Spor

Russel Westbrook: Mr. Triple Double


Konuk Yazar 10 Haziran 14:28

Geçtiğimiz günlerde asla yıkılmaz denen duvarlardan biri daha yıkıldı. Russel Westbrook Oscar Robertson’a ait 182 maçlık triple double rekorunu kırdı. NBA’ın hırçın çocuğu Russel  istatistikleri alt üst etmeye devam ediyor. 184 triple double ile sezonu kapatan Russel takımını son dönemde yakaladığı müthiş formla play-inden de olsa play-off potasında tuttu. İstatistikleri bu denli yüksek olan Westbrook acaba bu istatistikleri kadar takımına katkı sağlayabiliyor mu? Bir süper yıldız olarak görülen ve süper kontrat alan Russel NBA’in en tartışmalı oyuncularının başında geliyor. Aldığı kontratı ve unvanları hak eden bir yıldız mı yoksa sürekli kale duvarını yumruklayan inatçı bir asker mi?

Hepimizin izlemekten en hoşlandığı spor olayıdır aslında bir kahramanın çıkıp tek başına bütün güçlüklerle mücadele edip takımını başarıya ulaştırması. Tek kişilik inanılmaz bir gösteri. Bir savaşçı... Herkese, her şeye kafa tutan ve asla yenilgiyi kabullenmeyen bir asker. Russel Westbrook kendini uzun yıllardır bu tanımlar üzerinden değerlendiriyor. Durant’in beklenmedik ayrılığından sonra kendini “Yalnız Adam” olarak tanımladı ve her şeyle mücadele etmeye başladı Russ. Fakat tek sorun Russel kariyeri boyunca kendisiyle de mücadele etmek zorunda kaldı. Bulunduğu hemen her takıma getirdiği olumlu şeylerin yanında hep bazı sorunlar da çıkardı. Çok hırçın ve hırslı yapısı kontrol edilemez noktalara geldi. Takım arkadaşlarından fazla talepkar olması, istatistik uğruna aldığı riskler ve hoyrat oluşu Westbrook’u her zaman tartışmaların ortasında tuttu.

Bir boğa gibi

Westbrook teknik anlamda size neler sunar? Sahaya onunla çıktığınızda takıma neler verir ya da neler götürür? Son yıllarda biraz törpülense de NBAin en atletik oyuncularından biri. Açık alandaki öldürücülüğü benzersiz. Guardların Shaq’ı lakabını hakkedecek kadar güçlü ve kuvvetli. Pozisyonunda ki bütün diğer oyun kurucuları bir sinek gibi ezer. Fakat çok sorunlu bir şutu var. İstikrarlı bir şekilde üçlük beklemek imkansız. İyi bir orta mesafe şutu var ama ne kadar etkili kullanıyor bilinmez. Tüm bunların yanında aslında Westbrook’u Westbrook yapan şeyler onun psikolojik yapısı.

Westbrook sahaya çıktığında bir gösteri maçı dahi olsa onun tüm ciddiyetiyle orada olduğundan emin olabilirsiniz ki bu durumun en büyük ispatı All-Star organizasyonları olmuştur. Yer aldığı her All-Star maçında her zaman ciddiyetiyle renk kattı. Bir köpek balığı içgüdüsüne sahip olan Russ rakiplerini adeta avlamaya sahaya çıkar. Fakat basketbol ne bir av sporu ne de bir dövüş sporu. Sahaya tüm bu fiziksel özelliklerinizin yanında zeka, taktiksel üstünlük ve kontrollü bir oyun koymanız gerekir. Bu özelliklerin Russel’da ne kadarı var? Ne kadarını sahaya yansıtabiliyor? Bana soracak olursanız yok denecek kadar az. Russel’ı kontrol altında tutmak imkansız. Onu sadece belirli bir yöne yönlendirebilirsiniz. Ama o yönde ne kadar ilerleyeceğine yine Russel karar verecektir.

Kontrolsüz güç

Gittiği tüm takımların tabanını yükselten bir oyun yapısı var. Fakat onunlayken de tavanınızın bir sınırı olduğu kesin. NBA’in en kalitesiz takımlarını dahi belirli bir seviyenin üstünde tutar ama şampiyonluğa giden bir takımın ana bir dişlisi  olması da çok zor. Daha spesifik bir rolde daha arka planda yer alarak başarıya ulaşabilir. Fakat bunun için Russel’ın oyununu değiştirmesi yeni rolünü kabullenmesi gerekir. Böyle bir şeyi Westbrook’un kabullenmesi pek olası gözükmüyor. Ondan sabırla bekleyip doğru an da saldırmasını ya da yapamadığı şeyleri denemek yerine iyi yaptığı şeylere odaklanması beklemek hayal kurmanın ötesinde bir beklenti olur. O her zaman gemisini ileriye doğru götüren bir kaptan. Onun bu liderliğini izlemek müthiş keyif verse de geminin şu ana kadar hep sular altında kaldığını da belirtmek gerekiyor. Yine de her şeye rağmen onu izlemek müthiş bir keyif.

Altta size bu manyak adamın en iyi hareketlerini bırakıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=bxLbsmZ9qaY
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum