Sinema & TV

Turning Red: Kırmızı İncelemesi


Sezer Aygün 30 Mart 14:59

Yanlış hatırlamıyorsam; Cahit Sıtkı Tarancı tebdil-i kıyafet okulun birinde bir derse katılır. Sınıfta onun şiirlerinden birinin analizi yapılmaktadır. Herkes farklı bir yorum getirir. Sonunda sorarlar şaire; "nasıl buldunuz?" diye. O da cevap verir. "Şiiri yazarken bunların hiçbiri aklımdan geçmemişti." Ben de bu haftaki konuyla ilgili yazacaklarımı düşünürken "acaba filmi yapanlar da benim gibi mi düşünüp yaptılar" demeden edemedim. Zira sürpriz kaçıran ipuçları vermeden bambaşka açılardan yaklaşarak yazmayı hedefliyorum. Evet, halihazırda gösterimde ve süresi 1 saat 40 dakika olan, IMDb puanı 7.1/10  Turning  Red filmi. Disney bu filmini Ukrayna’yı işgalinden dolayı Rusya’da gösterime sokmadı. Ülkemizde ise 4 Mart’ta ismi Kırmızı olarak vizyonlara girdi. Ben olsam Kırmızı Ötesi’ni kullanırdım. "Neden?" derseniz okumaya devam edin derim.    

Büyürken asıl önemli olan ne?

Ah, bu çocukların küçükken bir an önce büyüme çabaları. Biz onları olması gerektiği gibi ciddiye almıyoruz da bu yüzden mi hemen büyümek istiyorlar? 13 yaşında bir yetişkin gibi davranarak kendilerini daha mı önemli hissediyorlar acaba? Ya çocukken çocuk olmanın keyfini fark edemeyip bütün ömrü boyunca çocuklaşan yetişkinler?.. 13 yaşımı az biraz geçtiğim için bu soruya bende cevap veremeyeceğim maalesef. Ama filmimizin kahramanı Meilin, -nam- diğer Mei Mei- kendini bu şekilde göstermekten mutlu bir çocuk.

Aynı zamanda gayet sorumluluk sahibi olan Mei “kimin düşüncesini önemseyip kimin düşüncesini dışarda bırakman gerektiğine ancak sen karar verirsin” vurgusunu harika yapıyor. Sadece küçücük bir ayrıntıya dikkat etmesi gerekiyor o kadar.  Kendi olmayı unutmamak... Grey’s Anatomideki Sandra Oh’un seslendirdiği anne Ming Lee’de kendi olmayı, annesinin isteğini yapmak olarak tanımlayan bir anne. Zaten film şu cümleyle başlıyor. Anne babaya hürmet güzel şey fakat bunu abartırsan kendine hürmet etmeyi unutabilirsin. Dolayısıyla Mei’nin de bu tutumdan fazlasıyla etkileniyor olduğunu filmin sonuna kadar izleyeceksiniz.

Kırmızı şakayık çiçek açtı mı?

Arkadaşları Meilin’i rahatsız edici biçimde gıcık, başarılı ve tuhaf olarak tanımlıyorlar. Ama bu onun için önemli mi? Daha önce dediğim gibi: Hayır! Onun kendi muhteşem arkadaş grubu var. Miriam, Priya, Abby... Mei Mei arkadaşlarıyla beraber bu ünlü bir grubun fanı. Şu kapitalist düzenin (ya da çok güçlü kuruluşlar da diyebiliriz) ergen yaşlara pazarlama amaçlı kurduğu müzik grupları vardır ya. Örneğin günümüzün K-pop grubu BTS gibi... Turning Red’in lokomotifi de işte bu grup. Bu grubun konserine gitmeye hazırlanıyorlar. Fakat çok önemli bir problem var. Mei “Beni germeyin, gerilirsem pofidik bir şey oluyorum” diyor. Bu şey Kafka’nın Gregor Samsa’sıyla örümcek adamvari bir dönüşüm. Aslında bu dönüşüm Mei ve ailesiyle ilgili çok önemli bir sırrı ortaya çıkaracak.

Bunlara ek olarak Turning Red, "ergenliğin getirdiği sorunlarla boğuşan bir kızdan bahsediyormuş" gibi de düşündüren bir film. Biraz kuşaklar arası travma, biraz da kuantum var.  Sebebini bulamadığım 4 sayısının uğursuz olarak anlatımı var. Muhtemelen Kanada'da yaşayan ama kültürlerini devam ettiren Çinli ailenin kültürel bir durumu. Alt metin çok dolu olmakla beraber mesaj kaygısını biraz abarttıklarını düşündüm. Ama bence rahatsız edici değil. 

Son olarak

Turning Red o yaşların da gereği olan onay alma ihtiyacı, özgürleşme çabalarıyla beraber, "ben nasıl olmalıyım?"ı biraz karışık da olsa güzel kotarmış bir film. Mei’nin pofuduk hali ise aklıma Yunus Emre’nin "Bir ben vardır benden içeri dediği herkesin karanlıkta kalan aydınlık tarafları, aydınlıkta olan karanlık tarafları olabilir" düşüncesini getirdi. Kırmızı ötesi demem bu sebepten. Fragmanı da harika yapmışlar. İyi seyirler.  

https://www.youtube.com/watch?v=XdKzUbAiswE
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum