Gezi & Seyahat

Romantik Demir Yığını: Eyfel Kulesi


Bu yazıyı yazarken, kendimi Paris’te, kenarından köşesinden Eyfelin göründüğü bir ara sokağın tam köşe başında, dışında yuvarlak masaların olduğu şirin bir kafede otururken hayal ettim. Hatta kahvemi sipariş etmişim, laptopumu açmışım. Tam yazının bu kısmına geldiğimde Amelie, siparişimi getiriyor olsun mu? Ah, ne güzel bir hayal… La Tour Eiffel sen adamı şair edersin. Şuradan açalım bir de Yann Tiersen de tam olsun. (Yazar burada gerçekten de Yann Tiersen – La Valse d’Amelie açtı)
https://youtu.be/uNRmUAdoAyk
Bir yandan Eyfel’i izlerken bir yandan da düşünüyorum. Acaba Eyfel bir demir yığını mı yoksa daha fazlası mı? Görene kadar, herkes gibi benim için de sanattan uzak sırf ticari amaçla yapılmış bir demir yığınıydı. Fakat gördükten sonra ise büyüsüne kapılmamak mümkün değil.  

Ne zaman yapıldı?

Bugün Paris’in sembolü olan bu görkemli kulenin aslında geçici olarak yapıldığını biliyor muydunuz? 1889 yılında, Fransız Devrimi’nin yüzüncü yıl dönümünde düzenlenen dünya fuarının da sembolik bir giriş kapısı olması için 20 yıllığına bir kule yapılması planlanıyor. Bu proje için bir yarışma düzenleniyor. Bu yarışmayı da Eyfel’in mimarı Gustave Eyfel kazanıyor. Ardından Gustave Eyfel 1887’de kuleyi yapmaya başlıyor. Peki ya Eyfel Kulesinin yapıldığı yıllarda hiç sevilmemesine hatta nefret edilmesine ne diyeceksiniz? Ben diyecek laf bulamıyorum. Ah, Demir Leydi o dönemlerde neler çektin neler, kim bilir? Şu günlerde senede 7 milyon ziyaretçiyi bulan, dünyanın en ihtişamlı, mühendislik harikası yapılarından biri olacağını sen bile tahmin edemezdin; değil mi?

Eyfel Kulesi Nerede?

Paris’in merkezinde Seine Nehri’nin kenarına yapılan kulenin bir diğer amacı da aslında, diğer devletlere Fransa’nın gücünü ve mühendislikte ne kadar ileride olduğunu göstermekti. Esasında 1909 yılında sökülmesi planlanmış olsa da, iletişim için çok uygun olduğu düşünülerek radyo anteni olarak kullanılsın diye sökülmemesine karar verilmiş. Bu kararı verenin ellerinden öpüyor, yazının burasında ruhuna bir fatiha okunmasını istiyorum. Hay Allah razı olsun. Tam tamına 327 metre olan bu devasa kulenin zamanında pek sevilmediğini belirtmiştim. Hatta Paris’in estetiğine karşı bir tehdit olduğunu söyleyenlerden tut da Fransız şair Verlaine’nin dahi bu yapının şehri çirkinleştirdiğini belirtmesine kadar daha neler neler... Özellikle sanat camiası bu yapıdan net bir şekilde nefret ediyordu diyebiliriz. Hatta ve hatta bir rivayete göre ünlü yazar Guy de Maupassant bu kuleden nefret etmesine rağmen, her akşam yemeğini Eyfel Kulesindeki restoranda yiyormuş. Peki neden dersiniz? Çünkü şehirde Eyfel’i görmediği tek yer burası da ondan. Şair insanın da nefretini yansıtma biçimi bir başka canım. Gene sanat dünyası bu yıllarda Eyfel için “sokak lambası, devasa iskelet, fabrika bacası” gibi benzetmelerde bulunmuşlar. Tüm bu karşı çıkmalara rağmen, Eyfel Kulesi rekor bir hızla 2 yıl, 2 ayda inşa edildi. Daha açılmadan önceki 5 ayda 1.9 milyon kişi tarafından ziyaret edildiği için inşaat masraflarının da ¾’ünü kazanmıştı bile.

Ne zaman gidilmeli?

Paris bence tam bir sonbahar şehri. Çünkü romantik. Hafif hafif üşürken sevdiceğinize sarılmalık, Eyfel’in ışıkları altında hayallere dalmalık, sokaklarında kaybolmalık bir şehir.

Gün batımına doğru, gök kızıla bürünürken, sonbaharın renkleri sarmışken ağaçları ve yapraklar düşüyorken, yazımı bitirmiş, oturduğum kafeden kalkıp Eyfel’e doğru yola düştüğümü hayal ediyorum hatta. Hava yavaşça kararıyor, sararmış yaprakların çıtırtısı eşliğinde yürürken, Eyfel’de ışıkların dansı başlıyor. Karşısındaki çimlere oturup sadece izliyorum. Bu büyülü kuleyi saatlerce izleyebilirim çünkü.

Eyfel’e dair ilginç bilgiler

Gizli Daire

Gustave Eiffel, kuleyi inşa ederken kendisine de kulenin en üst katında küçük bir daire inşa etmiş. Bu özel daireye sadece özel misafirlerini ağırlıyormuş. Hatta Thomas Edison da bu özel misafirlerden biri. Günümüzde halkın ziyaretine de açık olan bu daireyi 2015 yılına kadar çok az kişi biliyordu.

Gözlem Evi

Tahmin edersiniz ki böyle devasa bir kuleden gökyüzü de şahane görünür. Doğal olarak, yıldızları ve hava durumunu incelemek için harika bir konum. İşte bu sebeple Eyfel’in üçüncü katında gökbilimcilerin ve meteorologların çalışabileceği iki küçük laboratuvar var!

Rüzgar Türbini

Eyfel aynı zamanda şehrin en iyi rüzgar aldığı yerlerden biri. Dolayısıyla 2015 yılından beri de kendi elektriğini kendi üretiyor. Yanlış okumadınız, ikinci katında iki adet rüzgar türbini var. Ayrıca yağmur sularını toplayıp kulenin tuvaletlerine akıtan bir sistem de mevcut.

Casus Kule

Kule 1. Dünya savaşında Fransız ordusunun radyo ve telgraf merkezi de olmuş. Kara birlikleri ve savaş gemileriyle iletişim için kullanılmış hatta düşman mesajlarının ele geçirilmesini bile sağlamış.
Tüm bunların dışında böyle devasa bir kule, intihar etmek isteyenlerin de uğrak yeri olmuş. Olmaz mı? Yaklaşık 400 kişi intihar etmiş. Günümüzde bu intihar olaylarının önüne geçmek için, platformların çıkış noktalarına demir parmaklıklar yapılmıştır.
Neyse içimizi karartmayalım da, Yann Tiersen eşliğinde Paris bileti bakalım mı? Çünkü Eyfel çok romantik bir demir yığını ve gitmenin tam zamanı…
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum