Aktüel

PYGMALION: KENDİ KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET


Sezer Aygün 18 Mayıs 10:58

Herkes başarılı olmak ister. Bunun için çalışır çabalar. Fakat etkileşimde bulunduğumuz insanların bizden beklentisi de bu sonucu etkileyen çok önemli bir dinamiktir. Yani tüm davranışlarımızdan başarılarımıza kadar edindiğimiz deneyimlerimizin tamamı bize ait değil. Ailemiz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımızın olumlu düşünceleri de sonuca entegre oluyor. Bu gerçekleşme haline pygmalion etkisi deniyor. Bir şeyin beklendiği gibi sonuçlanması durumu... Kısaca beklenti etkisi... Yani kendi kendini gerçekleştiren kehanet. (self fulfilling prophecy)

Büyük aşkın öznesi: Galatea

İsim antik bir Yunan efsanesinden geliyor. Bu mite göre Pygmalion, Kıbrısta yaşayan bir heykeltıraştır. Kendi döneminin kadınlarını ahlaktan yoksun bulduğu için sevmemektedir. Hayalinde bir kadın canlandırır ve onu yontar. Galatea adını verdiği heykeli giydirir ve süsler sonrasında da aşık olur ve onun canlanması için dua eder. Onu öptüğünde heykelin canlandığını fark eder.

Bu Pygmalion etkisi ise adını George Bernard Shaw’ın Pygmalion isimli bir oyunundan almıştır. Shaw bu efsaneyi zamanından günümüze 1912 yılında "bir kadın yaratmak" şeklinde taşımış. Oyunda ünlü fonetik uzmanı Henry Higgins tesadüfen çiçekçi kız Eliza Doolittle ile tanışır. Ona konuşma davranış, görgü gibi konularda eğitim verir. Ama Higgins kızı her defasında aşağılar. Eğer verdiği eğitim olmasa onun bir hiç olacağını yüzüne vurur. Fakat, bir kaç ay sonra Londra’da herkes, gizemli ve çekici bir kadını konuşmaktadır. Oyun heykeltraş Pygmalion'daki gibi güzel bir sonla bitmez. Çiçekçi kız Higginsten hoşlanmasına rağmen onun küçümsemelerine katlanmaz ve bir başka aristokrat ile evlenir.

Sanat her zaman dönüştürür

Oyun herkesin beklediği gibi bir sonla bitmemesine rağmen İngiliz toplumunda algılara yönelik ciddi değişimlere vesile olur. Shaw’ın 1950'deki ölümünden sonra hakları satın alınarak 1956'da Pygmalion Broadway müzikaline dönüşür ve 1965 yılında 8 Oscar kazanır. Türkiye'de ise 2010 yılında Gönülçelen dizisi şeklinde (eleştirilerin başarısız bulduğu) bir uyarlama yapıldı. (Başrollerinde Tuba Büyüküstün ve Cansel Elçin). Bununla birlikte, Devlet tiyatroları sahnesinde “Bir kadın yarattım” ismiyle denk gelirseniz bakabilirsiniz.

Tekrar pygmalion etkisine dönecek olursak bu etkinin öncesi ve sonrası şeklinde Rosenthal ve Jacobsen bir deney yapar. Öğretmenlere kendi ilkokul öğrencilerini zeka testine tabi tuttuklarını söylerler. Bu “test” sonucunda Rosenthal ve Jacobsen, zeki buldukları ve akademik olarak ilerlemesini bekledikleri öğrencilerin isimlerini öğretmenlere bildirirler. Fakat, öğretmenler akademik olarak başarılı görülmesi beklenen öğrencileri aslında bilmezler. Rastgele seçilen ve öğretmenlerin zeki olarak bildiği bu öğrencilerin 8 ay sonrasında sınav notlarına bakıldığında gerçekten de büyük bir başarı gösterirler. Öğretmenler, akademik olarak başarılı olacaklarını düşündükleri öğrencilere tüm hal ve tavırlarıyla farklı davranmışlardır. Beklentilerini yüksek tutmuşlardır. Öğrenciler de bu beklentiyi fark edip kendilerine olan inancı yüksek tutup daha çok çalışma içine girerler. Tüm bu öğrencilerin başarı seviyesinin yükselmesi ile Pygmalion etkisi doğrulanmış olur.

“İnsanlardan belirli bir davranışı yapmalarını beklediğimizde, kendimiz de bu davranışın gerçekleşmesini olasılığını arttıracak şekilde davranmaya yöneliriz.”

Rosenthal ve Babad

Benzer şekilde düşük beklentilerin, düşük veya olumsuz sonuçlara yol açmasına “Golem Etkisi” adı verilmektedir

Aklımdaki başıma geldi

Doğal olarak hayatta her zaman pozitif beklentiler olmaz. Tam tersi şekilde pygmalionun karanlık tarafının adı ise Golem etkisi. Tüm bu çalışmaların sonucunu özetleyecek olursak; insan neyi beklerse onun gerçekleşme olasılığını yükseltir. Yani düşünceleriniz davranışlarınıza yön verir. Eğer bu bir önyargı ise olumsuz sonuçlara evrilecek, iyi beklentilerin ise tüm sonucu etkileme ihtimali yüksek olur. Etrafımızda herhangi bir konuda daha yüksek potansiyeli olduğunu düşündüğümüz insanlara daha çok destek veririz. Desteklenen kişi kendisine daha çok güvenir. Dolayısıyla potansiyelini daha verimli kullanır. Tam tersi şekilde de başarısız olacağını düşündüğümüz kişiler için daha olumsuz davranışlar sergileriz. Bu tutumlar güveni zedeler. Çözüm üretemez hale gelip kendini sabote eder. Başarısızlık ihtimali artar. Yine kendini gerçekleştiren kehanet ortaya çıkar. Aslında başarısız bulduğumuz kişilerde bizim etkimizi düşünecek olursak başarısızlık sadece onların değil, sonuç bizi de bir noktada sorumluluk altına alıyor. Basit bir dille; hepimiz birbirimize görünmez bağlarla bağlıyız. Yani sonuç hepimizin...

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
Hacer
Hacer
22:26 @ 18.05.2022
Düşüncelerimiz davranislarimiza yön verir."iyi düşün ,güzel söyle "diye söylenir.Sizin yazdıklarınızı destekleyen bir söz.