Kitap & Edebiyat

Serenad Neyi Anlatıyor? - ZÜLFÜ LİVANELİ


Zülfü Livaneli'nin Serenad adlı eseri, geçmişten günümüze siyasi suçların etkili bir biçimde işlenen güzel bir anlatısıdır. Serenad karmaşık planıyla, yazar Zülfü Livaneli'nin anti-semitizm, modernlik, modern dünyada inancın rolü, laiklik, çeşitlilik, çok kültürlülük ve daha fazla konularda vaaz vermesine olanak tanıyor. Müzisyen ve yazar Zülfü Livaneli, devlet baskısını fazlasıyla yaşayanlardan biri. Türkiye'nin, 1971 askeri darbesinin ardından birkaç kez hapis hayatı yaşadı. 1984'de anavatanına dönmeden önce, on yıldan fazla Avrupa'da sürgünde kaldı. 2002-2007 yılları arasında bir dönemliğine Türkiye'nin ulusal parlamentosuna girdi. Türkiye'de uzun süredir var olan siyasi gerilimler, gelenekçiler ile reformcular, demokratlar ve otokratlar arasındaki çatışma, onun edebi çalışmalarının birçoğunun temeline kaynak oldu.
“Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kılıyoruz...'' Serenad - Zülfü Livaneli

Serenad

Kitap, İstanbul Üniversitesi'nde çalışan, orta yaşlı bir kadın ve bekar bir anne olan Maya Duran'ın bakış açısından anlatılıyor. Maya Duran, Livaneli'nin aşk, kayıp ve kişisel kimlik hakkındaki bu etkileyici romanında, seksen yedi yaşındaki misafir profesörün İkinci Dünya Savaşı anılarından ilham alıyor. Max Wagner, bir zamanlar öğretmenlik yaptığı üniversitede ders vermek için elli dokuz sene aradan sonra tekrar İstanbul'a gelir. Anlatıcı Maya Duran'a şehirde profesöre eşlik etme görevi verilir. Profesör, gizemli bir geçmişe sahip, Türk, Rus ve İngiliz gizli polisinin ilgisini çeken bir adamdır. Duran, profesörün Nazi Almanya'sına kadar uzanan gizemli geçmişini araştırırken kendini kaptırır. Neler olup bittiğini çözmeye çalışırken, kendi ülkesinin geçmişi hakkında bilmediği pek çok şey öğrenir. Livaneli, Serenad eseriyle; gizem, siyasi gerilim, Türk ve dünya tarihinin yüksek dozda öğelerini birleştirmeyi başarıyor. Üstelik bu unsurlar okuyucuyu sürükleyici bir şekilde kitaba bağlıyor. Ayrıca Livaneli, çağdaş Türkiye'de kadınların karşılaştığı zorluklara dikkat çekmeyi de ihmal etmiyor. Seranad, kadın düşmanlığı, toksik erkeklik ve modern Türkiye'de kadın ve çalışan annelerin karşılaştığı zorluklara kahramanının aracılığıyla değiniyor. Daha az yetenekli bir yazarın elinde böylesi bir kurgusal girişim, didaktik bir karmaşaya dönüşebilirdi. Ancak Livaneli her şeyi tutarlı bir anlatı içinde aktarmayı başarıyor. Anlatıcı Maya aracılığıyla Livaneli, Türkiye'deki liderliğin büyüyen otokrasisini de eleştiriyor. Eser hikayeler içinde hikayeler içerir. Aynı zamanda okuyucular, kesişen olay örgülerinde ve onların çizdiği zengin tarihlerde kendilerini çabucak kaybeder.
Serenad-Struma Gemisi

Kitabın fonu

24 Şubat 1942'de bir Sovyet denizaltısı, Karadeniz'de Struma adlı bir gemiyi batırdı. Oysa bu gemide, Romanya üzerinden Nazilerden kaçan yüzlerce Yahudi mülteci vardı. Bir kişi hariç hepsi boğularak can verdi. Geminin rotası Ortadoğu'ydu. Ancak İngilizler Filistin'deki barışı korumak için gemiye binilmesine izin vermemişti. Türk makamları da, İngilizler ve İngilizlerle olan tarafsızlıklarını korumak için mültecilerin İstanbul'a inmesine izin vermemişti. Zülfü Livaneli, Serenad adlı eserine bu trajediyi fon olarak kullanmıştır. Olayların çoğu 2001 yılında geçiyor. Harvard Profesörü Maximilian Wagner'e bakma görevini üstlenen Duran, profesörün Struma ile bir bağlantısını fark ediyor. Struma, Max'in karısı Nadia da dahil olmak üzere Yahudi mültecilerle dolu bir gemi. Max'ın, Maya'nın erkek kardeşinin geçmişi araştırmama konusundaki uyarılarına rağmen Maya, Max'in  Almanya'dan Türkiye'ye göçünün nedenlerini araştırır. Maya, biri Ermeni, diğeri Kırım Türkü olan büyükannelerinin, nasıl sahte kimliklere büründüklerini de öğrenir. Onların deneyimleri Maya'ya bağımsızlığını ilan etme fırsatı tanır. Üstelik kardeşine meydan okuma ve dünyaya Max'in hikayesini anlatma cesaretini bulma konusunda da ilham verir. Livaneli Serenad eseriyle, 2001 ve 1938–1942 seneleri arasında sorunsuz bir geçiş yapıyor. Türkiye'nin zengin, kültürel, siyasi, etnik ve dini farklılıklarına dair iç görüler sunuyor. Serenad Kitabının en dikkat çekici olduğu alan tematik içeriğidir. Kitap, tarihin güçlüler tarafından nasıl gömüldüğü net bir şekilde gösteriyor. Üstelik her büyüklükteki devletlerin nasıl korkunç şeyler yapabildiğini anlatıyor. Özellikle bu, dünyadaki herhangi bir ulus için yeterince iyi bir mesaj.
Serenad-Zülfü Livaneli

Son söz

Livaneli, köken tarihinin bu şekilde gizlenmesinin sadece bireye değil, topluma da zarar verdiğini öne sürer. Türk halkının, Balkanlar, Orta Doğu, Anadolu, Kafkaslar ve ötesinden gelen soyları vardır. Ancak bu soylar genellikle bilinmemektedir veya gizli tutulur. Serenad ile Livaneli'nin verdiği en çarpıcı örneklerden biri de; Maya'nın Ermeni bir anneannesi olması. Üstelik bu gerçeğin ortaya çıkması, Türklüğünün sorgulanmasını istemeyen asker kardeşiyle arasının açılmasına neden oluyor.  Türkiye'de soykırım hakkında yazmanın hala bir suç olarak görüldüğü göz önüne alındığında, Ermeni Soykırımı ve Holokost'u açık bir şekilde birbirine bağlamak oldukça cesur bir hareketti. Üstelik kitabın amacı sadece Türkiye'de yaşanan bir dizi vahşeti sıralamak değil. Okurlara, Türkiye'nin Türkleri, Kürtleri, Çerkezleri, Boşnakları, Ermenileri, Yahudileri, Müslümanları, Alevileri, Lazları ve Zazaları içeren harika bir kültürel mirasa sahip olduğunu anlatmak. Bununla birlikte mirasımızı keşfetmenin bir değeri olduğunu; çünkü ne olduğumuzu asla bilemeyeceğimizi hatırlatmak istiyor.
"Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun ? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" Peki, sen ne görüyorsun bakalım?" İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan." Serenad - Zülfü Livaneli
Başka bir deyişle kitap, Türkiye'yi güzel yapan her şeye bir övgüdür. Ayrıca bu kadar çok şeyin bir kitapta toplanabilmesi, Livaneli'nin başarısıdır. Onun bir yazar ve ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı günlerin gözlemcisi olarak derin becerisine bir övgüdür. Son olarak eserin duygusal yönünü de harika bulduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. Hatta bunu yansıtan en sevdiğim alıntılardan biriyle yazımı noktalıyorum.
"... Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar mı zor? Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır. Serenad - Zülfü Livaneli
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum