Gezi & Seyahat Kitap & Edebiyat

SALI RUTİNİ NOTLARI VE BUKOWSKI ÜZERİNE


Emine Aydın Albayrak 13 Temmuz 06:53

Rutinleri sevmem. Kendimi güvende hissetmemi sağladığı gerçeği ise otuzlarımda daha bir yüzüme çarpıyor sanki. Meslek hayatı boyunca idarecilik yapmış eğitimci bir babanın, anarşist ruhlu kızıyım aslında. Ortaokulda müdürü olduğu okulun, en yaramaz öğrencilerinden biriydim. Düzeni sorgulamak, başkaldırmak benim işimdi. Yatılı okuduğum lise ve üniversitede de fena sayılmazdım bu konuda. Planlı ve rutin olan her şey canımı sıkardı hep. Ne var ki otuzuma geldiğimde şemalarımla yüzleşmeye başladım. Başta terapi olmak üzere düzenli yaptığım her şey bana kendimi daha iyi hissettiriyor. Dikkat eksikliğimi ve anksiyetemi kontrol altına alabiliyorum. Sürekli bir şeyleri kaçırıyormuş hissim olmuyor. Yaşlanma korkularım azalıyor. Daha da yavaşlıyorum ve bu halimi daha çok seviyorum.

Salı rutinim, son birkaç ayda hayatıma kattığım bir rutin. Kuzenimle birlikte okumak için geziyoruz. Her salı sabahı seçtiğimiz bir kitap ya da dergiyle birlikte bir mekan seçiyoruz. Şehir dışı planlarında gün değişebiliyor bazen ama salı sabahı önceliğimiz kesinlikle bu. Ankara’da ikamet ettiğimiz için sıklıkla bu şehrin parklarını, mekanlarını okuyacaksınız benden. Her an her yerden çıkabiliriz. Günübirlik seyahatlere de bayılıyoruz çünkü.

Nerede okuyorum, ne okuyorum?

Bu salı Botanik Park’ta Charles Bukowski okuyorum. Atakule’den baktığınızda gördüğünüz o yemyeşil park, Botanik. Cinnah Caddesi’nden çıkarken hemen solda kalıyor. Bir taraftan şehirden kopmuş hissederken diğer taraftan elimi uzatınca şehre ulaşmayı çok seviyorum ben. Uzun süre sabit oturmak canımı sıkıyor, kamp sandalyemden kalkıp bir koşu kahve almaya gidiyorum. "HES kodu, maske" derken yaşadığım zamandan da kopmamış oluyorum (!). Kısa süreli kopuşlar tercihimdir. Kısa süreli seyahatler gibi...

Kamp sandalyeniz olmadan da gidebilirsiniz bu arada. Var olan çardakları, bankları kullanabilir, benim gibi oturmaktan sıkılınca çimlere yatabilirsiniz. Bir kirpi ziyarete geldi yatarken bugün. Hem dikenli hem sevimli. Kirpi olmak da enteresan. Ortalama on sekiz yıl yaşa o dikenlerle, yeri gelince yılan ye ama sütü sindireme, laktoz intoleransın olsun. Kirpi beslemek isterseniz kedi maması verebilirsiniz. Süt verip süründürmeyin hayvanı. Bir kirpiyle ne zaman karşılaşacağınız belli olmaz, aklınızda bulunsun. Benden söylemesi.

Bukowski ve sülükleri

Charles babaya dönelim. "Kasabanın En Güzel Kızı" kitabı, yazarın dokuz adet öyküsünü bulunduran bir seçki. Su gibi akıyor. Bukowski’nin o sert dilini sevenlere bir soğuk bira, bir kahveyle birlikte inanılmaz keyif veriyor. Metis Yayınları’ndan, 1995 yılında çıkan beşinci baskısı bendeki. Avi Pardo çevirisiyle okuyabilirsiniz.

Bukowski
Bukowski

Son zamanlardaki ruh halim sebebiyle en etkilendiğim öykü, "Sülük Üzerine Notlar" oldu. Sülük metaforuyla yapışkan insanlardan bahsediyor. "Sınırlarını ve haddini bilmeyen insanlardan" desem daha doğru olacak. En yakınımızda bulunan sülükten, günlük yaşantımızda her yerde karşımıza çıkmaya hazır bekleyen sülüklere kadar derinlemesine bir inceleme gibi. Nokta atışı tespitler çok etkileyici. Sıklıkla insanlara sınır koyamamamla ilgili eleştiri alıyorum. Özellikle bu öyküden sonra uzun uzun düşündüm. Benim sınır koyma problemim yok, sülüklerin anlamama problemi var. (Yine çok haklıyım, teşekkürler Bukowski)

Öykü birçoğumuzun kulaklarında çınlayan, muhtemelen de tanıdığımız bir ses tonuyla, o bilindik cümlelerle bitiyor: "Selam, seni uyandırmadım değil mi? Hımm tahmin etmiştim zaten." Şimdi bir dakika sessiz bir ortamda etrafınızdaki sülükleri düşünün, varsa bir öneriniz bana da yazın. Arka kapağın son paragrafıyla bitireyim bu salının notlarını. Okuyanınız, merak edeniniz, tartışmak isteyeniniz varsa karga.la sayfalarındayım.

Hakkımda yazılanlara gelince, bazı tanıtma yazıları, makaleler, bir kitap ve bibliyografi sayılabilir; ancak onlar bu duvarın arkasındaki dolapta bir yerdeler ve şimdi gidip ararsam terler, sıkılırım. Siz de bunu istemezsiniz biliyorum. Sağolun. Ayrıca daktilo ve imla yanlışları için özür dilerim. İkisine de hiçbir zaman fazla ilgi duymadım.

Charles Bukowski
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum