Gezi & Seyahat

Van Gölü, Akdamar Adası ve Efsanesi


Züleyha Kork Salantur 30 Haziran 09:47

Van’ı kuşkusuz çok beğendim. Yani bildiğimin çok dışında bir doğu şehri olması beni oldukça etkiledi, şaşırttı. Ama asıl "Akdamar Adası'na hayran kaldım" diyebilirim. Uzaktan bakınca kara kuru, minik bir ada ama içine girince adeta bir derya. Hani bir adadan da ders çıkarmazsın ama dış görünüşe aldanmamak gerektiğinin kanıtı gibi Akdamar Adası.

Akdamar Adası nerede?

Van merkezden yaklaşık 50 km uzaklıkta olan Gevaş ilçesinde. Gevaş’a gidip, Akdamar iskelesinden teknelerle de yaklaşık 20 dakikalık bir yolculukla Akdamar adasına ulaşabiliyorsunuz. Akdamar adasına ulaştıktan sonra 45-50 dakikalık bir süreniz oluyor. Bu sürede adayı gezip, geldiğiniz tekneyle geri dönebiliyorsunuz. En son tekne de akşam yedide bitiyor. Ayrıca müze kartınız varsa adaya giriş de ücretsiz. Bu arada öğretmenseniz, öğretmen kimlik belgenizin de müze kart yerine geçtiğini biliyor muydunuz?

Akdamar Adası'nın efsanesi

Her güzel yerin olduğu gibi Akdamar’ın da bir efsanesi var. Doğru mudur yanlış mıdır; bilemem ama acı dolu bir hikaye olduğu kesin. Adanın ismi de bu efsaneden geliyor işte. Efsane odur ki adada yaşayan Ermeni keşişin güzeller güzeli bir kızı vardır, ismi Tamara. Tamara ana karadan bir çobana aşık olur. Genç çoban da tabii ki Tamara’ya... Genç çoban Tamara’yla buluşmak için her gün yüzerek adaya gider. Tamara çobanın geleceği zaman bir fener yakarak ona yerini belli edermiş. Bir gün keşiş efendi durumu fark eder ve fırtınalı bir günde sürekli yer değiştirerek fener yakar, çoban da sürekli yer değiştiren fenere doğru yüzeyim derken yorulur. Oradan oraya savrulur. Tabii dayanamaz ve boğulur. Boğulurken de "Ah Tamara, Ah Tamara" diye seslenir. Daha sonra Tamara da kendini denizin karanlık sularına bırakıp intihar eder.

İşte Akdamar’ın ismi bu aşkın ahından geliyor aslında. Zamanla adaya ‘Ahtamar’ denilmiş ve sonra "Akdamar"a evrilmiş. İşte böyle hüzünlü bir hikaye Akdamar’ın hikayesi.

Akdamar Adası'nda ne yapılır?

Akdamar Kilisesi

Ada, öylesine bir ada değil aslında. Adada bir de tarihi kilise var. Rivayete göre Kudüs’ten İran’a kaçırılan Hakiki Haç, 7. yüzyılda da Van yöresine gelmiş. Hakiki Haç’ın bir parçasını barındırmak amacıyla Kral 1. Gagik’in emriyle , Mimar Manuel tarafından 915-921 yılları arasında inşa edilmiştir.

Kilise mimari açıdan Ortaçağ Ermeni sanatını yansıtıyor. Kilisenin dışında bitki ve hayvan motiflerinin yanı sıra Kutsal Kitaptan sahneler de var. Her motif ayrı ayrı anlamlar taşıyor.

Doğu’daki birçok kilise gibi 1951 yılında Akdamar Kilisesi’nin de yıkılması emredilmiş. Fakat o dönem tesadüfen olaydan haberdar olan genç gazeteci Yaşar Kemal’in mücadelesi sayesinde yıkılmaktan kurtulmuş. İnsan hayret ediyor; böyle bir eserin yıkılmasına nasıl karar verilebilir zaten? Kim bilir bu şekilde ne eserler yok oldu? Neyse ki Akdamar Kilisesi gerçekten ucuz atlatmış.

Yıllarca bakımsız kalan kilise 2005 - 2007 yılında restore oldu. Hatta Türkiye Ermenileri Patrikliği Ruhani Meclisi Patrik Genel Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan 2010 yılında kilisede bir ayin bile düzenlemiş.

Kilisenin hikayesi de böyle. Kilisenin içine girmeyi unutmayın, sol tarafında küçük bir kapı var; oradan girebiliyorsunuz. Bahçesinde fotoğraflar çekilip, etrafında gezerken rölyefleri inceleyip tabeladan anlamlarına da bakabilirsiniz.

Seyir Terası

Kilisenin sağ tarafında seyir terası var; vaktiniz varsa oradan manzarayı izleyebilirsiniz.

Kilisenin arkasında da küçük bir kafe var. Manzaraya karşı çayınızı yudumlayabilirsiniz. Biraz soluklanabilirsiniz.

Biz ortamın ve adanın etkisinden, saatin nasıl geçtiğini fark edemedik ve teknemizi kaçırdık. Bir sonraki tekneye kaldık. Ama gerçekten değdi.

Eğer Van’a yolunuz düşerse siz de Akdamar’ı da asla es geçmeyin. Detaylı Van gezisi için de bu yazımı okuyabilirsiniz.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum