Bilim & Teknoloji

Radyasyonun Hayatımızdaki Yeri Nedir?


Mehmet Yılmaz 27 Aralık 16:15

Radyasyonu ilk duyduğunuzda aklınıza küflü peynire dönmüş metaller, çoraklaşmış araziler ve hatta mutasyonik canavarlar geliyordur. Bu son söylediğim daha çok Metro serisi için geçerlidir. Karaderililer, dev sıçanlar, hipnoz ediciler, vs… Ancak radyasyon sanıldığı kadar korkutucu değildir. Hatta kanserden ölmemek için bile bile bunu çekeriz içimize. E bu durumda da hayatımızın bir parçası haline geliyor. Ama tabi o kadar ürkütücü bir şey değil. Tabii belirli bir doza kadar. Mesela Çernobil..? Merak etmeyin; sadece bir saatlik uçakla seyahatiniz orada bulunmanızdan daha fazla radyasyona maruz kalmanıza vesile olur. Yani kısacası radyasyon hem faydalı hem de zararlıdır. Evet; faydalı! isterseniz bu durumun hayatımızdaki iyi ve kötü etkilerine bir bakalım.

Radyoaktif maddeler

Aslında radyasyon iki başlığa ayrılır. Tip 1 ve tip 2 diye... Birinci tip, iyonlaştırıcı olmayan radyasyondur. Canlı sağlığına pek de bir zararı yoktur. Bunları daha çok radyo dalgalarında, mikrodalgalarda, kızılötesi ışınlarda gözlemleyebiliriz. Hatta görünür ışık bile radyasyondur. Mesela alışveriş merkezlerinde uzun süre durduğunuzda bir yorgunlukla karşılaşırsınız. Baş ağrısı, bel ağrısı, gözlerde yanma, vs… İşte bunlar radyasyonun aşırı dozdaki sonuçlarıdır. Bir nevi zehirlenmiş olursunuz. Ama ikinci tip kadar zararlı değillerdir.

İkinci tip radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyondur. Bunlar canlı sağlığını oldukça tehdit etmektedirler. Alfa ve beta parçacıkları, X-ışınları, gama ışınları örnek verilebilir. Bu dalgaların dalga boyu çok ama çok küçüktür. Vücutta dokulara hatta hücrelere temas ederler. Yüksek enerjileri sayesinde de bozunmalar yapımı DNA’yı etkileyerek kalıtsal rahatsızlıklara sebep olurlar. İşte bu parçacık ve ışınları yayan maddelere de radyoaktif madde diyoruz.

İyonlaştırıcı olmayan radyasyon

Bu radyasyon birinci tipe giriyor. Teknoloji başta olmak üzere birçok kullanım alanı vardır. Özellikle de sağlık sektöründe yeri yadsınamaz. Görüntü elde etmede, kötü huylu hücre ve tümörleri yok etmede, röntgen çekiminde ve daha bir sürü işlemlerde kullanılmaktadırlar. 

Örneğin X-ışınları, birçok alanda kullanılıyor. Bu ışınlar sayesinde iç organların görüntülerini istediğimiz şekilde elde edebiliyor ya da kanserli dokuları yok edebiliyoruz. Bunların yanı sıra endüstriyel alanda da kullanımları var. Örneğin boruların, buhar kazanlarının, çeşitli makine akşamlarının iç kısımlarının görüntüsü yine X-ışınları sayesinde oluyor. Bunlar radyografinin çalışma alanına girer. Ayrıca güvenlik amaçlı mekânlara giriş ve çıkışlarda da X-Ray cihazları kullanılmaktadır. 

İyonlaştırıcı radyasyon

İyonlarını radyasyonlar, ikinci tip radyasyondur. Bu radyasyonun ışınları Vanlılar üzerinde nesiller boyunca devam edebilecek kalıtsal düzeyde hastalıklara sebep olur. Dalga boylarının çok küçük ve enerjilerinin de çok yüksek olmasından dolayı canlı hücrelerin DNA’larına kadar etki edebilmektedirler. Bunun sonucunda genetik bozukluklar, kanser ve ölüm meydana gelir. 

Günümüzün en önemli sorunlarından biri de radyoaktif atıkların depolanmasıdır. Bu sorun en az radyasyon kaynakları kadar önemlidir. Bu tür atıklar genelde ya bir su havuzu içinde variller şeklinde saklanır ya da belli bölgelerde toprak altında yine variller sayesinde saklanırlar. Ha; "neden bu atıkları yok etmiyoruz veya geri dönüştürmüyoruz?" diyorsanız şöyle: Bu atıkların geri dönüşümü bilim yasalarına göre pek uygun değildir. Aynı zamanda bu gerçekleşse bile çok maliyetli olacaktır. Aynı maliyet unsuru yok etmek için de geçerlidir. Ancak nükleer santraller, tıbbi ve endüstriyel alanların sayısı günden güne artmakta. Bu da kullanılan radyoaktif maddelerin sayısını arttırıyor. Bunun önüne geçmek için de hükümet ve yetkilileri devreye girmelidir. Bu işi yapanlar eğer dürüst olmazlarsa sonumuz belki de Metro serisi gibi olacak. Neticede kimse bir yeraltı istasyonunda yosun ve fare yiyip, kirli su içerek yaşamak istemez.

Tüm bu olumsuz senaryoların önlenmesi için tabiki de tek sorumluluk yöneticilerde değildir. Bizlerinde bu konularda duyarlı olması gerekiyor. Mesela hastalıkların teşhisi ve tedavisinde radyasyon kaynaklı tıbbi cihazlar kullanılıyor. Bunlar için alternatif yollara başvurulabilir veya bu hastalıklara yakalanmamak adına düzenli kontrollerimizi yaptırabiliriz. Tıbbi cihazları kullanan görevlilere de iyi bir eğitimin verilmesi de gereklidir tabi. Bir diğer husus da radyasyonun kullanıldığı çalışma alanlarında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmış olmasıdır. İşverenlerin çalışanlara karşı sorumluluklarını da yerine getirmesi önemlidir.

 

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum