Sinema & TV

The Peripheral İncelemesi ve Bizi Bekleyen Teknoloji


Onur Ömer Düzgün 10 Aralık 17:10

The Peripheral, Prime Video'nun bugünlerde isminden çok söz ettirdiği dizi. Özellikle The Peripheral bilim kurgu ve teknoloji sevenleri büyüledi. Peki bunu nasıl yaptı?

The Peripheral, siberpunk akımının öncülerinden William Gibson'un aynı isimli romanından uyarlama. Neuromancer şüphesiz çoğumuzun bildiği veya işittiği bir kitap. Neuromancer'da sinir sistemi, beyinden veri çalımı ve yapay zekadan bahseder. Hep söylüyorum; yine söyleyeyim: Bilim kurgu her zaman bilimin öncüsü olmuştur. The Peripheral da benzer konular var. Yani dizideki birçok şey gelecekte olabilir.

The Peripheral

Dizinin konusu (Sürpriz Bozansız)

The Peripheral dizisinin ilk sahneleri 2032 yılında başlıyor. Yani günümüzden on sene sonrası... Çoğu şey yavaş yavaş değişmeye başlamış. Hibrit bisikletler bunlardan biri. Bisiklet olarak kullanırken kendini şarj ediyor. Sonra motosiklet olarak kullanılabiliyor. Kargo firmaları üç boyutlu yazıcı şubelerine dönüşmüş. Eczacılara ilacın formülünü verdiğiniz zaman otomatik ilaç çıkabiliyor. Ayrıca engelliler için tasarlanan, araca adapte olabilen sandalyeler var. Bunlar güzel tarafları. Akan derenin ve su göletlerinin çamura dönmesi veya her şey elinizin altındayken alım gücünün düşük olmasından dolayı ona ulaşamamanız ise bazı kötü tarafları. Bir de geleceğe dair olabilecek felaket senaryoları var. Kıtlık, savaşlar...

The Peripheral dizisinin konusuna dönecek olursak Flynne Fisher adında kendi halinde bir kızımız var. Evden işe işten eve gidiyor. Bunun nedeni annesi çok hasta. Abisi Burton ise bir oyun bağımlısı. Başka insanlara oyunlarda yardım ederek para kazanıyor. Ayrıca eski bir donanma askeri. Flynne de usta bir oyuncu. Hatta abisinin geçemediği yerleri o geçiyor. Burton bir şirketten yeni bir iş teklifi alır. Yeni üretilen bir oyun prototipini denemesi karşılığında iyi bir para alacaktır. Ortada küçük bir sorun vardır. O da şirket Burton'u bir oyunda keşfetmiştir ama oyunun o kısmını Flynne oynamıştır.

Durum böyle olunca Burton prototipi denemek için Flynne'i ikna eder. Flynne oyunda tüm görevleri yerine getirir. Bu oyun diğer oyunlardan farklıdır. Çünkü beyne takılan bu başlık sayesinde oyundaki simsin hissettiği her şeyi oyuncu vücudunda hissedebilmektedir. Ayrıca beyne zarar da verir. Flynne ikinci gün bunun bir oyun olmadığını kavrar ve kendini karışık olayların içerisinde bulur. Flynne olanları anlamlandırmaya çalışır. Zamanda yolculuk yaptığını düşünür. Aslında olan geleceğe veri aktarımıdır.

Kuantum Tüneli ve Haptik Teknolojisi

The Peripheral izlerken Flynne'in taktığı başlık ile geleceğe veri aktarabilmesi Kuantum Tünelleri sayesinde gerçekleştiği söyleniyor. Kısaca bir parçacığın bir atomun veya elektronun aniden yakın başka bir alana sıçramasıdır. Bu tünelleme olmasa ne bilgisayarlar ne telefonlar çalışabilir. Tünelleme insanlar için de geçerli bir kavram Yani insanlara da yapılabilir. Elbette kütlenin büyüklüğü yüzünden düşük bir ihtimal. Bunun için dizide insanlar değil bilinç ve veri geleceğe tünellenmiş. Benim aklıma takılan nokta ise yaptığım araştırma sonrasında bu işin sadece geleceğe yönelik yapılabilmesi. Oysa dizide geçmişe yönelik olduğu anlar da vardı. Ayrıca Travelers dizisinde de bu konu işlenmişti. Bu aralar bu diziye çok değindik. Sanırım yazmak şart oldu.

The Peripheral ile haptik teknolojisi ile de tanışıyoruz. Basit anlatımı ile dokunma teknolojisi diyebiliriz. Günümüzde sanal gerçeklik sadece görme ve işitme ile deneyimleniyor. Hissetmeyi de bu kapsama almak için yoğun çalışmalar var. Hatta Japonlar koku aktarımının sonuna gelmişler. Günümüzde ne kadar kısıtlı olsa da dizide üst düzey deneyimler sağlıyor. Dizide ise ordu mensupları bu teknoloji ile birbirlerinin gördüklerini görüyor, hissettiklerini hissediyorlar. İletişimi araçsız sağlıyorlar. Günümüzde tıp öğrencileri bu uygulama ile ameliyata girmede deneyimleri yaşayabiliyor. Aynı şekilde askerler ve polisler gerçeğe yakın simülasyonlar ile kriz anlarının provasını yapıyor. Eğitimden eğlenceye örnekler arttırılabilir.

Oyuncu kadrosu

The Peripheral dizisinin bir romandan uyarlanma olduğunu yukarıda belirttik. Bu uyarlamayı çok sevilen Westworld'ün yaratıcıları yapmış. Flynne Fisher olarak Chloë Grace Moretz'ı görüyoruz. Bir başka filmi olan 5. Dalga'nın kitabını okudum ama filmi izlemeidim. Dizi performansı güzel olunca filmi de listeme ekledim. Jack Reynor'u da Burton karakterinde görüyoruz. Onu da Modern Love ve Electrik Dreams'de epey övmüştük. The Periferal dizisinde Wilf karakteri olarak gördüğümüz Gary Carr'de Modern Love'un başka bir oyuncusu.

The Peripheral izlerken beni etkileyen bir kaç noktaya değinmek istedim. Bunlardan birisi vücuda yerleştirilen implantlar sayesinde aklınıza gelen tüm telefon uygulamalarını zihninizden yapabiliyor olmanız. Ayrıca bulunduğunuz yeri farklı şekilde görebiliyorsunuz. Düşünün çatıda veya yürüyüş bandında yürüyüş yapıyorsunuz ama manzarayı değiştirebiliyorsunuz. Beni etkileyen bir başka etken ise insan siluetleri oldu. Küresel yok oluş ardından dünyadaki insan nüfusu çok azalmış. İnsanların ruh sağlığı daha kötüleşmesini istemiyorlar. Bu yüzden sokaklarda insan siluetleri var. The Periferal seçilen renk paleti, sinematografi ve geleceğin kurgulanması alanında da çok başarılı.

Kısaca siberpunk, distopya ve bilim kurgu seviyor musunuz? O halde The Peripheral tam size göre bir dizi. İzlerken büyük keyif alacaksınız. Keyif alırken de "teknoloji gerçekten bu noktaya gelecek mi? Sanal gerçeklik gözlükleri bunların başlangıcı mı?" sorularını soracaksınız.

Dizinin karavan puanı,

?????
https://youtu.be/bRdkRQzcrrc
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum