Gündem

Rusya- Ukrayna Gerilimi Neden Savaşa Dönüştü?


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çarşamba gecesi yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya özel bir askeri harekat başlatacaklarını bildirmişti. Pek çok haber kuruluşu, bazı şehirlerde patlamalar başladığını duyurdu. Üstelik Ukrayna genelinde büyük çaplı askeri operasyonların gerçekleştiğine dair kanıtlar da sundu. Rusya, Ukrayna sınırına on binlerce asker yığdı. Bu da Avrupa topraklarında uzun yıllardır görülmeyen, büyük bir savaşa dönüşebilecek eylemin başlangıcı oldu. Görünen o ki; Kremlin Rusya-Ukrayna savaşı için tüm hazırlıklarını yapmış.

Aslında bundan on gün evvel Putin, gerilimi düşürmeye istekli görünüyor gibiydi. Askerleri kısmen geri çekmeyi planladığını söyledi. Ancak ABD, Putin'in aksine daha fazla asker eklediği iddiasında bulundu. Ardından ABD Başkanı Joe Biden, Rusya'nın önümüzdeki günlerde Ukrayna'yı işgal etmeye karar verdiğine inandığını söyledi. Savaşın Ukrayna'nın geleceğini ciddi anlamda değiştireceği aşikar. Ancak Ukrayna, Putin'in mirasını sağlamlaştırması için daha büyük bir aşamadır.

RUSYA

Peki, neler oldu?

Rusya, ABD ve NATO'ya, bir talep listesi sundu. Putin, bu listeyle NATO'nun doğuya doğru genişlemesini durdurmasını istedi. Ayrıca Ukrayna'nın üyeliğini reddetmesini ve NATO'nun 1997'den sonra katılan ülkelerdeki asker konuşlandırmasını geri çekmesini talep etti. Bu da Avrupa'nın güvenlik ve jeopolitik uyumunu onlarca yıl geriye götürmek anlamına geliyordu. Bu yüzden, ABD ve NATO bu talepleri reddetti. Tabii ki beklendiği gibi Rusya, Ukrayna'da işgal girişimlerini başlattı. Hem ABD hem de Rusya, Ukrayna'nın yakın zamanda NATO üyesi olmayacağını biliyor. Putin'in taleplerine boyun eğmek demek, Kremlin'e NATO'nun karar alma yetkisi ve bu sayede kıtanın güvenliği üzerinde de veto yetkisini vermek demekti.

Savaş başladı ve Ukrayna için yıkıcı bir şekilde ilerliyor. Üstelik bunun Avrupa ve Batı'nın geri kalanı için de öngörülemeyecek bir şekilde yıkıcı olması muhtemel. Bu yüzden, yakın ya da değil fakat dünya tehlikede. Mevcut krizin kökleri Sovyetler Birliği'nin dağılmasından kaynaklanıyor. Sovyetler Birliği 1991 senesinde dağıldığında, eski bir Sovyet Cumhuriyeti olan Ukrayna, dünyanın en büyük üçüncü atom cephaneliğine sahipti. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, ülkeyi nükleer silahlardan arındırmak için Ukrayna ile birlikte çalıştı. Kiev, bir dizi diplomatik anlaşmayla olası bir Rus saldırısından koruyan güvenlik güvenceleri karşılığında, yüzlerce nükleer savaş başlığını Rusya'ya geri verdi. Bu güvenceler, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği 2014 yılında test edildi. Rusya, Kırım Yarımadası'nı ilhak etti ve doğu Donbas bölgesinde Rusya yanlısı ayrılıkçıların öncülük ettiği bir isyanı destekledi.

RUSYA

Putin'in derdi neydi?

Rusya'nın saldırısı, Ukrayna'da ülkenin Rusya yanlısı Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'i deviren kitlesel protestolardan kaynaklanıyor. ABD'li diplomatlar, Putin'i daha da kızdıran sembolik jestlerle gösterileri destekledi. Başkan Obama, Rusya ile gerilime girmedi. Avrupa'da diplomatik bir tepkiyi harekete geçirmek konusunda yavaş davrandı. Ukraynalılara hemen saldırı silahları sağlamadı. Putin, Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle kaybedilen imparatorluğa yeniden sahip olmaya odaklandı. Üstelik Ukrayna da bu vizyonun tam merkezinde yer alıyor. Putin, Ukraynalıların ve Rusların tek bir halk, tek bir bütün olduğunu ya da ikisi arasında bir duvar oluşturan dış güçlerin müdahalesi olmasaydı en azından öyle olacağını söylüyor.

Ukrayna yakın gelecekte NATO'ya katılmayacak. NATO anlaşmasının özü, herhangi bir NATO ülkesine yönelik bir saldırının tüm ittifaka yapılmış bir saldırı olarak muamele gördüğüne dair bir taahhüttür. Ancak Ukrayna, resmi bir karar olmaksızın NATO'nun gayri resmi üyesi oldu artık. Bu nedenle Putin, Ukrayna'nın AB ve NATO'ya yönelmesini Rusya'nın ulusal güvenliği açısından savunulamaz buluyor. Bu yönelimde kendi saldırılarının payı olduğunu görmezden gelerek tabii. Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya katılma olasılığı, Başkan Bush'un 2008'de bu fikre desteğini açıklamasından bu yana Putin'i kızdırdı. Ayrıca Ukrayna ve Gürcistan'da da beklentiler yarattı. Bu da tüm bu genişleme konusunu karmaşık hale getirdi.

Hiçbir ülke, 30 üye ülkenin tümünün oybirliği olmadan ittifaka katılamaz. Bir çoğu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü koşullarının tamamını karşılamadığı için Ukrayna'nın üyeliğine karşı çıktı. Bütün bunlar, Ukrayna'yı imkansız bir konuma getirdi. NATO korumasına sahip olmayan, yanındaki potansiyel rakibi rahatsız eden, kabul edilmeyecek bir ittifak için başvuruda bulunan Ukrayna'yı...

RUSYA

Rusya neden şimdi Ukrayna'ya savaş açtı?

Rusya-Ukrayna krizi, 2014'te başlayan krizin devamı niteliğinde. Ancak Ukrayna, ABD, Avrupa ve Rusya'daki son siyasi gelişmeler, Putin'in şimdi harekete geçme zamanının geldiğini hissetmesini sağladı. Bu gelişmeler arasında, Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky'nin 2019 seçimleri var. Zelenskiy, kampanyası sırasında doğu Ukrayna'daki çatışmayı sona erdirmek için barış görüşmelerini yeniden başlatacağına söz verdi. Buna çatışmayı çözmek için doğrudan Putin ile uğraşmak da dahil. Rusya da bundan bir şeyler çıkarabileceğini düşündü. Siyasi bir acemi olan Ukrayna başkanı Zelensky'yi Rusya, kendi bakış açısına daha açık biri olarak gördü.

Bu nedenle, devam eden Rus baskısı altındaki Zelensky, NATO'ya katılmaktan açıkça bahsederek yardım için Batı'ya döndü. Bu, Rusya'nın Ukrayna'nın tüm siyasi ve diplomatik araçlarını tüketmiş olduğunu düşünmesine neden oldu. Bu yüzden Putin şimdi harekete geçmeleri gerektiğini düşündü. Çünkü aksi takdirde NATO ve Ukrayna arasındaki askeri işbirliği daha yoğun ve karmaşık hale gelecekti. Putin, 2021 senesinin bahar aylarında Batı'yı Ukrayna üzerinde tekrar test ederek sınırın bazı kısımlarına yakın kuvvet ve teçhizat topladı. Asker birikimi, iki lider arasında ilan edilen bir zirveye yol açan yeni Biden yönetiminin dikkatini çekti. Günler sonra, Rusya sınırdaki birliklerin bir kısmını geri çekmeye başladı. Putin'in ABD'ye bakış açısı da değişti. Putin'e göre, Afganistan'ın kaotik geri çekilmesi ve ABD'nin iç karışıklığı zayıflık işaretleriydi.

RUSYA

ABD ve Batı'nın durumu

Putin, Batı'nın ve ABD'nin dünyadaki rolü konusunda bölünmüş olduğunu gördü. Biden, Trump yönetimi sırasında oluşan güvensizliğin ardından hala transatlantik ittifakını yeniden bir araya getirmeye çalışıyor. Avrupa'nın da kendi iç kırıkları var. AB ve İngiltere hala Brexit'in etkileriyle uğraşıyor. Öte yandan herkes hala devam eden Covid-19 salgınıyla boğuşuyor. 16 yıllık Merkel'in ardından Almanya'nın yeni başbakanı Olaf Scholz var. Üstelik yeni koalisyon hükümeti hala dış politikasını kurmaya çalışıyor. Almanya, diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte Rus doğalgazını ithal ediyor ve şu anda enerji fiyatları hızla artıyor. Fransa'da nisan ayında seçimler var ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu müzakerelerde kendisine yer açmaya çalışıyor.

Washington'ın kontrol altında tutmak için çok uğraştığı bu bölünmeler Putin'i cesaretlendirdi. Diplomasi şimdiye kadar herhangi bir atılım göstermedi. Göreve başlamasından kısa bir süre sonra Biden yönetimi Rusya ile istikrarlı bir ilişkiden söz etti. Ancak artık böyle bir olasılık kalmadı. Beyaz Saray, Rusya'ya karşı yaptırımlara hazırlanıyor. Amerika'nın Doğu Avrupa'daki askeri varlığını artırıyor. Hala diplomatik bir çözüm umudunu koruyor.

RUSYA

Son söz

2014 yılında Putin, Ukrayna'ya düzensiz milisler, siber saldırılar ve dezenformasyon gibi "hibrit" savaş olarak bilinen alışılmadık taktikler uyguladı. Bu taktikler, Batı'yı şaşırttı. Donbas bölgesinde üniformalı ama resmi nişanları olmayan askerler teçhizatla birlikte hareket etti. Moskova o zamandan beri Ukrayna'da huzursuzluğu körükledi. Siber saldırılar yoluyla Ukrayna'yı istikrarsızlaştırmaya devam etti. Putin, stratejik bölgeleri ele geçirerek tüm ülkeyi almayı planlıyor. Yani tüm Ukrayna'yı ele geçirmek için tam bir işgal. Bu Avrupa'nın on yıllardır görmediği bir şey. Bu bir mülteci krizi de dahil olmak üzere şaşırtıcı insani sonuçlara neden olacak. Sivil ölüm oranının 50.000'i aşabileceği ve 1 milyon ile 5 milyon arasında mülteci olabileceği tahmin ediliyor. Suriye gibi yerlerde tanık olunanın aksine, Rusya'nın savaşının yıkıcı olacağı ve sivil korumaya çok az önem verildiğini düşünüyorum.

Putin'in aldığı riskler gerçekten büyük. Bence o da bunu biliyor. Bu yüzden tam ölçekli bir işgal Moskova için potansiyel siyasi ve ekonomik nedenler açısından daha riskli bir seçenek. Çünkü 2014'teki Ukrayna'yı şu anki Ukrayna ordusu ve yetenekleriyle karşılaştırırsak, artık çok daha yetenekliler. Batı eğitimi ve silah satışlarının, bu artan yeteneklerle kesinlikle bir ilgisi var. Gerçek şu ki, Rusya Ukrayna'yı istediği kadar alabilir, ancak elinde tutamaz.

Şu anda, Biden yönetiminin düşündüğü en sert yaptırımların, Rusya'nın en büyük bankalarına mali yaptırım ve ileri teknolojilere ihracat yasağı olduğu bildiriliyor. Rus oligarkları ve rejime yakın diğer kişilere yönelik cezalar ve diğer bazı hedefli yaptırım biçimleri de muhtemelen masada. Almanya ile Rusya arasında tamamlanmış ancak henüz açılmamış doğal gaz boru hattı olan Nord Stream'de Rusya gerilimi tırmandırırsa ölecek. Putin'in bu saatten sonra geri adım atması olanaksız. Çünkü bu onun zayıflığını gösterecek. O yüzden üzgünüm ama savaş tüm hızıyla ve acımasızlığıyla devam edecek.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
3ncutekilsahis
3ncutekilsahis
14:20 @ 25.02.2022
Güzel açıklayıcı anlatımın için teşekkürler efenim ?? aydınlatıcı bir yazı olmuş..