Tarih

Tarihin Gölgesinde Kalan Hükümdar Cengiz Han ve Moğollar


Ahmet Esad Çağlar 17 Ocak 10:03

Dünya tarihinde hiçbir hükümdar Cengiz Han kadar uzak mesafelere harekat düzenlememiştir. Tarihin hiçbir döneminde, hiçbir hükümdar Cengiz Han kadar geniş sınırlara ulaşmamıştır. Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz Han öldüğünde imparatorluk sınırları Büyük İskender'in Makedonya'sının 4, Roma imparatorluğu'nun ise 2 katıydı. Üstelik Cengiz tüm bu başarıyı kendi hazırladı. Yani hazır bir ordusu ve hazinesi yoktu. Bu daha başlangıçtı ve Cengiz'in ölümünden sonra da Moğollar uzun yıllar boyunca yükselmeye devam etti.

Cengiz Han çok başarılı bir hükümdardır ama hiçbir zaman hak ettiği değeri görmemiştir. Batı toplumu tarafından dizginlenemez bir barbar ve batı uygarlığının sonunu getiren kişi olarak görülmüştür. Hiçbir zaman İskender, Timur, Napolyon gibi diğer liderler ile aynı klasmanda kabul edilmemiştir. Oysa Moğol imparatorluğunun ulaştığı sınırlar, kazandığı savaşlar ve sürekliliği göz önünde bulundurulur ise bu fatihlerden de daha başarılıdır.

Tarih boyunca büyük liderlerin ölümünden sonra devlet içinde taht kavgaları oluşmuştur. Ancak Cengiz ölümünden sonra tahta geçecek kişiyi önceden belirlemiştir ve devlet yapılanmasını da ona göre şekillendirmiştir. Bu sebeple Moğol imparatorluğunun yükselişi Cengiz'in ölümünden sonra bile hiç durmadan devam etmiştir.

Cengiz Han'ın devlet ve ordu yapılanması

Cengiz Han ordu yapılanmasını hazırlarken, generallerini özellikle yetiştirirdi. Ordunun kazandığı zaferler sonrasında her asker adil bir şekilde ödüllendirilirdi. Özel seçilmiş ve çok iyi eğitilmiş generaller sayesinde Moğol ordusu orta Avrupa'ya kadar zorlanmadan girdi. Çoğu savaşta sayı üstünlüğü Moğollarda değildir. Ancak taktik beceri ve doğru stratejiler ile rakipleri bunu kavrayamadan savaş bitmiş oluyordu. Tarihte ilk kez uygulanan yıldırım taktiği de Cengiz Han tarafından düşünülmüştür.

Cengiz Han ordusunu hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Kendi başarısı ve ya hırsları için hiçbir askerini feda etmedi. Özellikle yaşamının son 25 yılında kazandığı zaferlerin kıyaslanacağı başka bir örnek yoktur. 13. yüzyılda Asya ve Avrupa kıtalarına tam anlamı ile hakimiyet sağlamıştır.

Devlet yönetiminde görev alacak kişiler de yine özel eğitimlere tabi tutulurdu. Bu sebeple Moğol imparatorluğu sağlam temellere dayalı bir devlet yapısına sahipti. Çok hızlı bir ivme ile çok büyük sınırlara ulaşan Moğollar bölgede uzun yıllar süper güç olmuştur.

Cengiz Han ve Moğol Ordusu hakkındaki efsaneler

Moğol ordusunun saldığı korku sebebi ile Avrupalılar çeşitli efsaneler üretmişlerdir. Örneğin kilise Moğol isminin antik efsanelerde geçen Magog'un oğulları Mogogoli'den geldiğini söyler. Yani Moğollar kiliseye göre yecüc ve mecücün soyundan gelmekteydi. Onlara göre Tanrı Cengiz Han'ı düzeni bozulmuş dünyayı yerle bir etmesi için görevlendirmişti. O dönem edilen dualar bile "bizi Moğolların gazabından kurtar Tanrım" diye bitiyordu.

Halk arasında Moğolların savaş sırasında öldürdükleri düşmanlarını yedikleri, doğa üstü güçlere sahip oldukları gibi yaygın söylentiler vardı. Tabii o dönem Avrupa'sında çıkan bunlara benzer pek çok hurafe sebebi ile Moğollar psikolojik bir üstünlük de elde etmişlerdi.

Yine farklı efsanelere göre Cengiz'in at başlı şeytani askerleri vardı. Hristiyan alemi Moğolların İsrail'in yitik kavimlerinden olduklarını ilan etmişti. Kiliseye göre Yahudiler de soydaşları ile iş birliği halindeydi. Bu batıl inançlar sebebi ile o dönem Avrupa'da binlerce Yahudi yok yere idam edilmiştir.

Peki gerçekte Cengiz Han kimdir?

Tarihi kayıtlara göre doğduğunda ismi Temuçin idi. 1162 yılında Dülün bölgesinde Onon Nehri kıyısında doğduğu sanılmaktadır. Daha sonra Tingiz, yani Deniz, okyanus anlamına da gelen Cengiz ismini aldı. Klanları Tengri dinine mensuptu.

Babası Yesügey Bahadır, Börçigin hanedanına bağlı küçük bir klanın lideriydi. Annesi ise Höelin'dir. Klanları sürekli olarak Tatarlarla çatışma halindeydiler. Moğol geleneklerine göre Cengiz 9 yaşına geldiğinde annesinin klanından bir kız ile evlendirilmek üzere oradan gönderilmiştir. Cengiz 12 yaşına geldiğinde babasının Tatarlar tarafından zehirlenerek öldürülmesi üzerine ata toprağına dönmüştür. Klanın büyükleri Cengiz'i klan yönetmek için yeterli görmediği için hayvanlarını ve diğer tüm varlıklarını alıp Cengiz ve ailesini terk etmiştir. Uzun yıllar ailesi ile dağlarda sefalet içinde yaşamaya çalışan Cengiz Han zamanla bozkırın zorlu şartlarına uyum sağlamıştır. Büyüdükten sonra Cengiz'in hayatı daha sonradan kan kardeş olacağı Camuka ile kesişmiştir ve bu onun için bir dönüm noktasıdır. Camuka ile kurduğu bağ onun gelişimine ve güçlenmesine çok yardımcı olmuştur. Babasının ölümüne kadar aldığı eğitim ile sonradan yaşadığı zorlukların ona kattığı olgunluk birleşince Cengiz'in karakteri akranlarına göre çok daha güçlü bir hal almıştır.

Zamanla yabani hayvanları evcilleştirip kendisine büyük sürüler kuran Cengiz zenginleşmiş ve geçmişte onu ve ailesini terk eden klan üyeleri artık ona saygı duymaya başlamıştır.

Zamanı geldiğinde ise Cengiz hak ettiği üzere klanının başına geçmiştir. Moğol Devletinin kuruluşu ile başlayan efsane 1227 yılında Cengiz Han'ın ölümüne kadar devam etmiştir.

Türkler ve Moğollar aynı soydan mı geliyor?

Bu konuda birçok farklı iddia var. Çin kaynaklarına göre Cengiz Han ve Moğollar Türk soyundan gelmektedir. Cengiz Han'ın hem Moğolca hem de Türkçe konuştuğu söyleniyor. Hatta kendisini Türk olarak tanıttığını söyleyen araştırmacılar da var.

Ancak somut verilerden yola çıkarsak milleti millet yapan ana etkenlerden biri dildir. Moğolca ve Türkçe tamamen farklı dillerdir. Dil açısından oluşan farklılıklar sebebi ile Moğol ve Türk soyları farklı birer etnisitedir.

Genetik bilimi açısından da Moğollar ve Türkler farklı ırklardır. Moğol soyu C2y-DNA, Türk soyu ise R1b, N ve Q dan gelmektedir. Sadece Moğol istilasından sonra Türkleşen Kazaklar, Tuvalılar ve Kırgızların % 25'inin C2 tipi DNA taşıdığı görülmektedir.

Coğrafi açıdan ele alındığında da Türkler bugünkü Türkmenistan, Özbekistan, Urallar ve Karadeniz-Hazar bozkırlarından gelmekte. Moğollar ise ilk kez Baykal gölünün güney kısmında Selenge Nehri havzasında ortaya çıkmıştır.

Günümüzde halen net bir sonuca ulaşılamayan bu tartışmalar devam etmektedir. Benim fikrimce yaşadıkları bölgelerin birbirine çok yakın olması, bozkır yaşantısına sahip milletler olmaları, kültürel anlamda yakın olmaları ve özellikle Tengri inanışına sahip olmaları sebebi ile bir benzerlik gösteriyorlar. O dönemde yaşanan savaşlar ve göçebe hayatı sebebi ile bölgede soyların karıştığı ve akrabalık ilişkilerinin fazlalaştığı bir gerçek. Hatta bazı araştırmalara göre bugün dünya üzerinde yaklaşık 16 milyon kişinin direkt olarak Cengiz Hanın torunu olduğu da iddia edilmektedir.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum