Sinema & TV

Uysallar İncelemesi: İnsanlar ve Sırları


Onur Ömer Düzgün 2 Nisan 11:52

Her insan yaşamak istediği hayatı yaşayabiliyor mu? Yoksa o hayatı hayalinde mi yaşatıyor? Belki de o hayatı gizlice ve sırlarla yaşıyor. Sırlar insanı yormaz mı? Ne çok soru sordum değil mi? Netflix'in yeni yerli mini yapımı Uysallar dizisini izlerken tüm bu soruların cevabını alıyoruz. Sonra da karşımıza yeni sorular çıkıyor.

Hava alanı sırasında bir adamın uçuşunun ertelenmesi ile başlıyoruz diziye. Tek yön bilet ile uzaklara gitmek isteyen mimar Oktay, hava muhalefetinden dolayı gidemez. O sırada karşısında gördüğü kız çocuğunun etkisiyle "Ne yapıyorum ben?" der ve soluğu evinde alır. Daha sonra anlıyoruz ki Oktay gerisinde ailesini bırakıp gitmek istemiş ama bunu başaramamıştır. Eve girer girmez ailesine yazdığı veda mektubunu alır ve bir kitabın arasına saklar. Bu kitap Lev Tolstoy'un Aile Mutluluğu kitabıdır. Bu kitabı seçmesindeki neden aslında Oktay'ın kaçma nedenlerini sıralar. "Neden başkası için yaşayacaksın ki? Kendin için bile yaşamak istemezken hem de. Benim bütün istediğim, hayat oyunu oynamak değil, hayatın kendisini yaşamak." gibi alıntılar seçtim size Oktay'ın nedenlerini anlatmak için. Özetlersek Oktay'ın ruhu daralmıştır. Ailesinden, işinden kısacası her şeyden bıkmıştır.

Sırlar insanı esir alır

Oktay sonra bir aydınlanma yaşayıp eskiden punkçı olduğunu hatırlar. Bundan sonra içindeki bu ruhu özgür bırakacaktır. Çünkü punk ölmez. Bir yaşam biçimidir. Sadece bunu ailesinden sır olarak saklayacaktır. Oktay'ın ise bilmediği şey ailesinin de kendine ait sırlarının olduğudur. Uysal ailesininde herkesin bir sırrı ve gizli yaşamı vardır.

Uysallar dizisinin senaryosunu Hakan Günday yazmış. Yönetmen ise Onur Saylak. Daha ve efsane sizi Şahsiyet'ten sonra ikili yine bir arada. Hakan Günday yeraltı edebiyatının en önemli kalemlerinden birisi. Daha'da insan kaçakçılığına vurgu yaparken son kitabı Zamir'de yardım kuruluşların perde arkası, ülkeler arası çarpık ilişkiler gibi sıra dışı konulara ustalıkla değiniyor. Başarılı yazar insan ilişkilerine hep başka bir perspektiften bakıyor.

Uysallar dizisinde de bakış açısı aynı. Yaptığı sosyolojik tespitleri oyuncular yardımıyla vücut bulup karşımıza çıkarıyor. Uysallar'ı izlerken aslında çevremizdekileri görüyoruz. Hakan Günday insanların maskelerini düşürüyor.

Dizinin özenle seçilen alt metinleri

Uysallar dizisine baktığımız zaman sadece "insanların gizli dünyası" temasını görmüyoruz. Alt metinlerde günümüze dair çok fazla ironi ve eleştiri yapılmış. Atılan bir ileti yüzünden hapse girme korkusu, güncel her olayı bir kesimin lehine çevirmek için elinden geleni yapan basın, eğitim sistemi-buna özellikle değineceğiz- bunlardan sadece birkaçı. Elbette bir de "Avrupa'nın en modern hapishanesi" olayı var.

Oktay'ın oğlu Ege, önceleri özel okula gitmiş. Hak etmediği halde sırf okulun başarılı görülmesi için kendisine dönem sonu takdir belgesi verilmiş. Ege buna itiraz etmiş ve Uysallar daha sonra Ege'yi okuldan almış. Uysallar dizisinde bu konuya parmak basılması beni özellikle memnun etti. Çünkü durum tam olarak bu. Sınav kağıdını "boş veren öğrenciye bile tam puan" verdiren özel okullar var.

Uysallar bize "bir çocuk ailesinden ne görürse çocuğuna onu aktarır" sözünü de özetliyor. Babasından şefkat görememiş Oktay, oğlu Ege'ye şefkat gösteremiyor. Uysallar bize "Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk" kitabını özetliyor.

Uysallar da "punk" ibaresi bolca geçiyor. Bir müzik türünden öte punk bir yaşam biçimidir. Kişinin kişiliğini yansıtır. Konuşmasıdır, giyinmesidir, edebiyatıdır hatta siyasi görüşüdür. Çünkü punk aykırılıktır. Bir başkaldırı, özgürlük, isyandır. Uysallar'da herkes kendince isyan ediyor, özgürlüğü arıyor ama kimse bunu dile getiremiyor işte.

Dizide gözüme çarpan güzel bir nokta da şu ki Oktay ve Moloz, Anakara'ya yerleştiklerinde duvarda Neyzen Tevfik'in resmi vardı. Çok güzel düşünülmüş. Çünkü bence kendi zamanının punkçısıydı.

uysallar

Oyuncular arasında iki efsane

Oyuncu kadrosuna bakarsak Haluk Bilginer ve Uğur Yücel gibi iki ustayı görüyoruz. Zaten bu ikili yan yana gelince ortaya efsane bir ürün çıkıyor. Karanlıkta Koşanlar gibi... Uysallar kadrosunda diğer oyuncular da özenle seçilmiş. Ana karakterimiz mimar Oktay'ı canlandıran Öner Erkan rolünün hakkını veriyor. Giyimi ve davranışları ile punkçı gibi görünen -hisseden- gerçekte ise sistemin bir çarkı olan beyaz yakalı bir insana bürünüyor. Oktay'ın eşi Nil'i oynayan Songül Öden de hayalini kurduğu hayattan çocukları için ayrı kalan, hayal kırıklıklarını devamlı çantasında taşıyan bir anneyi bize ustaca aktarıyor.

Dizinin müzikleri ise bir çalma listesi oluşturup uzun süre dinlemelik. Benim favori parçalarımdan birisi üçüncü bölümde karşıma çıktı. Oktay, Moloz ve diğerleri The House Of Rising Sun ile bize "Ankara da bizim İstanbul'daki doğan güneşimiz" dediler.

Dizide karşımıza Sophokles'in Kral Oidipus kitabı da çıkıyor. Orada da "Kader, harekete geçmeyen kişiye asla yardım etmez." diyor. Zaten finali de buraya bağlıyor.

Özetle Uysallar hafta sonunda izleyip bitirebileceğiniz güzel bir dizi. Saf komedi dizisi olmadığının altını çizelim. Daha çok trajikomik bir dizi. Uysallar'ı izleyin. Biraz gülün biraz düşünün biraz da kendinizle yüzleşin...

Dizinin karavan puanı,

????
https://www.youtube.com/watch?v=PZghzyZrUiM
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum