Bilim & Teknoloji Kitap & Edebiyat

Türkiye'de e-Kitap Neden Gelişmiyor?


Uğur İşçeviren 12 Haziran 10:13

Atalarımız şöyle der: "Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp." Günümüzde bu ayıba düşmemenin yolu Google olsa da öğrenmenin en temel öğesi kitaptır. Yani okumak eyleminin tam karşılığı kitap ile olur. Ne gariptir ki teknoloji, okuma deneyimlerimizi de değiştiriyor. Tabii bunu nispeten yavaş yapsa da artık okumak sadece kitap ya da dergi ile olmuyor. Özellikle ecnebilerin, günümüzde dijital okuma araçlarına iyice aşina olduğunu söyleyebiliriz. E-kitap bu araçların en önde gelenidir.

Peki ülkemizde durum nedir? E-kitap satışları ne durumda? Dijital içerikler ne kadar satılıyor? Daha doğru ifade ile ne kadar tüketiliyor? Bir yayıncı kitabını basılı satarken dijital versiyonunu ne kadara mal ediyor? En nihayetinde e-kitap dünyasında durum nedir?

En büyük sorun okumamak

Öncelikle şunu belirteyim. Kitapların elektronik olarak yayınlanması konusunda ülkemizde durum vahim. Bunun birden çok sebebi var ama tahmin edersiniz ki esas unsur, düşük okuma oranı. Sayacağım diğer bir çok sebep, basılı kitaplarla kıyaslanabilir şekilde e-kitaplar aleyhine iken bu unsur her iki taraf için de sorun. Okumuyoruz! Biraz acımasız gözükse de durum bu. En azından yapılan araştırmalara göre okumama oranı %60. Konuyla ilgili Kadir Has Üniversitesi'nin yaptığı çalışmanın ayrıntılarına buradan bakabilirsiniz. Ülkemizde, okuma eylemini Google üzerinden girdiğimiz üç kelimeden çıkan sonucu kısaca incelemek üzerine indirgemiş vaziyetteyiz. Yani soru-cevap ilişkisinden öteye geçmiyor. Bir dijital yayın platformunun editörü olarak bu durumdan şikayetçi olmak tezat oluşturuyor gibi gözükebilir. Yine de "keşke her okuyucumuz bu platformu ikincil okuma aracı olarak kullansa" düşüncesiyle konumuza devam ediyorum.

Bu büyük sorunun ardından yine ülkemize has bir diğer sorunla karşılaşıyoruz. Kopya ürünlere olan ilgi... Evet, ülkemizdeki her ürün gibi kitap da pahalı bir hobi. Hele ki sık okuyan biriyseniz kitap okumanın bütçeyi sarsması muhtemel. Bu da bir çok sektörde olduğu gibi çoğumuzu "imitasyon" ürünlere yönlendiriyor. Korsan ürün kullanmanın yayıncı ve yazardan çalmak olduğu gerçeğini bir kenara koysak da ülkemizde bir çok okuyucu bu yönteme başvuruyor. İşte dijital yayınlarda bu çok daha kolay çünkü basım maliyeti yok. Yasaklar da caydırıcı değil. Ayrıca yazılımlarla bunu engelleyebilecek yöntemler de henüz mevcut değil. Dolayısıyla bir kitabın dijital sürümünün yayınlanması, yayıncı açısından büyük risk. Çünkü ortada korsanı engelleyecek yasal bir yaptırım yok ve basılı kitaba göre çok daha kolay bir yayılımı var.

Zaten bu yüzden de Türkiye'deki e-kitap satışlarının resmi rakamlarından bahsetmek mümkün değil. Özellikle son yıllarda kitapların dijital versiyonları yayınlanmadığı için bu konuda bir sağlıklı bir analiz yok. Lakin kısaca şunu diyebiliriz ki popüler dönemlerinde bile e-kitaplar basılı yayınların %3-4'ü kadardı.

Beklendiği gibi olmadı

İşin bir de ekonomik boyutu var. E-kitapların popüler yıllarında maliyetleri düşüreceği için ucuz bir seçenek olması bekleniyordu. Zira matbaa ve kağıt masrafı ortadan kalkacaktı. Ancak hiç de beklendiği gibi olmadı. Yani yarı yarıya düşmesi beklenirken bu oran, %20'de kaldı. Çünkü işin içine yazılım masrafları ve dijital aracıların komisyonları girdi. Üstelik şifreleme de, maliyeti yüksek olmasına rağmen işe yarar değildi. Böyle olunca beklenen fiyatlara ulaşılamadı. Bu da tüketicideki ilgiyi azalttı. Her şeyde olduğu gibi çıkış zamanlarında son derece popüler olan e-kitaplar zamanla ilgiyi kaybetti. Böylece "bir kısır döngü başladı" diyebiliriz. Okunmadıkça yayınlanmadı, yayınlanmadıkça okunmadı. İlk zamanlarında popüler yazarların bir sürü kitabını bulmak mümkün iken şu sıralar, "yeni çıkanlar" listesinden bir e-kitap okumak hayal gibi.
Son kısım isim ise tamamen duygusal ama yukarıda bahsettiğimi gibi bir duygusallık değil. Birçok insanın okuma alışkanlıklarını değiştirmesi zor. Kitap okumanın dokunmayla, kokuyla ve sayfa çevirme ile ilgili olan kısımlarını e-kitaplarda bulamıyoruz. Bu da, birçok okuyucunun değişime direnç göstermesine sebep oluyor. Yani işin nostaljik yanını kaybetmek istemiyor. E-kitapların soğuk ve mekanik görüntüsüne alışmak, gerçekten kolay değil. Bütün bunlara rağmen e-kitaplara dönüşün olacağı su götürmez bir gerçek. Teknolojinin geldiği noktaya göre belki yavaş kalıyor ama dünya, kitap okurken de dijitalleşecek. Ülkemizdeki durum can sıkıcı olsa da biz de, bu değişime ayak uyduracağız. Bu konudaki çözüm, -belki de- son zamanların popüler yöntemi olan "abonelik modeli". Yani birkaç yayınevi, bir araya gelip hem sesli hem de görsel basımlara erişebileceğimiz yayınları aylık cüzi bir ücretle erişime açabilir. Böylece onlar düzenli bir okuyucu kitlesi yakalarken biz de uygun fiyata orijinal içeriklere erişebiliriz. Ne dersiniz? Ayda 5-6 TL'ye Shakespeare, Sherlock, Rus edebiyatı ya da Ahmet Ümit okumak keyifli olmaz mıydı?
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum