Aktüel Gündem

ULUSAL EGEMENLİK 102 YAŞINDA


Konuk Yazar 22 Nisan 16:27

Ulusal egemenlikler elbette her toplum için önemlidir. Fakat Türk milleti için ayrı bir öneme sahip olduğu su götürmez bir gerçek. Ulusal egemenliğin bizlere kazandırdıklar neler? Ulusal egemenlik konusunda bizi diğer milletlerden ayıran temel özelliğimiz nedir? Ülkemizin kurucu lideri Mustafa Kemal ATATÜRK'ün egemenliğe verdiği hassasiyetin boyutları ne kadar? Bu haftaki konumuz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 102. yılı.

Türk milletinin bağımsızlık karakteri

Türk milleti yapısal olarak varolduğu günden bu yana bağımsızlığına önem veren bir millet olmuştur. Tarihin hiçbir döneminde bir milletin esareti altında yaşamayı kendine hak görmemiştir. Hatta çoğu zaman esir düşmek yerine ölümü yeğlemiştir.

Bunun ilk örneklerini 7. yüzyılda görüyoruz. Kürşad, Çin hükümdarını esir alıp Türk esirlerin serbest bırakılmasının mümkün olduğunu düşünmektedir. Bu amacı için sarayı basan Kürşad, Çin askerlerinin kalabalık olmasından dolayı amacına ulaşamaz. Amacına ulaşamaz fakat bu göstermiş olduğu karakter Türk milletinin karakterini yansıtma açısından bizlere örnektir. Çünkü bu karakter yüzyıllar sonra tekrar karşımıza çıkacak olan bir karakterdir.

Yeniden doğuş

Rönesans, reform, sanayi devrimi derken dünya düzeni yeniden şekillenmeye başladı. Bu değişimden şüphesiz Osmanlı Devleti de payını alacaktı elbette. Devletin yükseliş dönemi nasıl ki tesadüf eseri olmadıysa yıkılış süreci de tesadüf olmadı. Çağın gereklerine ayak uyduramaması, liyakatsiz kişilerin görev alması koca bir imparatorluğun sonunu getirdi.

Tüm bu çıkmazların içinde yer yer demokratikleşme çabaları atılmış olsa da bunlarda da süreklilik sağlanamadı. Özellikle Abdülhamit dönenimde yapılan atılımlar bir süre sonra padişah tarafından geri alınmıştı. Geri alınma sebeplerinin arasında şüphesiz güç paylaşımı vardı. Zaten yüzyıllardır padişahın sözlerinin buyruk olduğu bir devlette güç paylaşımı sanıldığı kadar kolay olamazdı.

Halkın egemenliğinin yetersiz dağılması sonucunda bağımsızlık isyanları başladı. Kimi kendi iradesiyle kimi üçüncü devletlerin yardımıyla...

Cumhuriyetin temelleri

Bu gelişmeler yaşanırken Anadolu coğrafyası fiili olarak işgal edilmekteydi. Bu işgallere dur demek de Mustafa Kemal'e kısmet olacaktı. Mustafa Kemal yaptığı girişimler ve organizasyonlarla kurtuluşun temellerini atacaktı. Zaten İstanbul'u işgale gelen kuvvetleri gördüğünde söylediği "geldikleri gibi giderler" sözü de bu inanışın dile vurmasıydı.

Milli ardından düşman kuvvetlerine geçit vermeyen Anadolu'nun cesur insanları bir ödülü hak ediyordu. Bu ödül, yönetimde söz sahibi olmaktı. 23 Nisan 1920 cuma günü ilan edilen ulus egemenliği birçok şeyin de dönüm noktası oluyordu. Halk artık yönetimde söz sahibi olma konusunda önemli ve değerli bir kazanım elde ediyordu. Çünkü bu kazanım, bugün medeniyet dediğimiz Avrupa topluluklarında bile tanınmayan bir haktı.

Halkın tam anlamıyla yönetime girmesi

Millet olarak şanslı olduğumuz bir başka husus liderler. Kurtuluş Savaşı ve sonrasıda Mustafa Kemal, bağımsızlığı milletle birlikte saf alıp ulusal bağımsızlığı elde etmiştir. Bağımsızlığa verdiği önemi de şu sözleri ile dile getirmiştir.

Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Mustafa kemal atatürk

Atatürk egemenliğin tamamen ulusa dayalı olmasını isteyen bir liderdi. Bunun için de gerekli olan önemli adımlardan biri de kadınların yönetime dahil edilmesiydi. Bu düşünce devrim niteliğindeydi. Çünkü o dönemde -Avrupa dahil- kadınların yönetimde yer aldığı bir sistem mevcut değildi. Atatürk "Yeryüzünde gördüğüm herşey kadının eseridir." diyerek kadına verdiği önemi ve değeri gözler önüne seriyordu.

Tüm bu gelişmelerin ardından 1926 yılında medeni kanunda kadınlarımıza çeşitli haklar tanındı. Bunlardan bazıları boşanma hakkı, velayet hakkı ve mallar üzerinde tasarruf hakkı tanındı.

1930'lara geldiğimizde ise kadınlarımıza belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanınacaktı. Bunu 1933 yılında muhtarlık seçimleri, 1934 ise milletvekilliği seçimleri izleyecekti.

Devrimlerin getirisi

Yapılan devrimler yıllar içinde elbette sekteye uğradı. Fakat burdaki önemli husus şu ki kadınların değer görmediği anlayışını da yıkarak egemenliğin herkese indirgenmesi olmuştur. Atatürk'ün kendisine sunulan teklifleri kabul edip hükümdarlığını ilan etmesi millet olarak yadırganmazdı belki. Fakat milletin gönlünde sonsuza kadar sevgi ve minnetle anılması onun halka armağan ettikleridir.

Yapılan böyle büyük bir devrimin çocuklara armağan edilmesi ise geleceğe verilen önemi gözler önüne seriyor. Bu önemi de şu sözlerden anlıyoruz:

Küçük hanımlar, küçük beyler. Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli ve kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.

M. Kemal ATATÜRK

Ulus egemenliğinin 102. yılı kutlu olsun!..

#nevarneyokkargala

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum