Sağlık

Panik Atak Sırasında Vücuduma Ne Oluyor?


Konuk Yazar 13 Ocak 10:06

Panik atak, aniden ortaya çıkan, ortalama 10-30 dakika arası değişen sürelerde seyreden ve kişinin öleceğini ya da çıldıracağını “sandığı” bir kaygı/korku nöbetidir. Öncelikle bu klasik tanımla beraber panik atak belirtilerine yakından bakalım.

Panik atakta en sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Ani başlayan nefes darlığı ya da daha iyi bir tabirle “nefesin yetmiyormuş gibi olması” hissi
  • Çarpıntı, kalbin çok güçlü atması ya da sanki aralarda tekliyor gibi olması hissi
  • Terleme, sıcak basması
  • Ellerde, kolda -genelde sol kolda daha belirgin- uyuşma, karıncalanma ya da ağrı
  • Bacaklarda kasılma, titreme
  • Boğazda bir şey takılıyormuş hissi ya da boğulacakmış gibi hissetme
  • Ağız kuruluğu, kulaklarda çınlama, baş dönmesi
  • Tüm bu belirtilerle beraber bayılacak gibi hissetme,
  • Öleceğim yahut çıldıracağım, delireceğim korkusu.

Bu belirtilere kimi zaman mide bulantısı, kusma, ani başlayan ishal, etraf değişiyor ya da kendini atak sırasında dışarıdan izliyor hissine kapılma gibi durumlar da eşlik eder.

Şimdi, bu belirtiler bir kenarda dursun. Vücudun neden bu tepkileri verdiğine bakalım.

Pitbull sever misiniz?

Sokakta yürürken aniden karşıdan üzerinize doğru koşarak gelen bir pitbull düşünün. Bir anda korkar ve onun gelişinin aksi istikamete doğru koşmaya başlarsınız. Koşmanız lazımdır, başka çareniz yok. Bu sırada beynimiz çok hızlı bir şekilde yaklaşan tehdidi algılar ve “tabana kuvvet” kaçma moduna geçirir vücudu. Burada tabana kuvvet yerine siz kaslara kuvvet diye düşünün. Peki bu kaslar ne istiyor? Bolca oksijen ve bunun yanında biraz da hızlı yakacak glikoz. Bunu kim sağlayacak? Kalp ve akciğerler...

Yani bunların biraz daha yoğun çalışması lazım. İşte bunun için kalbin güçlü güçlü ve bazen hızlı atması, akciğerlerin havayı daha derin daha derin çekmesi gerekir. Bu arada kaslar da gergin hale geçer, hızlıca kasılıp gevşeme işini yapmak için... Bazı kaslarda bu gerilmiş halde bekleme durumu fazlaca olabilir; baş boyun ve sırt kasları gibi... Bu arada kalp, akciğer, kaslar ve vücudun ısıtma/terleme sistemleri çalışırken bir yandan da o sırada acil lazım olmayan sindirim sistemini bekleme moduna alır vücut. Ağızda tükürük salgısı azalır, midenin hareketleri yavaşlar veya tersine çalışabilir.

Durun ve tüm bu belirtilerin ortada bir pitbull yokken ortaya çıktığını düşünün. İşte panik atak tam olarak budur. Ortada bir saldırı yokken vücut saldırı var gibi hisseder. Şimdi bu paragrafı bitirince dönüp üstteki belirtiler paragrafını tekrar okuyun. Büyük oranda aklınıza yattı sanırım.

Sadece iki yer eksik kaldı: Karıncalanma hissi ve öleceğim/delireceğim korkusu...

Karıncalanma tam olarak şöyle ortaya çıkıyor. (Bunu evde kendiniz de deneyin) İtten kaçmak için koşacak olsak kaslar, deli gibi karbondioksit üretecek ve onu canım akciğerler derin derin alıp verdiği nefesle atacak. Fakat koşmadığımız halde akciğerler, “tehdit varmış gibi” çalışınca bu defa karbondioksiti gereksiz fazla atar. Bu yüzden de kanda iyonize kalsiyum düzeyi düşer ve o da kısaca karıncalanma hissine sebep olur. Ama bu da zararsız bir his.

Kısır döngü ve şiddetli kaygı

İkinci mevzu, öleceğim/çıldıracağım korkusu: Biri kapının arkasına saklanıp sonra da aniden "böh!" diye bizi korkutsa, o zaman kalbimiz bir süre çok fena atar, elimiz ayağımız titrer ama "bana ne oluyor lan?" demeyiz. "Bu hayvan bizi korkuttuğu için oldu" deriz kendimize. Peki ortada “görünür” bir sebep yokken vücudunuzda tüm bunların olması? Anlamadığınız bir şekilde kalp güm güm, nefes derin derin…. Diğer tüm belirtiler... İşte bu noktada "Bana ne oluyor?” deriz. “Neler oluyor, neden nabzım arttı, neden nefesim yetmiyor, ellerim uyuştu, kolum karıncalandı, ağzım kurudu, ne oluyor bana?” Zaten bunu oluşturan korkuydu, halen korkunun içindeyken vücuttaki bu garip olayları da korku ile yorumlarız. Üstelik tüm bu “sebepsiz” saçmalıkları en kötüsüne yorarız bu korkuyla: Öleceğim/çıldıracağım. Bitti mi? Bitmedi. Biz korktukça da kısır döngü devam eder: korku giderek artar, artan korku yukarıda bahsettiğim sistemleri daha güçlü çalıştırır.

Nihayet bir süre sonra frenler devreye girer ve panik atak yatışır. Yazın yağan yağmur gibi gelir, yağar ve hiçbir iz bırakmadan gider. Yarım saat-bir saat sonra yine her yer kurudur. Yağmurdan önce olduğu gibi...

İşte, meşhur panik atak tam olarak böyle oluyor. Okuyun, okutun. Hem kendiniz için hem de etrafta panik ataktan muzdarip olanlar için panik atağı tanımak, tedavisinin ilk basamağıdır. Haftaya tedavisinden bahsedeceğim, şimdilik sevgiyle kalın!

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
hacerdemir
hacerdemir
23:28 @ 14.01.2022
Vav çok iyi orneklemeler.muzdarip olduğum konu ve yardım alıyorum.haftayaki yazıyı merakla bekliyorum