Otomotiv Sinema & TV Spor

Schumacher: Der Regenmeister


Tuna Tanyolaç 16 Eylül 07:14
"Sevmeyeni var mıdır?" bilmiyorum ama -sevin sevmeyin- dün, Michael Schumacher belgeseli Netflix'te yayınlandı. İzlemek için gece geç saati bekledim çünkü yalnız olmak istedim. Gözlerim nemlendiğinde gizlemek istemedim. Çünkü o, çocukluğumdan gençliğe geçerken kahramanımdı. O "der Regenmeister" ,yani yağmurlu havaların uzmanıydı. Geçmiş zaman kipi kullanıyorum çünkü belgeselde, orijinal dilinde dikkat ettim ve aile bireyleri de öyle kullanıyorlardı. Hayır, Schumacher ölmedi. Fakat ne sebeple bilmiyorum ama geçirdiği kayak kazasından bu güne, durumu en büyük devlet sırları gibi gizlenmeye devam ediyor. Bazı haberlerde komada olduğu; bazılarında bilinci açık ama felçli olduğu hatta yarışları bile seyrettiği yer aldı. Ailesi, yapılan bazı haberler için dava bile açtı. Topluma ve dünyaya bu kadar mal olmuş bir insan için "bu gizlilik neden?"; bilemiyorum. Fakat onu, hep aklımda kalan haliyle hayal etmek istiyorum.

O kolayı seçmiyor

Schumacher, yarışlara babasının derleyip toparladığı go-kartlarla başlıyor. Hurdalıktan, atılmış parçalarla hatta kullanılmış lastiklerle araç oluşturuyorlar. O günlerden başlayarak, altında en iyi otomobil olmadan da rekabetin içinde olmayı başarıyor. Aracı en iyi olmasa da sürüş kabiliyetleri ile mükemmeliyetçi tavrını birleştirerek farklı olduğunu sergiliyor. Formula 1'de ilk yıllarında, o zaman bile efsane olan Senna ile rekabete giriyor. 94 ve 95 sezonunda Benetton takımı ile şampiyon olarak, o dönem tarihin en genç çifte dünya şampiyonu oluyor. Devam etse Benetton'da tekrar şampiyon olması öngörülürken ve şampiyonluğun diğer adayı McLaren da onu isterken o, en son 79'da şampiyon olan Ferrari takımını seçiyor. Çünkü herkesin yapabileceğini değil; tarihe geçenlerin yapabileceklerini yapmak istiyor. 96 sezonu, ne Schumacher ne de Ferrari için iyi gidiyor. Bırakın yarış kazanmayı; takım arkadaşı Irvine, aracın yarışılabilir olduğunu bile düşünmüyor. Fakat Schumacher, ıslak go-kart pistlerinde slick lastiklerle kazandığı deneyimi bir unvana çevirmeye başlayarak ıslak zeminde zaferler elde ediyor. Aracının dezavantajını, yağmurda yavaşlayan rakiplerini pilotajı ile geçerek ortadan kaldırıyor. 97 sezonunda son yarışta, Villeneuve'e karşı puan avantajı varken, kendisini geçmek isteyen rakibine çarparak yarış dışı kalıyor. Sıcağı sıcağına, mağdur olduğunu beyan etse de görüntüleri izlediğinde hırsına yenik düştüğünü kabul ediyor. 98 sezonunda Hakkinen ile çekişirken lider gittiği yarışta; Hakkinen'in takım arkadaşı Coulthard'a tur bindirme sırasında Coulthard, gaz kesiyor ve Schumacher, ona arkadan çarpıyor. Şampiyonluk Hakkinen'e gidiyor. 99 sezonunda lider götürdüğü şampiyonada, kaza yapınca sağ bacağı kırılıyor ve altı yarış kaçırıyor. Döndüğünde, aldığı puanlar şampiyonluğu kazanmaya yetmiyor.

Sonunda başarı geliyor

Ferrari'de, dört yılı Schumacher'le ve toplamda yirmi yıldır gelmeyen şampiyonluk iyice baskı yaratıyor. Ayrılık haberleri gündeme gelse de Schumacher, gelişimine katkıda bulunduğu takımla kazanma arzusundan vazgeçmiyor. Tam yirmi bir yıl sonra, Ferrari'ye pilotlar şampiyonluğunu getiriyor. Bunu, üst üste beş yıl tekrarlayarak bir rekora daha imza atıyor. Daha sonra kırılacak olsa da en fazla yarış kazanan, en fazla pole poziyonu alan pilot oluyor. Çoğu pistte en fazla kazanan, o pistte üst üste en çok kazanan, en hızlı turların sahibi unvanlarını alıyor. Hatta en fazla rekor kıran pilot bile oluyor. 2006 yılında, emekliliğini açıkladığında o bir efsaneydi. 2010'da üç sezon için Mercedes GP takımı ile dönüş yapsa da yarış kazanamadan son kez emekli oldu. Herkes, yaşı ile ilgili eleştirse bile telemetri verilerinde hala hızlı olduğu görülüyordu. Geçen yıllarda değişen otomobil tasarımları ve sürüş karakterleri, onun stiline uymamıştı. Belki Ferrari'deki sabrı gösterse sonunda yine zaferler alacaktı.

O asla pes etmedi

Schumacher pes etmedi, sadece ailesini seçti. Yıllarca, yarışlarda onu yalnız bırakmayan eşine minnet duyuyordu. O, hem aile babası hem de büyük bir yardımsever olarak da ün yapmıştı. Yaklaşık bir yıl boyunca ailesi ile vakit geçirme fırsatı oldu. Paraşütle atlamayı, kayak yapmayı seviyordu. Bu tip sporcular için adrenaline bağımlı oldukları söylenir. Yıllarca hayatın sınırlarında turlar atan biri, herhalde evde televizyon izleyemezdi. 2013 yılında pist rotasının dışında, kayalık ve tehlikeli olan bir parkurda kayarken kaza geçirerek kayalara çarptı. Başına darbe aldığı ve durumu ağır olduğu söylendi. O günden beri sadece yaşadığını biliyoruz. Fakat sen zoru seversin, biz de seni seviyoruz. Yağmurlarla dönmen dileğiyle...
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum