Sinema & TV

TERS YÜZ: ENERJİYİ YOK EDEN YOKSA NEŞE Mİ?


Sezer Aygün 17 Kasım 07:16

Vakti zamanında, bal yediği için vücudunda yaralar çıkan ama yine de bal yemeyi bırakmayan bir çocuk varmış. Anne babası doktorlardan bir çare bulamayınca, en sonunda bir bilgeye götürmeye karar vermişler. Bilge çocuğa şöyle bir bakmış, kırk gün sonra tekrar gelin demiş ve göndermiş. Kırk gün bekleyen aile, aynı yere tekrar gitmiş. Bilgenin çocuğa söylediği sadece “evladım artık bal yeme” olmuş. Hikayenin devamında hakikaten çocuk bal yemeyi bırakır ama aile büyük bir şaşkınlık yaşar. Durumun hikmetini öğrenmek için dayanamayıp gidip sorarlar. Bilge şöyle cevap verir: "Bal yiyen birisinin sözü tesirli olmazdı. Bu sebeple önce ben bal yemeyi bıraktım." Sözün sonunda Ters Yüz'ü bal ile toparlayacağım.

Duygular biraz ters yüz olursa..

Yıllar evvel çok sevdiğim terapist arkadaşımın terapi koltuğunda otururken, bu animasyon filmi bana önerildiğinde önce çok şaşırdım. Eve geldim ve merakla seyrettim. Duyguları anlatan bir çizgi film. Tamam biliyorum duygular var. Onları kabul ediyorum da, burada neyi bulup anlamam gerekiyor? İlk önce tam anlayamadığımı itiraf ediyorum.  

Benim çocuklarla beraber bilmem kaçıncı defadır izlediğim Ters Yüz filmini siz de bilirsiniz. Minik Riley doğar doğmaz duygular oluşmaya başlar. Önce neşe gelir sonra sırayla hüzün, korku, tiksinti ve öfke. Görevleri Riley’i tehlikelerden korumak. Muhteşem metaforlar kullanılarak anlatılan çekirdek anılar ve kişilik adaları. Harika bir çocukluk geçiren Riley. Dolayısıyla her şey olması gerektiği gibidir. Duyguların hepsi de neşenin kontrolü altında kendi varlıklarını olması gerektiği gibi sergilerler. Ne zamana kadar? On bir yaşındayken bir taşınma yaşanana kadar...

A happy childhood is perhaps the most-fortunate gift in life.

(Yaşamda mutlu bir çocukluktan daha büyük bir şans yoktur)

Dorothy Richardson

Ters Yüz

Ufak gibi görünen büyük ayrıntılar

Taşınmayla beraber Riley’in duyguları alt üst olur. Buraya kadar duyguların ters yüz olması da dahil her şey normal. Bir çocuğun hayatında ev, arkadaş, çevre her şey değişmiş. Ee doğal olarak duygularda da bir değişim olacak. Korku olacak, endişe olacak, hayal kırıklığı vb.

Burada şöyle cümleler kurmak istiyorum. Tohumlar karanlıkta büyür. Pırlanta baskı altında oluşur. Zeytin ezilmeden zeytinyağı olmaz diyeyim de zeytinin de hatırı kalmasın. Ya büyürken çektiğimiz büyüme ağrıları. Ne demek istediğimi anladınız değil mi? Zorluk dediğimiz basamaklardan geçince büyür insanoğlu. Bu mutlak gerçek değildir fakat hayatın bu yönünü kabul etmemek de mümkün gözükmüyor.

Neşe'nin duygusal zorbalığı

Her neyse, dönüyorum Riley’in değişim dönüşümüne. Taşındığında bazı durumlar hemen yerli yerine oturmaz. Biraz zaman isteyen süreçleri vardır. Bununla beraber eşyası yok, oyuncakları yok, arkadaşlar yeni. Üstelik Okulunda ilk günü berbat geçiyor. Bu esnada Riley’in içindeki neşenin tatlı sert tutumlarına fazlaca maruz kalan diğer duyguları izliyoruz. Ters Yüz'ün en beğenilmesi gereken kısmı metaforları kullanışı. Tam hüznün sahneye çıkma vakti. Hatta bangır bangır ''ben buradayım'' diyecek ama neşe ona ''dur'' diyor. “Ağlamak beni sakinleştiriyor ve sorunların ağırlığını aşmamı sağlıyor” diyerek kendini anlatmış olmasına rağmen onu yok sayıyor. Hatta değiştirmeye çalışıyor. Üstelik diğer duygular tarafından bile dışlanıyor üzüntü.

Korkunun da söyleyecek sözleri var, fakat onlarda neşenin engellemelerine maruz kalıyor. Dahası neşe diğer duygulara resmen duygusal zorbalık yapıyor. Doğası gereği gösterdiği çabalar sebebiyle problemler öteleniyor, çözülemeden art arda birikiyor.

Ters Yüz

Üzüntü sana ihtiyacımız var

Bu bizim gerçekte karşılaştığımız “her durumda mutlu olmalısın”, “bak senden daha kötüler var şükret”, “her şeyin iyi tarafını gör” diyen komşu tavsiyelerine benzemiyor mu? Ters Yüz'deki Riley’in anne babasının da farkında olmadan yaptığı bu değil mi? Bazen insan başkasına ihtiyaç duymadan, kendi kendine de yapıyor bunu. Denklemin dengesini biz bozuyoruz farkında olmayarak. Mutluluk iyi, üzüntü tu kaka.

Bu arızalı cümlelerde yapısal, anlamsal değişiklikler lazım ama en önemlisi zaman arızası. Dur ben bi üzüntümü yaşayayım. Üstüne korkumla da ilgileneyim. Bekleyip, sabretmeli. Hayat hep neşe, hep neşe değil ki. Kısacası; Eğer ihtiyacım olduğunda kullanmayacaksam, diğer duyguların ne manası var? Değil mi?

Yalnız buraya dikkat edin lütfen! Riley’in ''bütün neşesi giderse” tedirginliği, endişesi ve korkusu neşenin içinde de var. Bu ne demek? Aynen insan gibi duygular da varlığını devam ettirmeye programlanmış. Kendine zarar verecek ortamları bertaraf edip, kendine uygun ortamlar oluşturmaya çalışıyor. Ortam dediğimde; sahnede kalış süreleri var. Belli bir süre kalacak ve yerini değiştirecek. Biraz sabır, biraz destek, biraz anlayış. Kendimize ve çevremize. Lütfen.

Riley'in değişimi

Filmin sonuna doğru Riley evinden kaçıp mutlu olduğu eski düzene doğru yola çıktığında, üzüntünün itici gücüyle fikrinden vazgeçiyor. Böylelikle olabilecek diğer sorunlar önlenmiş oluyor. Üstelik neşe de (bence en önemli sahne) sadece kendisi değil, üzüntünün vesile olduğu güzellikleri nihayet kavrıyor ve düğmeye beraber basıyorlar.

Velhasılıkelam hepsini toparlıyorum.

Çocukluğunda defalarca taşınmış, duyguları ters yüz olmuş, bunlarla yüzleşmiş ve bal yemeyi bırakmış biri olarak diyorum ki; her zaman neşeli olamayabiliriz. Bu mümkün olmadığı gibi, doğru da değil. Mutlu olmak güzeldir fakat yaşamın nihai amacı değildir. Üzüntü gibi diğer duygular da boşuna değildir. Onlardan da öğreneceğimiz birçok şey bulunur. Abartmadan ve dengeyi kaçırmadan duyguları göğüste yumuşatarak yaşayıp, varlıklarını kabul etmek gerekir. Tüm yaşam mücadele gibi görünse de kendi içinde nazik ve dinamik bir ahengi var. Bütün sistem birbirinin içinde ve diğer yaşamları destekleyen bir mekanizma ile çalışıyor. Yardım mekanizması. Hiçbir varlık herkes ölsün ben yaşayayım demiyor. “Sistemin içinde ben de var olayım” derdinde.  Kargala okuyucusu bilir. Diğerinin varlığına saygı, onu olduğu gibi kabul, ihtiyaç halinde destek... İşte bu hayatın mutlak gerçeği.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum