. Bu ilgi çekici başlık, ana karakter Çiçikov'un kendi adına serfleri veya ruhları toplamaya başladığı kitabın olay örgüsüne atıfta bulunur. Daha felsefi bir düzeyde başlık, okuyucunun romanda tanıştığı karakterlerin kişiliklerine atıfta bulunur. Karakterlerin eylemleri, toplumsal beklentilerle tutarlı olsa da yozlaşmıştır. Böylelikle Gogol, okuyucunun 19. yüzyıl Rus dünyasının nihai etikliğini sorgulamasını sağlar. Eserin konusuna girmeden önce biraz karakterleri tanıtmak istiyorum. Zira kitabın anlaşılırlığı için bu büyük önem taşıyor.

Karakterler

Çiçikov: Ölü Canlar romanının ana kahramanıdır. Çiçikov'un itici gücü, bölgedeki serf sahiplerinden ölü ruhlar elde etme arzusudur.  N- kasabasına vardığında içtenlikle karşılanır ve orada yaşayanları etkiler. İlk başta onu sıcak kanlı ve dürüst bir insan olarak görürüz. Ancak anlatı ilerledikçe daha farklı yönleriyle karşılaşırız. Adı, Rusça "hapşırma" kelimesinden türetilmiştir.

Selifan: Çiçikov'un araba şoförüdür. Aptal ve tembel olarak tasvir edilmiştir. Ayrıca romandaki diğer birçok karakterden daha düşük bir sosyal duruşa sahiptir.

Manilov: Çiçikov'un ziyaret ettiği ilk serf sahibidir. Arkadaş canlısıdır ve son derece duygusal biridir. Adı, Rusça'da "cezbetmek, çekmek veya çağırmak" anlamına gelir.

Dul Korobochka: Çiçikov'un ziyaret ettiği ikinci serf sahibidir. Korobochka, dünyayla bağlantısı olmayan ihtiyar ve kurnaz bir kadındır. Adı, Rusça'da "küçük kutu" anlamına geliyor.

Nozdrev: Üçüncü serf sahibidir. İnanılmaz derecede iki yüzlü biridir. Öte yandan çok amatördür. Gogol, herkesin kesinlikle Nozdrev ile benzer özelliklere sahip birini tanıdığını iddia ediyor. Nozdrev insanları kandıran, kumar bağımlısı kaba bir adamdır. Nozdrev aynı zamanda "burun deliği"nin Rusça karşılığıdır.

Sobakevich: Dördüncü serf sahibidir. Ahlaki kuralları önemsemez. Çiçikov'a ölü ruhları satmaya çalışan sessiz ve becerikli bir adamdır. Adı Rusça'da "köpek" anlamına gelir.

Plyushkin: Beşinci ve son serf sahibidir. Çiçikov, onu ilk gördüğünde onun bir serf olduğunu düşünür. Sorunlu bir geçmişi vardır. Bu yüzden çiftliğiyle ilgilenememiştir. Bu nedenle Çiçikov ondan çok sayıda serf satın alabiliyor.

Ölü Canlar

Ölü canlar eserinin konusu

Roman, Çiçikov'un N... kasabasına gelmesiyle başlar. Herkes tarafından, örnek insan olduğu düşünüldüğü için saygıyla karşılanır. Kasabanın sosyal toplantılarına davet edilir. Araba şoförü Selifan ile kırsalda dolaşmaya başlar ve ölü serfleri satın alacak arazi sahipleri arar. Arazi sahipleri, romanın mizahının çoğu onlarla olan etkileşimlerden türetilen komik ve basit karikatürler olarak sunulur. Arazi sahiplerine yapılan ziyaretler nedeniyle olay örgüsü çok döngüsel ilerler.

Çiçikov, ölü ruhları ele geçirmesini biraz engelleyen güvensizlik ve açgözlülüğe rağmen, dört yüz ölü ruhu toplayarak, Pliushkin ile görüştükten sonra köye döner. Geri döndüğünde, derhal insanlarla şenliklere devam eder. Ancak sonunda, satın aldığı tüm serflerin öldüğünü anladıklarında, Çiçikov hakkında söylentiler yayılmaya başlar. Bazıları valinin kızıyla birlikte kaçmak istediğine dair varsayımda bulunur. Bazıları Çiçikov'un kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışan, kılık değiştirmiş Napolyon olduğunu düşünür. Hatta bir adam, Çiçikov'un bacağını savaşta kaybetmiş eski bir savaş gazisi olduğunu belirtiyor. Çiçikov ilk başta mutlu bir şekilde insanların dedikodularından habersizdir. Ancak tüm bunları öğrendiğinde hızla kasabayı terk eder.

Son bölümde Çiçikov'un hayatının detayları ortaya çıkıyor. Para konusunda yetenekli, çalışkan bir öğrenciydi. Mezun olduktan sonra çeşitli devlet işlerinde çalıştı. Ölü ruhların edinilmesinin gerçek nedeni de ortaya çıkıyor: hızlı bir şekilde zengin olma planı... Çiçikov'un nereye gideceği veya bundan sonra ne yapmayı planladığı belli olmadığı için roman belirsiz bir şekilde bitiyor.

Ölü Canlar eserindeki temalar

Yapaylığa Karşı Doğallık: 

Yüzeyde birçok karakter belirli şekillerde hareket ederken, nadiren gerçek renklerini gösterirler. Örneğin Çiçikov, kasaba sakinlerinin çoğuna hoş ve çekici bir adam olarak görünür. Ancak gerçekte böyle biri değildir. İki yüzlü Nozdrev ve diğer arazi sahipleri gibi karakterler, gerçek duygularını ancak etrafta kimse yokken gösterdikleri için birbirlerine benzerler. Nozdrev, farklı insanlarla birlikte olduğu zamanlar farklı maskeler bile takıyor. Üstelik her insanın duymak istediği şeye göre kalıba giriyor. Bu tema, bu döneme ait Puşkin'in şiirsel romanı Yevgeni Onegin gibi diğer Rus eserlerinde yaygındır. Buradaki fark, Gogol'un Rusya söz konusu olduğunda hiçbir şeyin gerçekten doğal olmadığını söylemesidir. Kitapta başkalarının beğenisini kazanmayan ve gerçekte kim olduğunu göstermeyen karakter neredeyse yoktur.

Açgözlülük: 

Çiçikov'un ölü ruhları satın almak için gittiği tüm arazi sahipleri, onunla satış fiyatı üzerinden pazarlık yapar. Buradaki karakterler o kadar açgözlüdür ki sonunda kendilerine zarar verirler. Ölü Canlar ile buna dikkat çeken Gogol, Rus toplumunun başka bir kesimini eleştiriyor ve hicvediyor.

Materyalizm: 

Eserde olay örgüsü yerine betimleme tercih ediliyor. Bu bazılarını rahatsız etse de tasarımdaki bu seçimin arkasında iyi bir neden var. 19. yüzyıl Rusya'sında, kişinin sosyal konumu her şey demekti. Bu sosyal konumu, kişinin sahip olduğu şeyler belirliyordu. Bu nedenle Çiçikov o ölü ruhları çok arzuluyor. Gogol, insanların sahip oldukları şeylerin tanımlarını olay örgüsüne anlam açısından yerleştirerek, kişinin zenginliğini ve malını gösterme ihtiyacını hicvediyor. Aynı zamanda kişinin sahip olduklarını, hayattaki en önemli şeyler olarak görmesinin tuzaklarını ortaya koyuyor.

Dedikodu: 

Dedikodu, romanda çok yaygın olarak kullanılan bir motiftir. Hatta kitabın son bölümlerinde, Çiçikov'un planlarını bitiren dedikodudur. Köy halkı, Çiçikov ve geçmişi hakkında birbirleriyle dedikodu yapıyor. Onun için gerçek olmayan geçmişler yaratıyor. Buradaki amaç, kasaba halkının geri kalmışlığına dikkat çekmektir. Kendilerini zeki ve yetenekli bireyler olarak görmelerine rağmen, varsayımlarında akıl dışıdırlar ve dedikoduya can atarlar. Üstelik derinlerindeki sulak taşra köklerinden kaçamazlar ve sonunda bunlar kaçınılmaz olarak gün ışığına çıkar.

Ölü Canlar

Son söz

Gogol, Ölü Canlar adını alacak eserden ilk olarak 1835'de, arkadaşı Aleksandr Puşkin'e yazdığı bir mektupta bahsetti. Bu sırada, Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları ve Arabeskler gibi büyük beğeni toplayan kısa öykü koleksiyonları yayınlayarak, zaten tanınmış bir romancıydı. Ölü Canlar'dan çok uzun bir roman olarak söz etti ve "Burun" ve "Palto" gibi kısa öyküleri yazarken ve Avrupa'yı dolaşırken roman üzerinde aralıklı olarak çalışmaya devam etti. Ölü Canlar'ın çoğu, Roma'da geçirdiği süre boyunca yazılmıştır. Uzun çalışmalardan sonra, roman nihayet 1842'de yayınlandı. Gogol, yayınlanan kitabının Dante'nin İlahi Komedya'sındaki ilk bölümün -cehennem- modern bir çevirisi olduğunu ileri sürdü. Aynı proje üzerinde çalışmaya devam etti. Ancak yavaş yavaş bir düşüş yaşadı. 1852'de Gogol depresyona girdi ve Ölü Canlar'ın devamı olacak olanlar da dahil olmak üzere el yazmalarını yaktı. Gogol bundan dokuz gün sonra öldü. Neyse ki üzerinde çalıştığı el yazmasının bazı parçaları hayatta kaldı.

Eser temel olarak bir roman olarak kabul edilmiştir. Ancak Gogol, belki de felsefi nitelikleri ve Rus İmparatorluğu'nun durumu hakkındaki düşünceleri nedeniyle onu bir şiir olarak adlandırır. Ölü Canlar'ı önceki edebi gelenekten ayıran, betimleme merkezli yönüdür. Rus toplumunun materyalizmi, dedikoducu doğası ve yozlaşması gibi hataların tartışıldığı bu tema -bu unsuru görmek için Chichikov'un öne çıkmasına bakmak yeterlidir-, Rus edebiyat geleneğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Hayat nedir? Acılar vadisi. Dünya nedir? Hissiz insan kalabalığı…

Gogol- Ölü Canlar
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum