Sağlık

PANİK ATAK SIRASINDA YAPILACAKLAR


Konuk Yazar 19 Ocak 20:04

Önceki yazıda panik atak sırasında ortaya çıkan belirtilerin neler olduğunu ve bunların nasıl ortaya çıktığını anlatmıştım. Henüz okumayanlar buradan okuyabilirler.

Peki neden anlattım bunu? Bilmek ne işe yarayacak? Bu soruyu aslında sadece, hiç panik atak yaşamamışlar sorabilir. Bir Panik bozukluk hastası için terapinin ilk basamağı budur. Bu arada, bir panik atak yaşadıktan sonra beraberinde, “Ya bir daha atak olursa?” korkusu da olunca buna "panik bozukluk" diyoruz. Yani panik atak olayın; panik bozukluk ise süreklilik arz eden tablonun adı. Birbiri yerine de kullanabilirsiniz, caizdir. Konumuza dönelim. Terapinin ilk basamağı atağı tanımaktır. Buna terapi literatüründe "psikoeğitim" denir.

Panik bozukluk için terapi

Burada iki önemli mevzu var:

  • 1. Atak sırasında ne yapacağım?
  • 2. Ataklardan ebediyen kurtulmak için ne yapacağım?

Bu yazıda "atak sırasında yapılacakları" anlatacağım. İkinci sorunun cevabı bir sonraki yazımda. Konuya girmeden önce bir hastamdan duyduğum güzel bir benzetme ile başlayayım: “Sinan Bey, bu suç işleyenleri falan alıp hapse atıyorlar ya, üç yıl, beş yıl hapis falan veriyorlar. Onun yerine bir makine olsa, bunlara bir ay boyunca her gün panik atak yaşatsalar. Bak bakalım bir daha suç işliyorlar mı? Bu öyle lanet bir şey valla. Zor...” Tam olarak böyle, evet. Bu yüzden de bir an önce kurtulmak istemek de sonuna kadar haklı insan. Öte yandan, zamana ihtiyaç var, alışınca kaybolacak. Nasıl mı alışacağız?

Atak sırasında yapılacaklar

Bu atakların en önemli özelliği atak sırasında yaşanan yoğun dehşet ve korku halidir. “Öleceğim!”, “Kalp krizi geçiriyorum!”, “Çıldıracağım!”, “Bayılacağım!”, “Kendimi kaybedeceğim!” gibi düşünceler geçer kişinin kafasından. Ama tabii ki direkt bu düşünce ile başlamaz ataklar. Öncesinde zararsız bir bedensel belirti ya da tetikleyici ortam ile korku fitili ateşlenir. AVM’de bir anda nefesiniz daralmaya başlar ve böylece atak start almış olur. Burada işte önceki yazıda bahsi geçen durumu hatırlamak gerekir. Öleceğini ya da çıldıracağını düşünen bir insanın korkması kadar doğal bir şey yok. Peki, daha önce de ataklar yaşadınız, hatta ilk birkaç atağınızda “acillik” oldunuz; kanlarınıza ve kalbinize bakıldı. Vücudunuzun tıkır tıkır çalıştığı söylendi, değil mi? Dahası daha öleceğinizi düşündünüz atak sırasında. Ama öldünüz mü? Hayır. Sonra size, "Sizde panik atak hastalığı var" dendi. Psikiyatristinizle görüştünüz ve artık tanı net.

Tüm bu yaşadıklarınız ve birazdan atak sırasında yaşayacaklarınız da bu hastalığın belirtisi. Birazdan kolunuz uyuşacaksa da, elleriniz karıncalanacaksa da, etraf değişiyor gibi garip bir hisse kapılacaksanız da bunların hepsi zararsız ve atağın belirtisi. Zararsız! Daha önce mükerreren tecrübe ettiniz işte; geldi, vurdu, geçti. 

Kaygı bozukluklarının hepsinde geçerli bir söz vardır; “İstediği kadar havlasın, ısırmaz!” Burada da geçerli bu. Gelir, atak süresince havlar havlar, illallah ettirecek kadar havlar hem de. Sonra da çeker gider. Bazı ataklarda “Ama bu defa farklı!” diye de düşünebilirsiniz. Farklı farklı belirtiler eklense de hepsi aynı; havlayan ama ısırmayan bir köpek... 

Bilginin gücü

Peki ne işe yarıyor bunu bilmek? Atağın öldürmeyeceğini, hatta hiçbir iz bırakmadan geçip gideceğini bilirseniz, atakla ilgili belirtiler geldiğinde daha az korkarsınız. Çünkü bunun yine gelip şansını deneyip sonra da geçip giden bir şey olduğunu artık bilirsiniz. Pek tabii ki o sırada yoğun korku ile bu kadar sakin düşünmenizi beklemeyiz. Siz de kendinizden bunu beklemeyin. "Doktor anlattı, tamam artık baş etmeliyim!" diye düşünüp sonra da yine korkunca demoralize olmayın. Anlatıyoruz ama biliyoruz ki bunu bilmek, atakları bir anda kesmez. O kadar dehşet içindeyken gerçekçi tarafımız direksiyonu tam olarak ele almaz. Öte yandan şunu da biliyoruz ki, panik atağın süresi beş dakika daha kısalsa ya da tepe noktada yaşadığınız sıkıntı 10 üzerinden 10 iken, 9'a düşse bile bu bir başarıdır. İşte tam olarak psikoeğitim kısmından beklentimiz de budur. Her atakta giderek daha aşağı gider bu ve atakların süresi de giderek kısalır. En nihayetinde, biter gider.

Seanslarda hep anlatırım: Yolda birini çevirseniz "Al sana şu kadar para, bu da benim panik atağım. Bundan sonra sen yaşa, senin olsun" deseniz, o kişi daha ilk panikatağı yaşadıktan sonra gelir "Al kardeşim paranı da atağını da. Lanet olsun, bu neymiş arkadaş?" der. Kesinlikle böyle. Bu anlamda bir an önce iyileşmek istemekte de kesinlikle haklısınız. Buna kimsenin itirazı yok, gelin görün ki kazın ayağı öyle değil. Ataklar onlara alıştıkça ortadan kalkacak ve yavaş yavaş zayıflayacak. O havlayan köpek havlamayı zamanla bırakacak.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
hacerdemir
hacerdemir
09:26 @ 20.01.2022
Gülerek okudum desem.??Anlattiklarinizi aynen yaşıyorum.10 dan 8 e indim.Basariyorum galiba