Gündem Spor

Teknik Direktör Değişim Rekoru Kırmamızın Sebebi Sensin


Tuna Tanyolaç 14 Nisan 06:27

Süper Lig' imiz diğer konularda büyük liglerle yarışamasa da bir konuda liderlik bizde. Ülkemiz futbolu teknik direktör değiştirme rekoru kırıyor ve bunun sebebi sensin! "Hop, dur bakalım orada!" diyeceksin belki okurken. "Benim gücüm ne, etkim ne?" diyeceksin. Bir tek senin değil; biraz önce bu yazıyı okuyan veya senden sonra okuyacak olan ve özellikle okumakla hiç ilgisi olmayanların ortak suçu bu. Ben sana biraz anlatayım, aklına yatmazsa tamam sen suçlu değilsin, kabul.

Rakamlar bu konuda ne diyor?

Geçen senelerde de bu alanda önlerde koşuyorduk. Fakat bu senenin taze rakamlarını ele alırsak bile derdimizi anlamamıza yardım edecektir. Süper Lig' de bitime sekiz maç kala tam 28 teknik direktör değişikliği yaşandı. 5 takım sezon başından beri aynı isimle çalışırken 15 takım istikrar bulamadı. Avrupa' nın beş büyük ligi İngiltere-Premier Lig, Almanya-Bundesliga, İspanya-La Liga, İtalya-Serie A ve Fransa-Ligue 1' de bu sezon toplam 33 teknik adam değişikliği yaşandı. UEFA ilk yirmideki ülkeler arasında lider biziz.

Peki neden böyleyiz?

Yazımın başında suçu sana atmıştım, kızmadın umarım. Tabii ki bir taraftar olarak, bir Türk insanı olarak ben de suçluyum. Bu genlerimizden ve yaşam felsefemizden kaynaklanıyor. Sabırsızız! Zaman tanımak, anlamaya çalışmak, emeğin meyvesinin olgunlaşmasını beklemek bize zor geliyor. Anadolu kulüpleri kapan-çık futbolundan başka bir şey bilmiyor diyorsun ya; futbol ekolümüz yok, felsefesi olan teknik direktörümüz yok diyorsun ya, o da bizim yüzümüzden, onu da buna bağlayacağım belki şaşıracaksın. Okumaya devam et.

Bu sabırsızlığımızdan ötürü hemen ve sadece başarı istiyoruz. Büyük kulüplerimizde tek başarı şampiyonluk sayılırken, diğer kulüplerde bir kaç mağlubiyetle ligin aşağılarına yol almak hemen faturayı teknik direktöre çıkarmamıza sebep oluyor. Peki hiç o teknik adamların yerine koyup kendinizi, düşündünüz mü? Bir Anadolu hocası bir kaç mağlubiyetle biletinin kesileceğini biliyor. Bu yüzden ne yapıyor? Kapanmayı seçiyor. Kapanır da gol yemezse 1 puan alıyor, yenilmedim diyor. Bir de gol atarsa geldi işte 3 puan. Biz bu insanlara zaman tanımazsak nasıl aklındaki felsefeyi ve taktiği takıma yansıtacak? Ben teknik direktörlerimizin kötü olduğunu düşünmüyorum. Hatta Avrupa' dan lisanslı olanlar bile var. Fakat olmayan şey ise taraftardaki sabır. Taraftar yönetimi baskı altına alıyor, yönetim de hocanın ensesine çöküyor. Görevde kalmak için siz hangi taktiği seçerdiniz?

Biz sabredebilsek, puan aç gözlülüğümüzü bırakıp güzel taktiği, güzel futbolu alkışlayabilsek ne meyveler vermez ki güzel ülkemizin futbolu. Tribünlere, takıma küsmesek skorun değil sporun destekçisi olsak olmaz mı? Gelin suçumuzu kabul edelim. Ben suçluyum ya sen?

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum