Spor

Total Futbol ve Johan Cruyff Üzerine


Konuk Yazar 29 Mart 17:21

Johan Cruyff, 12 Nisan 1947 tarihinde mütevazi bir ailede dünyaya geldi. Hayatındaki ilk mücadele babasını 12 yaşında kaybetmesiyle başladı. Annesi Ajax’ın stadyum temizliğinde iş bulmuş ve aynı zamanda Ajax’ın antrenörlerinin evine temizliğe gidiyordu. Cruyff’te çok geçmeden kendini Ajax’ın stadyumunda buldu. Futbolcuların kramponlarını temizliyor ve saha çizgilerini kireçle görünür hale getiriyordu. Bir gün saha kenarında duran Cruyff’e top geldi ve hikaye başladı. Genç çocuğun top sektirmesinden çok etkilenen antrenör Buckingham, Cruyff’ü Ajax’ın altyapısına yazdırdı. O an aslında total futbolun en büyük efsanesinin kader anıydı. Hatta belki de futbolun...

Total futbol nasıl ortaya çıktı

1914’te Ajax’ın başına Jack Reynolds getirildi. Aralıklarla toplamda 25 yıl yakın süre Ajax’ı çalıştıran Reynolds, 2. Dünya Savaşı’nda esir düşmüş ancak özgürlüğüne kavuştuktan sonra takımına dönmüştü. Jack Reynolds, Ajax altyapısını kurdu. Total Futbol’un ilk adımlarını da atan oydu: “Hücum her zaman en iyi savunma biçimidir, hep de öyle kalacak.” sözü de ona aitti. Ancak total futbol dendiğinde akla gelen isimlerin başında Rinus Michels vardır. Rinus Michels, Jack Reynold'un öğrencisidir. Rinus Michels hocasından aldığı topla oynama anlayışını daha da ileri götürdü. Pozisyon değişiklikleri, yerleşimler, ofsayt taktiği, alan kullanımı ve mevki değişimlerinin dikey yapılması gibi kavramları ekledi. Mükemmelleştiren ise hem sahada futbolcu hem kenarda teknik direktör olarak total futbolun simgesi kabul edilen Johan Cruyff’tu.

Ajax yılları

Johan Cruyff 17 yaşına geldiğinde futbolculuk hayatındaki ikinci büyük gelişme gerçekleşecekti. Cruyff, 1964-65 sezonunda henüz reşit bile değildi. Ajax'ın en çok umut vaat eden oyuncusu olarak kendisine A takım kadrosunda yer bulmaya başladı. Nitekim vizyonu futbolculuk kariyerinin en başında kendini göstermişti. Hücumda ve defansta kollektif futbol ve tiki takaya dayanan total futbol sisteminde Cruyff’un saha içi önderliğini yaptığı Ajax 1965-1973 yılları arasında Hollanda Ligi'ni 6 kez, Hollanda Kupası'nı 3 kez ve 1971-72-73 yıllarında Şampiyon  Kulüpler Kupası'nı ise üst üste 3 kez kazanma başarısı gösterdi. Total futbolun gelişimi Cruyff’la  beraber ilerliyordu.

Barça'ya nasıl gelmişti?

Sene 1973... Cruyff dünya transfer rekoru kırarak 2 milyon dolara Barcelona'ya gitti. Ajax başkanı onu Real Madrid'e satmak istiyordu. Real değil de Barcelona’yı tercih etmesi Cruyff’ün yeni meydan okumasıydı. Cruyff'un geldiği günlerde Barcelona, kulüp tarihinin belki de en sıkıntılı günlerini yaşıyordu. Takım ligde 14 yıldır şampiyonluğa hasretti. Ajax’ta beraber harikalar yarattığı teknik adam Rinus Michels Barcelona’nın başındaki isimdi. Ajax'taki ''top bizde olduğu sürece rakip gol atamaz'' felsefesini Barcelona'da uygulayacaklardı. Sarı Fare lâkaplı yıldız, etkisini göstermekte hiç gecikmedi. Onun sürüklediği Barcelona, 14 yıllık hasretine son verip 1973-74 sezonunu şampiyon olarak tamamladı.

Katalanların kahramanı

17 Şubat 1974'te deplasmanda 5-0'lık Real Madrid galibiyeti ise birçok Barcelonalı için kulüp tarihinin en anlamlı maçı olarak hafızalara yerleşecekti. O maç sıradan bir maç değil, İspanya siyasi tarihine dahi etkisini eden bir maçtı. Maçtan hemen sonra yaşanan bir gelişme ise Cruyff’ü Katalan halkının sevgilisi haline getirecekti. Cruyff yeni doğan oğluna Katalanca bir isim olan “Jordi” ismini vermişti. Cruyff 1971, 1973 ve 1974 yıllarında Ballon d'Or ödülünü kazandı. 3 kez Avrupa'nın en iyi futbolcusu oldu.

Literatüre geçen hareketleri ve sözleri

1974 Dünya Kupası'nda kupadaki İsveç maçında yaptığı “Cruyff Dönüşü” futbolseverlerin unutulmaz hareketlerinden biri haline gelmişti. 1982'de arkadaşına pas vererek kullandığı penaltı, daha sonra "Cruyff penaltısı" olarak adlandırıldı. Ajax kültürü ile büyüyen Johan Cruyff kitap okumayı çok seviyordu. Siyasi kültürü de buradan geliyordu. Kendine has söylemlerinin bazıları şöyle;

  • Dindar biri değilim. İspanya’da her maç öncesi 22 oyuncu maç öncesi Tanrı’ya dua ediyor. Eğer işe yarasaydı her maç berabere biterdi.
  • İstatistiksel olarak kanıtlanan şey siz sahadayken ortalama yalnızca 3 dakika topa dokunursunuz. Bu sebeple en önemli şey topun sizde olmadığı diğer 87 dakika ne yaptığınızdır. İyi bir oyuncu olup olmadığınızı belirleyen şey de budur.
  • Sonucu olmayan kalite anlamsızdır. Kaliteli olmayan sonuç ise sıkıcıdır.
  • Benim takımlarımda kaleci ilk hücum oyuncusu, forvet ilk savunma oyuncusudur.
  • Futbol basit bir oyundur. Ancak zor olan onu basit oynamaktır.

78 Dünya Kupası'na gitmeme sebebi

Hollanda, 7 Temmuz 1974'te Münih'te oynanan Dünya Kupası finalinde Almanya'ya kaybedip Dünya ikincisi olmuştu. 1978 Dünya Kupası'nın en büyük favorisi ise Cruyff önderliğinde daha da güçlenen Portakallardı. Ancak Cruyff Arjantin’e gitmez. Evine giren silahlı bir saldırgan yüzünden 1978 Dünya Kupası'na katılmak istemez. Kamuoyu bunu yıllarca Arjantin’in darbeci diktatörüne karşı yapılmış bir tavır olarak algılamıştır ancak sorun tamamen aileseldir. Cruyff; Arjantine gitmeme nedenini, anılarını topladığı “Benim Oyunum” adlı kitabında uzun uzun anlatıyor ve gidememekten duyduğu pişmanlığını da özellikle vurguluyor. Çünkü gitseydi Dünya Şampiyonu Hollanda’nın kaptanı olarak oyunculuğa veda edeceğini biliyordu. Belki de Pele ve Maradona'nın gerisinde kalmayacaktı.

Futbolu bırakmasının sebebi

Söylenilene göre günde 3-4 paket sigara içermiş Cyruff. Bundan dolayı doktorlar sigarayı bırakması gerektiğini,aksi takdirde futbol oynamaya devam edemeyeceğini söyleyince o da futbolu bırakmış. Bu durumu kendisi de şu sözlerle doğruluyor:

Doktorlar sigarayı bırakmazsam artık futbol oynamayacağımı söylediler. Ben de futbolu bıraktım.

Teknik adamlık yılları ve tiki taka futbolun doğuşu

Cruyff, teknik adamlık kariyerine de tıpkı futbolculukta olduğu gibi Ajax'ta başlarken, bu yeni dönemin ilk sezonu olan 1985-86 sezonunu Hollanda Kupası'nı kazanarak tamamlıyordu. Cruyff, nasıl futbolculuğu döneminde Ajax'tan sonra Barcelona formasını giydiyse, teknik direktörlüğünde de Amsterdam ekibinden sonraki adresi olarak Camp Nou'yu seçmişti. 1988-89 sezonu öncesinde Barcelona'nın başına gelen Cruyff'un ilk icraatı da yaklaşık 15 yıl önce hocası Rinus Michels'in kurduğu yapının bir benzerini kurmak ve bunu kalıcı hale getirmekti. Bu doğrultuda hem çok sayıda transfer gerşekleşti hem takımın oyun anlayışı değişti. Altyapıda da bu yeni oyun anlayışına uygun bir eğitim revizyonu oldu.

Yapılan yatırımların meyvesi

3 sezon Real Madrid'in gerisinde kalan Cruyff'lu Barcelona, 1991-92 sezonundaysa tarihinin o ana kadarki en büyük başarısını yaşayacaktı. Şampiyon Kulüpler Kupası'nda, 20 Mayıs 1992'de Wembley'de oynanan finalde Sampdoria'ya rakip olan Barça, uzatmalarda Ronald Koeman'ın attığı frikik golüyle maçı 1-0 kazandı. Bu kupayı tarihinde ilk kez kucaklamanın sevincini yaşadı. Böylece Cruyff da haliyle bu büyük kupayı hem futbolcu hem de teknik direktör olarak kazanan nadir isimlerden biri olmuştu.

Kısa zamanda büyük başarılar

1995-96 sezonunda da istenen başarılar gelmeyince, Johan Cruyff ile Barcelona'nın yolları ayırdı. Barcelona'dan ayrıldıktan sonra bir daha takım çalıştırma fikrine sıcak bakmayan Cruyff, böylece henüz 49 yaşında teknik adamlık kariyerini de noktalamış oluyordu. Ancak futbolculuğunda neredeyse kazanmadık kupa bırakmayan efsanenin, kısa teknik adamlık kariyerinde kazandıkları da az değildi: Bir Şampiyon Kulüpler Kupası, iki Kupa Galipleri Kupası, bir Süper Kupa, bir Şampiyonlar Ligi finalistliği, bir Kupa Galipleri Kupası finalistliği, dört İspanya Ligi Şampiyonluğu, bir İspanya Kral Kupası...

Onun bıraktığı en büyük miras ise çalıştırdığı Ajax ve Barcelona’da total futbol felsefesinin altyapıdan itibaren öğretilmesini sağlamasıydı. Bu sayede teknik adamlar, oyuncular ve planlar değişse de bu iki kulüpte total futbol bir kültür olarak sonsuza dek yaşayacak.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum