Gündem Aktüel

SU, EKOSİSTEM VE İNSAN


Sezer Aygün 4 Mayıs 12:54

Bahar geldi. Bayram da... Her şey harika; eğer sağlığımız ve huzurumuz yerindeyse... Buna ek olarak, "suyumuz ve yiyeceğimiz varsa" diye de ekliyorum. Çünkü Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde insanın mutlu olabilmesinin asgari gerekliliği, fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasıyla başlıyor. Bu ihtiyaçların karşılanması için insan eliyle ya da sistemsel çabanın çoğu zaman farkında olmuyoruz. Yaşadığımız güzelliklerin arkasındaki düzen büyük bir sürdürülebilirlik gerektiriyor. Örneğin; artan insan nüfusunun gıda taleplerini karşılamak ve suyumuzun devamlı olabilmesi için küresel çapta önlem almak... Bunun yanında kişisel bazda da tedbirler mümkün. Su verimliliğini artırmak için beslenme seçimlerine dikkat etmek...

We will rock you

Sizi biraz sarsayım. Zira sarsılmazsak; insan, elindeki yıkıcı potansiyel ekosistemi tehdit etmeye devam edecek. Dünya tarihinde beş defa toplu soy tükenmesine maruz kaldığımızı da eklersek insanın hal-i pürmelali daha da ortaya çıkar. Çünkü her seferinde unutmuş gözüküyor.

Besin zincirinde tüm canlı varlıkların bir yeri mevcut. Bu piramitte en ufak kaymalar ciddi etkiler bırakmakta. İnsanın yeri ise piramidin tepesi. Sanıyorum yukardan bakmak, insana kendisine amade edilmiş dünyayı kolaylıkla tahrip edebileceği zannına götürmekte. Yaşamın devamlılığının doğanın ve suyumuzun korunmasına bağlı olduğu gerçeği de yüzleşmekten kaçınılan bir gerçek.

Gıda üretiminde kullanılan su miktarıyla sunduğu besin değeri açısından bir araştırma yapılıyor. Sığır etinden alacağımız on gram proteinin su ihtiyacı, çeltikten beş kat daha fazla. Ortalama bir Amerikan ailesi günde beş bin litre su tüketiyor. (Bunu bir nefret söylemine katkı olsun diye yazmıyorum. Eldeki veriler o bölgeden geldiği için aktarıyorum.) Bu suyun tamamı sadece içme suyu değil. Beslenme biçimleri büyük oranda hayvansal gıdadan oluşuyor. Hayvanların beslendiği tahıl, buğdaydan yirmi kat daha fazla suya ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla beslenme ihtiyacı için gerekli su miktarı yirmi kat artmış oluyor.

Bunlarla beraber Hindistan’da milyonlarca (evet milyonlarca) su kuyusu kurumuş durumda. Bu su sıkıntısının gıda ekonomisini de bir hayli etkilediğini söylememe gerek yok sanırım. Dünya nüfusu yaklaşık 8 milyar.  Gelecekte insanı besleyecek gıda için suyun nereden karşılanacağı konusu ise patlamaya hazır bir bomba. Çünkü durum, kaynak bulma ve tatlı su ekosistemini korumanın yanında su rekabetini ortaya çıkaracak gibi gözüküyor.

Ekosistem güvenliği gıda güvenliği demek

Peki ekosistemin güvenliği için geç mi kaldık? Tabii ki hayır! Çaresizlik öğrenilen bir şeydir. İnsan zekası her durum için bir çözüm bulma kapasitesine sahiptir. İstendiğinde!..

  • Suyu verimli bir şekilde depolamak ve iletmek. Zira barajlar yoluyla tutulan suların bir kısmı buharlaşarak yok oluyor. Buna ek olarak bir kısmı da kanallardan yeraltı sularına sızıyor. Bu verimsiz iletim ve kullanma daha çok baraja ihtiyacı ortaya çıkarıyor. Ne kadar çok baraj yapılırsa yapılsın mevcut çözümlerle toprağın tuzlanması ve nehirlerin tarımsal kimyasallarla kirlenmesinin önüne geçilemiyor.
  • Sadece yağmurlarla beslenen topraklarda ekimi artırmak.
  • Sulama verimliliğini artırmak.
  • Sağlıklı, sürdürülebilir beslenme biçimleri benimsemek. Et miktarını düşürmek gibi.

Gıda üretimine ayrılan sudan daha fazla besin elde etmek ve suyun sayısız faydalarından yararlanabilmek bugün dünyada kazanılmış en büyük değer. Birçok değerin yanında bunun da yok olmaması için uğraşanlar veya bu değerlerin kaybolmasına katlanmayanlar normal dışı sayılsa da “deli” gözükmenin kendi açımdan hiçbir sakıncası yok. Ekosistemimizi dolayısıyla suyumuzu korumak için bu yaftayı almaya değer. Son olarak yıllar evvel bir hava durumu sunucusunun dediği gibi; "hava nasıl olursa olsun sizin havanız güzel olsun" diyebilmek için ekosistemimize sahip çıkalım.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum