Aile & Çocuk Sinema & TV

Talihsiz Sophie Oyun Terapisi Alsa Nasıl Olurdu?


Sezer Aygün 1 Kasım 14:19
1850 yılında, Comtesse de Segur'un yazdığı bir eserden uyarlanan bir çocuk filmi Talihsiz Sophie. 2016 yılı Fransız yapımı ve yönetmeni Chritophe Honore. Türü komedi ama bence trajik kısımlar da mevcut. Bol güneş, bol doğa ve bol Sophie yaramazlıkları seyredeceksiniz. Birkaç rahatsız edici sahne dışında ailece seyredilmesinde sakınca yok. Dikkatimi çeken ilk şey şu ki; sanki o yıllarda -günümüzden farklı olarak- çocuk tarzında üretilmiş kıyafet yok. Çocukların kıyafetleri, anne baba modellerinin küçük benzerleri. "Bu tarz giyim acaba toplumsal rollerin sahiplenilmesine daha da katkı sağlamış mıdır?" diye düşünmeden geçemiyorum. Acaba çocuk zihinlerinde “Ben annem, babam veya şehrin valisi gibi giyiniyorsam, onların dışında herhangi farklı bir şey yapmamalıyım/yapamam.” gibi hayalleri kısıtlayıcı bir etki oluşturmuş mudur? Peki bizim zamanın çocukları kendi tarzlarında daha mı özgür düşünüp davranırlar? Toplumsal kalıpların oluşmasında kıyafetlerin önemi nedir? Kafamda deli sorular. Bence Talihsiz Sophie karakterlerinden yola çıkarak toplumsal veya psikolojik analiz yapmak mümkün. Fakat ben sadece Sophie’ye olan davranışlardan ve bunu Sophie’nin dünyasına olan yansımalarından bahsetmek istiyorum.

Buyrun Sophie analizine

Bizim toplumda da aynen o zaman söylendiği gibi yaramaz denilecek bir çocuk profili ama sadece meraklı, hareketli ve farklı bir çocuk. Onu bu farklılığıyla kabul etmekte zorlanan dünyası, zavallı Sophie’yi normale döndürmeye bayağı uğraşıyor. (İnsanoğlunda farklı bir karakter karşısında kendisine benzetme içgüdüsünün doğal olarak ortaya çıkması zamanla değişikliğe uğrayan bir durum değil sanki.) Her daim sonu hüsranla biten yaratıcı fikirleri var. Aslında izlerken ona yapılan davranışlara ve söylenen sözlere dayanamadım. Hakaretlere maruz kalıyor, etiketleniyor, toplum önünde küçük düşürülüyor ve kaldıramayacağı cezalar veriliyor. İstenmediğini ve sevilmediğini düşünüyor. Ona verilen cezalar o kadar ağır geliyor ki o da ortadan kayboluyor. Hem annesinin dikkatini çekmeyi hem de tüm cezalarından sıyrılmayı başarıyor. Alın size seconder kazanç! İstediğini yap, eğer ceza alırsan da bundan sıyrılabilirsin sakın dert etme. "Daha özgür ve kabullenici bir ortamda yetişse bu merakıyla kim bilir dünyaya, evrene dair neleri açığa çıkartırdı" diye düşünerek seyrettiğim Talihsiz Sophie filminde asıl gelmek istediğim nokta ise çocuk zihniyle alakalı. Belli bir seviyeye gelene kadar küçük zannettiğimiz yetişkinler; ne ile meşgulse, ne duyuyorsa, ona nasıl davranılıyorsa onunla doluyor. Aynen onu kopyalıyor. Filmde en çok dikkatimi çeken durum da Sophie’nin bebeğine olan davranışları. Bu davranışları kendine yapılanlarla birebir. Bebeğine dayak atıyor mesela ya da ona kurulan cümlelerle konuşuyor bebeğiyle.

Oyun terapilerinin önemi

Annesi eğer Sophie’yi “Bu nasıl çocuk? Öldüm, bittim. Nesi var bu çocuğun?” diyerek benim oyun odasına getirseydi, hem onun duygularını ve diğer ihtiyaçlarını özgürce keşfedip ifade etmesine izin veren bir ortam oluşturur, hem de belli deneyimlere izin vererek onun davranışlarına sınırlar getirmesine yardımcı olurdum. Haftalık oyun terapileri Sophie’ye günlük hayatında tutarlı yeni ve daha etkili davranış modelleri geliştirmesine olanak sağlardı. Oyun odasında yapılan müdahalelerin tamamı, tüm gereksinimleri için çocuğa destek sağlamaya yönelik çalışmalardır. Çocukların duygu ve davranışları güven ortamında ifade edildiğinde, negatif durumların ortadan kaybolduğuna dair sayısız deneyim mevcut. Talihsiz Sophie hakkında çok ayrıntı vermeden belirtmeliyim ki, Sophie filmin sonuna kadar tam bir savaşçı ruh. Ona yapılan onca şeyden sonra yine de ayakta kalmayı başarıyor. Tabii onun yetişkin halini göremiyoruz. Belki de bir psikiyatristin odasında terapi alarak, ona küçükken yapılan yanlış davranışları telafi etmekle meşguldür.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum