Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Victor Hugo Notre Dame'in Kamburu Konusu


Herkese Notre Dame'dan tarih dolu bir ''merhaba''... Bir önceki kitap incelememiz olan ''İki Şehrin Hikayesi'' eserinde adı geçen Paris'teyiz yeniden. Aşk şehri diye anılan Paris, acıların şehri de olmuş aynı zamanda. Ama hep olduğu gibi her acının içinden elbette aşk da doğmuş. Evet, Notre Dame'ın Kamburu kitap incelememiz başlıyor.

850 yıllık tarihi, yakın geçmişte bir yangınla küle dönen Notre Dame Katedrali'nden, elimize sadece bu kitap kaldı. 19. yüzyılda Paris'i kentsel olarak düzenlemek isteyen yetkililer, katedrali bakımsızlığından dolayı yıkmak istediler. Victor Hugo'da insanların dikkatini buraya çekmek için bu kitabı yazdı. Bu yüzden roman, katedralin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.

Victor Hugo; Fransa'nın ve dünyanın en ünlü yazarlarından biridir. Romantik akıma dayalı şiirlerinden sonra, romanları ve tiyatroya uyarlanmış oyunları da büyük ilgi görmüştür. Dünyaca ünlü ''Sefiller'' kitabının da yazarıdır aynı zamanda. Biz bu yazımızda, Notre Dame'ın Kamburu adlı eserinin değerlendirmesini yapacağız. Daha önce de sözünü ettiğim gibi, bir kitabın analizinde karakter tanımları büyük rol alır. Bu yüzden önce ana karakterlerimize bir göz atalım.

Karakterler

Quasimodo: Romanımızın kamburu. Çingeneler tarafından katedralin kapısına bırakılan bu minik bebeği, rahip Claude Frollo sahiplenmiştir. Ona, Latince'de eksik, tamamlanmamış anlamına gelen ''Quasimodo'' adını vermiştir. ''Quasimodo'' aynı zamanda paskalyadan sonraki ilk pazara verilen addır.

Esmeralda: İnce, kıvrak vücuduyla dans ederek herkesi kendine hayran bırakan güzel bir çingene kızı.

Claude Frollo: Bir din adamı kimliği nedeniyle, gönül ilişkileri yasak olmasına rağmen, kalbine söz geçiremeyip, Esmeralda'ya aşık olan rahip. Üstelik bu aşk uğruna görevine hiç yakışmayacak şeyler yapacaktır. Aynı zamanda Quasimodo'yu büyüten kişi.

Jean Frollo Claude: Rahip Frollo'nun kardeşi. Pierre Gringore: Çingene mahallesinde tesadüfen Esmeralda'yı görüp, ona aşık olan şair. Phoebus: Esmeralda'nın aşık olduğu yüzbaşı. XI. Louis: Dönemin Fransa imparatoru.

Kitap Hakkında

Harika bir alıntıya ne dersiniz?

''Çünkü aşk bir ağaç gibidir. Kendiliğinden yetişir, kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yaşamaya devam eder. Bu tutkunun, ne kadar kör ise o kadar inatçı oluşunu açıklamak mümkün değildir. Kendi içinde tutarlı olmadığında daha güçlüdür.'' diyor Victor Hugo aşk için.

Muhteşem bir tasvir, değil mi? İşte Hugo tam olarak bunu yapıyor. Tasvirlerin, betimlemelerin en ince ayrıntısına kadar yapıldığı bir kitap Notre Dame'ın Kamburu. Şu var ki; kimimize biraz uzun ve ayrıntılı gelse de, içlerinden harika tespitler çıkarabiliyoruz. Hatta bu tasvirler sayesinde, Paris'i hayalimizde canlandırmamıza da olanak sunuyor. Üstelik o kadar olağan üstü bir dille anlatıyor ki şehri, Paris diğer tüm karakterlerden rol çalıyor adeta. Kitap kaleme alındığından bu yana pek çok esere ve filme de esin kaynağı olmuştur. Toplumsal sorunlara duyarlı olan yazar bu romanda da fikirlerini alenen öne çıkarmaktan hiç kaçınmamış.

Eser 1831 yılında yayımlanmış, lakin hikaye 1480 yıllarında geçiyor. Kendi içinde bölümlerden oluşan kitabımızın ilk iki bölümünü okumakta zorluk çekenler, sabredin! Bu betimlemelerin hepsinin ilk kısımlarda verilmesi, romanı ilerleyen bölümlerde daha keyifle okumanızı sağlayacak. Yazarımız romanında olaylarla bağlantılı olarak kişisel görüşlerine de değinmiş. Ortaçağdan rönesansa geçişte değişen mimariye büyük eleştiriler ve sitem içeriyor bolca. Mimarinin özgünlüğünü kaybettiğini ve günümüze gelene kadar ne kadar değiştiğinden yakınıyor haklı olarak. Buna karşın matbaa sayesinde bu tehlikeden kurtululabileceğini savunuyor.

Başlangıç ve Son

Muazzam bir alıntı daha iliştireyim hemen şuraya. ''Ne yazık! İnsan davranışları iki yönlüdür. Sende göklere çıkartılan bir şey için, beni yerden yere vururlar.''

XX. yüzyılın Paris'inde Notre Dame kilisesinin avlusundaki kerevete kimsesiz bebekler bırakılırdı. Bir gün yine oraya bir bebek terk edildi. Hemşire Gudule'ın çalınan kızının yerine bırakılan bu bebek; son derece çirkin, kambur, uzun kollu, eğri burunludur. Hatta gözlerinin biri, bir yumrunun altında kaybolmuş gibidir. Hemşire onu kilisenin kapısına bırakır. O günden sonra bebeği baş rahip Frollo büyütür. Adını Quasimodo koyar. Quasimodo kilisede zangoçluk yapar ve bu sebeple kulakları sağır olur. Koruyucusu kabul ettiği Frollo'ya büyük bir sadakat ve sevgiyle bağlıdır. Hayatı Notre Dame ve çanlardan ibaret olan Quasimodo, güzeller güzeli Esmeralda'yı ''Aptallar Festivali'' etkinliklerinde görür ve büyük bir aşkla vurulur. Ne var ki baş rahip Frollo'nun da gözü bu genç ve güzel kadındadır. Oysa Esmeralda'nın dünyasında yüzbaşı Phoebus'tan başka kimseye yer yoktur. Sonrası; sevgiyle nefretin, iyilikle kötülüğün akıl almaz mücadelesi...

Son bir alıntıyla noktalayalım.

''Oysa ben zindanı içimde taşıyorum. İçimde kış var, buz var, umutsuzluk var. Ruhumu gecenin zifiri karanlığı kaplamış. Çektiğim acıyı biliyor musun?..''

Not: Bu bir özet değildir. Eğer özet yazsaydım, ''Notre Dame'ın Kamburu'' nu merak etmezdiniz. O yüzden kitabı merak edin. Keyifli okumalar. Yorumlarınızı bekliyorum. Sarıldım.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum