Sinema & TV

The Matrix Resurrections İncelemesi: İnadına Kırmızı Hap


The Matrix Resurrections, Spider-Man ile birlikte geçen senenin en beklenen filmlerinden biriydi. Benzer biçimde iki film de izleyicilerini "çok iyi filmdi" ve "daha iyi olabilirdi" diye ikiye ayırdı. Peki Keanu Reeves'i tekrar "Neo" rolünde görmek nasıl? Film bir devam filmi mi? Yoksa yeni bir üçleme mi doğuyor? Tüm bu soruların cevabını gelin beraber irdeleyelim.

İlk Matrix filmi hem başarılı senaryosu hem yeni çekim yöntemleri ve görsel efektleri ile hem de filme yüklenen felsefi değer ile adından söz ettirmeyi başarmıştı. Zamanında Matrix'i bir kere izlemek ile yetinenlerin olduğunu sanmıyorum. Ben dahil hepimiz filmi defalarca kere izlettik. Matrix kendini izlettirmeyi başardı. Sonuç olarak arkasından ikinci ve üçüncü filmleri geldi.

Uzun zaman sonra Matrix, beyaz perdeye ve seyircilerine Resurrections ile geri dönünce hayranlar "Yine devam filmleri gelecek mi?" diye araştırmaya giriştiler. The Matrix Resurrections yapımcılarından James McTeigue "Devam filmi düşünmüyoruz." demişler. Bence bu film de pek düşünülerek çekilmemiş zaten. Şayet ilk filmdeki gişe hasılatı ve IMDB puanı gelmiş olsa şimdi Matrix 5 için çekimlere başlanmıştı.

Matrix

Sürpriz bozansız inceleyelim

Tahmin ettiğiniz üzere ben film için "daha iyi olabilirdi" diyorum. Yanlış anlaşılma olmasın; bunu derken filmi kötülemek istemiyorum. Çünkü Matrix hayranıyım. Sadece bence "daha iyisi olabilirdi". Sanırım bunda Lana Wachowski'nin Matrix'in devamını çekmek istememesinin de rolü büyük. Sanki istemeyerek, zorla devam filmini çekmiş gibi duruyor. Bu yüzden olsa gerek ilk önce filmi bozup sonra farklı bir şekilde tekrar düzenlemeyi istemiş. Yani rubik kübü gibi...

Filmi önce bozmuş dedim. Makineler ile olan savaştan sonra sulh ortamı sağlanmış. Neo -yani Thomas Anderson- yeni bir Matrix ile bilgisayar programcısına dönüştürülmüş. Bay Anderson, daha önce olan tüm olayların yarattığı oyunda olduğuna inandırılmış. Bunun için psikolojik tedaviler görmeye bile başlamış. Bir insanı manipüle etmek istiyorsanız yapacağınız en güzel şey psikolojisini bozmak ve kendisi ile çelişmesini sağlamaktır. Makineler bunu başarmış. Bay Anderson düşündüğü her şeyi hayal sanıyor. Yalnızca bir hayal onu zorluyor: Trinity!

Her iş çıkışı gittiği "Simulatte"de sıklıkla gördüğü kadına hayranlık duyuyor. Dürtülerine karşı koyamayan Bay Anderson kadın ile tanışma şansı yakalar. Kadının da farklı rüyalar gördüğü değişik hisler içinde olduğu anlaşılır. Seriden sonra yeni bir konuya başlamak için film buraya kadar bozuluyor.

Matrix'in bundan sonraki kısmında ise Bay Anderson, tekrar kurtarılıp kırmızı hapı alıyor. Tekrar yıllarının ve aşkının çalındığını anlayan Neo'nun tek amacı sevdiceği Trinity'yi de sistemden çıkarmak oluyor. Elbette bunun için verilmesi gereken bedeller var. Bunlardan en önemlisi barış ortamı... Makineler ve insanlar arasındaki barışı tehlikeye atmak istemeyen bir kesim "Trinity'nin gerçekten uyanmak istediğini nereden biliyorsun?" sorusunu soruyor. Film bu kısımda da yeniden yapılıyor ve rupik küpün her yüzünde aynı renkler oluyor.

İlk serideki felsefik unsulardan en çok karşımıza çıkanı, gözlerin yanması oluyor. Lakin buna alay edilir gibi baş dönmesi, çakır keyiflik de katılmış. Önce Morpheus sonra Neo gözlerini "gerçekten" kullanmaya başlayınca gözleri yanıyor.

Lana Wachowski ve Sense8 oyuncuları

Benim içime sinmeyen bir başka konu ise Morpheus oldu. Karakteri canlandıran Yahya Abdul-Mateen yerine başkası düşünülebilirdi. Bence yavan bir tat verdi kendisi. Öte yandan Lana Wachowski'nin Netflix için uyarladığı Sense8 dizisinden birçok karakteri Matrix filminde de görüyoruz. Max Riemelt, Toby Onwumere, Eréndira Ibarra ve Brian J. Smith özellikle yeni geminin mürettebatı olarak karşımıza çıkıyor. Bu arada "Sense8 ne? Karavan oraya gitmeyecek mi?" sorularına bir cevap vereyim: O yolculuğa çıkabilecek kadar cesur değilim.

Carrie-Anne Moss için söylenecek şey şu ki Trinity'de bıraktığı yerden devam etmiş. Aynı şeyi Keanu Reeves için söyleyemek güç. Nedeni ise gayet basit. John Wick imajının filmde devam etmesi ve üzerine John Wick rolünün oturması...

Ama şunu değinmeden geçmeyelim; "Keanu insanlığı" denilen bir şey var. Filmden kazandığı paranın %70'ini kanser araştırmalarına bağışlamış. Bunun birçok örneği de var. Bu yüzden "Cennet Mahallesi'nde oyna izleriz" diyoruz.

Filmde Analist olarak karşımıza çıkan Neil Patrick Harris'in de ciddi roller oynamasına alışkın değilim sanırım. Aynı durumu Kayıp Kız'da da yaşadım zira. Matrix'e renk kattığı kesin ama ben onu hep Barney olarak göreceğim sanırım.

Askerde ilk çarşı izninde gittiğiniz lokantada yediğiniz yemeğin muazzam tadını, ikinci defa gidişinizde bulamazsınız. Özetle devam filmleri her zaman zordur. Asla ilkinin tadını vermez. The Matrix Resurrections'ı, bu düşünce ve beklenti ile izlerseniz bence keyifle izlersiniz.

Filmin karavan puanı,

????
https://youtu.be/9ix7TUGVYIo
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum