Sinema & TV

Wednesday İncelemesi: Tim Burton Usulü Addams Family


Onur Ömer Düzgün 4 Aralık 13:13

Wednesday, Addams Family sevenlerin dört gözle beklediği ve ilk haftası ile rekortmen olan Netflix dizisi. Stranger Things'in "en fazla izlenen İngilizce dizi" rekorunu şimdiden kırdı. Bence daha çok rekor kıracak. Çünkü konusundan oyuncusuna, yönetmeninden sinematografisine, müziklerinden konunun işlenişine kadar her şey muazzam.

Wednesday Addams, Addams Family'nin kızı. Yani Wednesday, bir Addams Family yan ürünü. Addams Family bir karikatürden uyarlama. Geçmiş zamanlarda çekilen dizileri ve filmleri var. Kendileri ekranların en uzun soluklu fantastik, gotik ailesi. Ekranlar haricinde kendileri Broadway'de müzikallere konu olmuş. Dizi jenerik müziği NBA müziği olarak kullanılmış. Flinstones- Çakmaktaşlar- gibi sevilen çizgi filmlere misafir olmuşlar. Kısaca çok sevilen bir aile Addams Family. Ayrıca Wednesday dizisinin yönetmen koltuğunda Tim Burton oturuyor. Tim Burton'un normal çalışmaları bile gotikvari. Yani gotik işler zaten ondan sorulur.

Tuhaf bir genç kız

Addams Family farklı yaşam tarzları ve farklı zevkleri olan bir ailedir. Böyle bir ortamda büyüyen çocuklar da elbette farklı oluyor. Wednesday, ailenin kız çocuğu olan Wednesday'a yoğunlaşıyor. Normal çocuklar ile yaşadığı problemler yüzünden "ucubeler" diye isimlendirilen Nevermore Akademisi'ne gitmesini konu alıyor. Wednesday oraya gitmek istemiyor. Çünkü aynı akademiden zamanında Wednesday'in annesi de dereceler ile mezun olmuştur. Wednesday aslan annesinin yolundan gitmek ve ona benzemek istemez. Bu yüzden ilk günden beri amacı oradan kaçmaktır. Meydana gelen cinayetler ilgisini çeker ve kalmaya karar verir. Amacı cinayetleri çözmektir. Bu cinayetleri çözmeye başladığında ise hem kendisi ile hem okul ile hem de ailesi hakkında bilmediği bilgiler öğrenir. Wednesday dizisinin ana hatları ile konusu bu.

Wednesday

Wednesday izlerken farklı iki karakterin çok iyi arkadaş olması benim çok hoşuma gitti. İzlerken nereyi kast ettiğimi anlarsınız. Burada aklıma Neyzen Tevfik ve Mehmet Akif Ersoy dostluğunu hatırladım. Dünya görüşü, yaşam tarzı konusunda birbirine iki zıt kutup olan bu ikilinin dostluğu dillere destanmış. Öyle ki şu dünyada Neyzen'e tek laf geçirebilen insan Mehmet Akif'miş. Birisi dostuna ney çalmayı öğretirken diğeri buna şiir yazmayı öğreterek karşılık vermiş. "Siz nasıl anlaşıyorsunuz? Ondan sana dost mu olur?" diyenlere ise hep güzel cevap vermişler. Günümüz hoşgörü eksikliği, farklılıklara saygı ve bunların dostluğa engel olmaması çok güzel işlenmiş. Bence dizinin alt konusu aynı zamanda bizim için bir ders konusu.

Göndermesi bol dizi

"Gotik edebiyatın kurucusu kimdir?" diye bir soru olsa sanırım Edgar Allan Poe en öne çıkan isimlerin birisi olur. Bu yüzden Wednesday dizisinde de ustaya yer verilmiş. Bu selamın özellikle kuzgun ile birleşmesi ise ayrı bir güzellik katmış. Sizi bilmem ama benim en sevdiğim Poe eseridir "Kuzgun". Bu yazıdan sonra detaylı Poe incelemesini de okuyabilirsiniz.

Wednesday izlerken bir sürü göndermeye şahit oluyoruz. Bunlardan birisi de Dr. Jekyll ve Mr Hyde. Robert Louis Stevenson'un kaleminden çıkan ve müzikali olan bu esere vurgu yapılması çok güzel. Ne kadar kitap ile tam bağ kurulmasa da Wednesday izleyenler illa ki kitabı merak edeceklerdir. Kitabı okuyunca insanların taktıkları maskeleri sorgulayacaklar, iyi ve kötü kavramlarını yeniden sorgulayacaklar.

Gönderme demişken Wednesday önceki filmlere ve dizilere de bolca gönderme yapıyor. Hatta dizi başlar başlamaz buna şahit oluyoruz. Çünkü Wednesday "Sadece kardeşime ben eziyet edebilirim." derken filmlerde kardeşini bağlaması ve ağzına elma koyması söz konusu. Hatta bir bölümde onu elektrikli sandalyeye dahi oturtuyor. Başka bir örnek Morticia Gomez'in gül zevki. Filmlerde Morticia gülleri kesip, dallarına bakım yapıyordu. Dizide de mezar ziyaretinde gülü koparıp atarken sapı mezara koyuyor. Son bir örnek filmlerde Wednesday'in ateş ve bir şeyleri yakma tutkusu -yani piromani rahatsızlığı-.

Tim Burton ve oyuncu seçimleri

Wednesday'in yönetmen koltuğunda Tim Burton oturuyor dedik. Dizi, Beter Böcek, Makas Eller ve Ölü Gelin tadında bir dizi. Oyunculara değinecek olursak Wednesday Addams olarak Jenna Ortaga'yı görüyoruz. Oyunculuk olarak çok başarılı. Soğuk, duygusuz, farklı zevklere sahip genç bir kızı konuşması, yürümesi ve jestleri ile bize hissettirdi. Bence dans sahnesinde ise oyunculuğu en üst seviyeye çıktı. Game of Thrones ve The Sandman ile adından çokça söz ettiren Gwendoline Christie de oyuncu kadrosunda. Kendisini okul müdüresi olarak görüyoruz. Christina Ricci de öğretmen Marilyn Thornhill olarak karşımıza çıkıyor. Onun bir özelliği var. Bu özellik eskiden Wednesday'i oynaması. Dizide ayrıca Catherine Zeta-Jones ve Luis Guzmán kısa süreli de olsa rol alıyor.

Wednesday müzik seçimleri de oldukça başarılı. Dizi başlarken Wednesday, kardeşinin intikamını alırken "Non, Je Ne Regrette Rien" çalmaya başlıyor. Inception'dan tanıdık gelen bir ezgi. Şarkının esas sözü "Hiçbir şeyden pişman değilim." diyor. Wednesday oda arkadaşı ile yakınlaşırken "Ne kadar uzak olsak da yakınız, daha içten olamazdım" sözleri ile "Nothing Else Matters" çalıyor. Başka bir bölümde ise Wednesday çellosu ile Winter'ı çalıyor. Bu parçanın ilk bölümü rüzgarlı, karlı ve soğuk bir havayı tasvir eder. İkinci bölüm ise ateş başında toplanan insanların ısınması, rahatlaması konu alınır. Wednesday o gün içinde kışı yaşıyor. Sonrasında yaptığı ile sanki ocağı yakıp rahatlıyor. İzlerken ne dediğimi anlayacaksınız.

"Sosyal medya insanı hayattan bezdiren samimiyetsiz bir övgü çukuru." diye bir tanımlama yapıyor bir bölümde Wednesday. Ne kadar haklı değil mi? Ayrıca gereksiz duyar kasmalar, sırf muhalefet etmek için her şeye karşı çıkanlar... Yani sadece övgü çukuru değil!

Wednesday gotik bir polisiye dizi. İzlerken asla sıkılmadığınız gibi bir sonraki bölümü merak ediyorsunuz. İzlerken de geçmişi yad ediyorsunuz. Yani anlayacağınız; bu dizi kaçmaz.

Dizinin karavan puanı,

?????
https://youtu.be/xYTkbkV7y7k

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum