Gündem

RUSYA'NIN DÜNÜ BUGÜNÜ YARINI


Umut Akmermer 4 Mart 10:03

Şubat ayının sonunda Rusya'nın Ukrayna harekatı ile dünya şok geçirdi. Avrupa, NATO, ABD en yüksek konumdan bu saldırıyı işgal olarak niteledi. Fakat bu Rusya tarafından çok önemsenmedi. Peki Rusya neden bu askeri harekâtâ başladı? Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimin sebebi ne? Rusya bu günlere nasıl geldi? Soğuk savaştan sonra ilk kez yaşadıklarımızın anlamı ne? Bu haftaki konumuz Rusya ve politikaları.

Rusya-NATO geçmişi

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ortaya çıkan Rusya Federasyonu soğuk savaşın ardından gücünü toparlamaya çalışan bir ülke konumundaydı. Özellikle Yeltsin döneminde avrupa ile ilişkileri iyileştirme yolunda adımlar atıldı. Fakat bu iyi ilişkilere vurulan ilk balta Kosova'ya yapılan hava harekatı oldu. Rusya'nın görüşlerinin dışarıda tutulup gerçekleşen hava harekatı Rusya'yı oldukça rahatsız etti.

Özellikle kendini o dönemde batıya entegre etmeye çalışan Rusya'nın aklındaki en önemli sorun Kosova meselesi olmuştu. Bunun neticesinde Rusya, AB ile yaptığı ikili görüşmelerde AB'nin kendi ordusunu kurması fikrine sıcak baktığını dile getirdi ve destekledi.

Putin'in sahneye çıkışı

Putin'in 2000 yılında iktidara geldiği dönemde Rusya'da ekonomik bir darlık mevcuttu. Maaşları dahi ödeyemeyecek durumda olan bir ülke vardı. Özellikle Yeltsin dönemi bunun sorumlusu olarak gösteriliyordu. Sebebi ise "yönetimdeki disiplinsizlik"... Putin'in lider karakteri ile birçok atılım yapıldı. Özellikle ekonomi alanında önemli gelişmeler yaşandı. Putin döneminde hazırlanan 3 doktrin avrupa ile ilişkiler ve ekonomi konusundaki atılımların tamamlayıcısı oldu. Bunlar Ulusal Güvenlik Doktrini, Dış Politika Doktrini, Askeri Doktrin...

Bu gelişmelere Avrupa da sıcak baktı. Putin'in ilk yıllarındaki dış politika anlayışı; ABD ile yakınlaşma, AB ile işbirliği ve eski Sovyet devletleri üzerindeki nüfuzunu aktif hale getirmekti. Bu dönemde de AB'nin kendi ordusunu kurmasını destekleyen Rusya'nın asıl amacı AB içeriden bölmekti.

Rusya-ABD ilişkileri

İki kutuplu dünyanın kutuplarından olan ABD ile Rusya'nın yolları elbette bir zamanlar kesişiyordu. "Stratejik ortaklık" çerçevesinde Rusya, ABD'nin Haiti'ye yaptıklarına; ABD ise Rusya'nın eski Sovyet ülkelerine olan nüfuz politikasına karşı çıkmıyordu.

Fakat tüm bunlar olurken NATO genişleme fikrinden geri adım atmıyordu. 2004 yılında Estonya, Letonya ve Litvanya'nın NATO'ya dahil edilmesi Rusya açısından hoş karşılanmadı. Bunda Baltık ülkelerinin Rusya'nın baskısı altına girmek istememesi büyük bir etmen. Baltık ülkelerinin NATO üyeliği konusunda Putin'in güvenlik danışmanı Sergey Yastrşembski şöyle diyor:

"Rusya, NATO'nun genişlemesi konusundaki temel tutumunu hiçbir zaman değiştirmedi. Dünya politikasındaki değişimler nedeniyle belki nüanslar oldu. Ancak biz her zaman olduğu gibi NATO genişlemesini şimdi de onaylamıyoruz. Çünkü NATO niye genişliyor, biz burada gerçek nedenler göremiyoruz. Hepimiz biliyoruz ki NATO'nun kuruluş nedeni olan rakip artık yok."

Rusya bu gelişmelere tepki gösterdi fakat ekonomiye verilen önem ve Baltık devletleri ile olan ilişkilerin geçmişe göre daha iyi olması süreci olumlu yönde etkiledi. Putin yaptığı bir açıklamada şöyle diyordu:

"Biz önümüzdeki yıllarda sosyal ve ekonomik reformlar gibi kendi iç işlerimize bakacağız, bunlarla uğraşacağız. Bizim kimse ile karşı karşıya gelmemiz söz konusu değil."

Rusya-Gürcistan gerilimi

Gürcistan'da 2003 yılında gerçekleşen Gül Devrimi sonrasında iktidara gelen Miheil Saakaşvili batılı devletlere ve NATO'ya yakın bir tutum izledi. Bu politikada yukarı bahsettiğimiz Kosova harekatındaki Rusya'nın sessiz tavrı oldukça etkili oldu. Fakat Saakaşvili batıya yönünü çevirirken dibindeki Güney Osetya'da sular ısınıyordu. 55.000 seçmenin %99'u yapılan referandumda bağımsızlık kararı aldı. Hükümet de savunma sanayiye GSYİH içinden fazla oranlar ayırmaya başladı. 2008 yılında da ABD destekli tatbikat kararı bardağı taşıran son damla oldu.

Rusya'nın Osetya'ya müdahale nedenlerinin başında Polonya'ya füze yerleştirilmesi, Kosova'da kaybettiği siyasi itibar ve Gürcistan'nın NATO'ya girmesine engel olmak geliyordu. Savaş başladığında Irak'ta bulunan 2.000 Gürcü askeri ABD'ye ait uçaklarla Gürcistan'a taşınarak ABD somut desteği vermiş oldu.

Sonuç olarak Saakaşvili devriliyor ve sonrasında Ukrayna vatandaşlığı alıyor. (Daha sonrasında ise Odessa'ya vali yapılıyor) AB dönem başkanı Sarkozy aracılığıyla ateşkes imzalandı ve Gürcistan, Güney Osetya ve Abazya'yı elden çıkarmak zorunda kaldı. Bu iki bölge Gürcistan topraklarının %20'si!..

Rusya-Ukrayna gerilimi

Rusya'nın karın ağrısı aslında Ukrayna'da gerçekleşen Onur Devrimi'ne dayanıyor. Devrim sonucunda devrilen Rusya yanlısı Yanukoviç hükümeti gitti. Yanukoviç'in gitmesi önemli. Çünkü bu dönemde AB Ortaklık Anlaşması askıya alınıyor. (Yanukoviç daha sonra Rusya'ya sığınma talebinde bulunuyor). Yeni gelen hükümet ise batıya yüzünü dönüyor. Batı ile yakınlaşan Ukrayna bedeli 2014 yılında Kırım'ın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle ödedi.

Bunlara ek olarak Rusya, Donetsk ve Luhansk bölgelerini bağımsızlık konusunda olmasa da tanıdı ve yardım etti. 2019'da yapılan Normandiya Liderler Zirvesi'nde Minsk Antlaşmasına bağlılık vurgulanıyordu. Bu bağlılık Rusya'nın sınıra asker yığması ve sonucunda bağımsızlık yanlılarının 4 Ukrayna askerini öldürmesi ile patlak veriyor ve karşımıza bu tablo çıkıyor.

Peki bundan sonra ne olur?

Ukrayna devlet başkanı Zelenski'nin o kadar ısrarlarına rağmen AB, ABD ve NATO silah yardımından öteye gidemedi. Yani yine silah baronları kazandı. Batı ise Rusya'yı caydıracak yaptırımlar yapmaktan aciz. Hiçbir kuvvet doğrudan Rusya'ya savaş açacak kadar cesur değil henüz. Hele ki Rusya gibi Avrupa'nın önemli doğalgaz ve petrol kaynağı bir ülkeye savaş açmak biraz zor.

Daha önce arabulucu rolü üstlenen Fransa yine üzerine düşeni yaptı. Fakat Putin ile yaptığı görüşme masadaki oturma şekli yüzünden ABD ve İngiltere basınında alay konusu yapıldı. Bu şekilde aslında bu sürecin olumsuz sonuçlanması için çaba sarf edildi desek yalan olmaz.

Burda en zararlı çıkan şüphesiz Ukrayna olmuş gibi duruyor. Batıya dönmenin sonucunda Rusya yeniden kendi uydu devleti haline getirecek bir isim gelmeden Ukrayna'dan çıkacak gibi durmuyor. Dr. Naim BABÜROĞLU güzel bir tespitte bulunuyor: ' Ukrayna bundan on sene önce de NATO'ya giremezdi, bugün de giremez, on yıl sonra da'

Zelenski, batının arkasında duracağını düşünerek büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Zelenski direnişine devam ediyor. Bu süreçten eğer sağ çıkar ve düşüncelerini gerçekleştirirse büyük bir kahraman ülkenin belki de ikinci kurucu babası olabilir.

Batıya gelince

Batı her zamanki gibi ikiyüzlü bir tavır sergiliyor. Doğu Türkistan'da ,Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Kuzey Afrika'da onca masum insan ölürken sesini dahi çıkaramayan batı şimdi feryat figan durumda. Galiba savaş batıya yaklaşınca savaş. Onca insanın hayatını kaybetmesinde dolaylı ya da dolaysız parmağı olanlar dün ses çıkarmazken bugün insanlık dersi vermeye çalışıyor.

Yazıyı Rus yazar Leo Tolstoy'un güzel ve anlamlı cümlesi ile bitiriyorum.

Bil ki yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın. Ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.

#nevarneyokkargala

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum