Kitap & Edebiyat

Şiirin Kökeni İncelemesi


Bir sanat biçimi olan şiirin kökeni üzerine küçük bir inceleme yazısı okumaya ne dersiniz? Şiir kökeni itibarıyla diğer formların aksine çok daha eski zamanlara dayanır. Bu sebeple edebiyatın içinde her zaman farklı bir yeri vardır. Tarihteki en eski şiirler sözlü olarak okunup söylenmiştir. Çünkü şiir köken olarak değerlendirildiğinde okur yazarlıktan da önceki zamanlara dayanır. Yazının gelişimini takiben, 20. yüzyılın sonlarından bu yana geleneksel biçimlerden, serbest şiir ve düzyazı biçimlerine doğru kaymıştır. Günümüze kadar geldikçe daha da yapılandırılmış formlara dönüşmüştür. Şiir, en eski haliyle sözlü tarihi, şecere ve hukuku hatırlamanın bir yolu olarak kullanılmıştır. Antik dünyadan günümüze kalan şiirlerin çoğu, geçmişteki insanlar hakkındaki bilgilerin kaydedilmiş kültürel bir biçimidir. Bazı araştırmacı yazarlar kökeninin şarkıya dayandığına inanmışlardır. Onu diğer ifade biçimlerinden ayıran özelliklerin başında ritim, kafiye, kompresyon, duygu yoğunluğu ve nakarat kullanımı yer alır. Bu sebeple ritim ve nakaratlar, okuyucunun şiiri belleğinde yeniden inşa etmesini sağlayan araçlardır. İlk örnekleri arasında olan Gılgamış Destanı, Sümerler tarafından M.Ö 2700 yıllarında yazılmıştır. Bununla birlikte destansı şiir M.Ö 20.yüzyılın başlarında ortaya çıkan ilk şiir türü olarak kabul edilir. Homeros'un hayatta kalan eserleri İlyada ve Odysseia, Hint destanları Ramayana ve Mahabhatara'da ilk yazılan örneklerinden bazılarıdır. Özellikle sözlü geleneklere dayanan kültürlerde, biçimsel özellikleri bakımından, genel anlamda anımsatıcı bir işleve sahiptir. Bu sebeple önemli metinler ilk önce şiir biçiminde tasarlanmıştır. Buna dayalı olarak, tarih öncesi ve antik toplumlarda ezberlemeye ve sözlü aktarıma yardımcı olmak için yazılmıştır. Gelin hep birlikte en eski türlerine bir bakalım.
Tarihte bilinen ilk aşk şiiri

Çağlar boyunca şiir

Epik şiir

Epik şiir hayatta kalan en eski şiir türüdür. Hatta kil tabletler ve daha sonra papirüs üzerine çivi yazısı ile yazılan, binlerce yıl öncesinden kalma Gılgamış Destanı, epik şiirin en eski örneklerindendir. Sümer şiirlerinden oluşan bu metin, arkeolojik kazılar sırasında Babil tablet versiyonlarıyla keşfedilmiştir. Şu anda bilinen en eski aşk şiiri de Sümer'lerden kalmadır. Sümer kralı Shu-Sin e bir kadın tarafından okunmuştur. Erken epik şiirlerin diğer örnekleri arasında; tüm Asya bölgelerinde, hem Hindu hem de Budist mitolojisinde önemli bir anlatı haline gelen Mahabarata ve Ramayana destanları vardır. Zira yazılan en uzun epik şiirler yine Mahabharata ve Kral Gesar Destanı'dır. Bu türün en önemli eserlerinden diğer ikisi, Yunan mitolojisinin şairi Homeros'a ait olan İlyada ve Odysseia'dır. İlyada; Truva'nın ünlü bir savaşçısı olan Aşil ve Kral Agamemnon arasındaki savaşı anlatır. Odysseia ise kahramanı Odysseus'un uzun yolculuğu anlatır. Okuryazarlık öncesi toplumlarda şiirler peformans şiiri olarak öne çıkmışlardır. Hatta günümüzün aşık atışmaları da o zamanların uzantısıdır. Doğaçlama söylenen bu şiirlerde akıcılık ön plandadır.

Lirik Şiir

Okuryazarlığın gelişimiyle şiirler daha kişisel, daha kısa formlara dönüştü. Yunanlılar tarafından bir performans türü olarak tiyatro oyunlarına uyarlandı. Lir eşliğinde müzikal hale getirildi. Ama yine de bir yazım sanatı haline gelemedi. Öyle ki yazmak, şairler için kolaylıktı fakat alternatif bir sanat formu değildi. Sonuç olarak epik türde de olduğu gibi lirik şiir de okunan ve dinlenen bir sanat biçimi olmaya devam etti.

Şiirin gelişimi

Eski düşünürler, şiiri bir biçim olarak neyin farklı kıldığını araştırdılar. Neyin iyi şiiri kötü olandan ayırdığını belirlemeye çalıştılar. Bu da gelişmesine ve şiir üzerinde estetiğin çalışılmasına neden oldu. Çin gibi bazı toplumlar, ritüel olduğu kadar estetik önemi de olan şiirler geliştirdiler. Sonra klasik düşünürler kalitesini tanımlamanın ve değerlendirmenin bir yolu olarak sınıflandırmayı kullandılar. Daha sonra estetikçiler üç ana tür belirlediler: epik, lirik ve dramatik şiir. Komedi ve trajediyi dramatik şiirin alt türleri olarak ele aldılar. Ayrıca şiiri genellikle mantıksal açıklama olarak tanımlanan düz yazıdan da ayırdılar. Modern çağla başlayan, yazılı şiir ile kültürel bilgileri aktarmak fikri günümüzde de hala devam eder. Mesela hepimizin bildiği alfabe şarkıları vardır. Harflerin adlarını ve sırasını öğretir. Başka bir şarkı miladi takvimde ayların uzunluklarını ve adlarını belirtir... Özellikle matbaanın icadıyla başlayan modern gelişmeler bu sanatı da kökten değiştirdi. Kitaplar yaygın bir şekilde erişilebilir hale geldi ve isteyen herkes onları okuyabildi. Daha önce binlerce okuyucuya ulaşmak isteyen bir şair, artık milyonlar tarafından okunan bir şair oldu. Modern çağda şiir, bir performanstan çok yazılı bir sanat haline geldi. Üstelik şairler artık kulaktan çok, göze hitap etmek için yazdılar. Daha yakın zamanlarda, elektronik medyanın ortaya çıkışı ve şiir okumaya olan ilginin yükselişi, lirik türünde performans şiirinin de yeniden canlanmasını sağladı.

Koleksiyoncular için

Günümüzde erken şiir örneklerine ulaşmak oldukça zordur. Fakat bu eserlerin farklı baskılarını ve çevirilerini bulmak koleksiyoncular için çok heyecan vericidir. Tüm bunlara ek olarak, şiirle ilgilenen biriyseniz, 18. yüzyıldan ve öncesinden kalma şiirleri ne kadar okursanız, bu biçimleri, temaları çağdaş yapıtlarda tanıma olasılığınız da o kadar artar. Şiir okumak tarihsel ve politik bilgilerimizi genişletmemize de yardımcı olur. İster yazarlar tarafından imzalanmış modern şiirin ilk baskıları olsun, isterseniz ilginç yeni baskılar ve çeviriler olsun, şiir derlemek size dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok farklı metin formunu anlamanız konusunda kolaylık sağlar. Yazımı burada sonlandırırken sizlere içeriğimizde bahsini ettiğim iki kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Homeros'un İlyada ve Odysseia kitapları. İlk olarak İlyada ile başlamanız daha etkili olacaktır. Hem ekonomik açıdan uygun olması, hem de çevirilerini beğendiğim için İş Bankası yayınlarına bakmanızı da öneririm. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sevgiyle kalın... Karga.la maya devam edin.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum