Kitap & Edebiyat Sinema & TV Dijital Oyun

Witcher Serisi Neyi anlatıyor?


Netflix ekranlarında yayımlanan, izlenme çokluğu nedeniyle son zamanlarda adından söz ettiren fantastik bir kurgu eseri Witcher. Henüz ikinci sezonu yayımlanan dizinin devamı merak konusu. CD Projeck Red'in video oyunlarından da aşina olunan The Witcher, Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski tarafından kaleme alınan, sekiz kitaplık bir seriye dayanıyor. Ancak seri Game of Thrones, Star Wars veya diğer fantastik eserlerde alışık olduğumuz gibi değil. Herhangi bir kronolojik sıralamaları yok. Bölümler genel anlamda birbirlerinden bağımsız bir şekilde ilerliyor. Witcher iki kısa öykü, beş roman ve bağımsız bir kitaptan oluşuyor.

Witcher'lar, erken yaşlardan itibaren canavarlarla savaşmak için yoğun bir şekilde eğitilen, genetik olarak geliştirilmiş insanlardır. Yıllarca süren zihinsel ve fiziksel işkenceyle, çoğunun hayatta kalamadığı bir eğitim ritüelinden geçerler. Pek çok hastalığa karşı bağışıklığı olan, sihirli güçlere sahip acımasız suikastçılar haline gelirler. Ayrıca doğal olmayan bir şekilde uzun bir yaşam süresi kazanırlar. Kitaplarımızın ana karakteri Geralt, bir katil olarak eğitilmiş ve bir dövüşçü olarak etkileyici becerilere sahip olsa da, şiddet bu hikayelerin temelini oluşturmuyor.

''İnsanlar, canavarlar icat etmeyi seviyorlar. O zaman kendilerini daha az canavar gibi görüyorlar.''

WITCHER

Kitapları hangi sırayla okumalıyız?

Oyunu oynayan veya diziyi izlemeye başlayan insanlar kitaplarını da merak ediyor. Üstelik en çok merak edilen konu; okuma sıralaması... Zamanlar arası atlama içerdiğinden ve uzun tekil bir anlatı olarak yazılmadıklarından, seriyi okumak için önümüzde iki seçenek var. Ya orijinal yayın tarihlerine göre ya da hikaye kronolojisine göre ilerleyeceğiz. Aslına bakarsanız kitapları hangi sırayla okuduğunuzun çok da bir önemi yok. Lakin yine de beş romanı bir arada tutmanızı tavsiye ederim. Aşağıya sizler için hem okuma sırası hazırladım, hem de kitap içerikleriyle ilgili kısa bilgiler ekledim. Bu sıralamaya uygun ilerlerseniz hikayeden daha büyük keyif alabilirsiniz.

Son Dilek

1993 senesinde yayımlanan bu kitap, Witcher kısa öykü koleksiyonunun bir yarısıdır. Seride yayımlanan ikinci kitap olmasına rağmen, içerdiği yedi kısa hikaye boyunca karakterleri, canavarları ve fantezi dünyasının ön bilgisini tanıttığı için başlamak için ideal bir yer. Hikayelerin her biri, Geralt'ı bize tanıtan ve bir Witcher olmanın nasıl bir şey olduğu hakkında bilgi veren kapsamlı bir çerçeveyle yazılmıştır. Son Dilek, Witcher dünyasına anlaşılır bir şekilde kısa bir giriş yapmak için iyi bir başlangıç. Aynı zamanda okuyucuyu serinin geri kalan kitaplarına hazırlamak için de en iyi tercih. Üstelik ikinci kitap olsa da Kıta'yı fon olarak kuran serinin başlangıcıdır.

Keyifli bir şekilde kuru mizah, radikal yaratıklarla dolu mitoloji ve bir grup ilginç karakter içerir. Son Dilek, Geralt'ın başrolde olduğu, ince bir koleksiyon. Sapkowski'nin anlatmak istediği karaktere ve hikayenin türüne mükemmel bir giriş. Her şeyi bilen üçüncü şahıs tarafından anlatılan hikayeler, geleneksel fantezi macera motiflerini alır. Üstelik zaman zaman onlarla parodi tarzında oynar.

Kader Kılıcı

1992 senesinde yayımlanan, Witcher kısa öykü koleksiyonunun diğer yarısı olan bu kitapta altı kısa öykü var. Kitap, Son Dilek'te tanıtılan ana karakterimiz Geralt'ın yolculuğunu detaylandırıyor. Ancak burada kader kavramına odaklanıyor. Kendi kişisel güçlerini tanıyan, değer ve ahlak kavramlarını test eden ve aynı zamanda şekillendiren unvan karakterlerini de bu kitapta görüyoruz. Ayrıca Kader Kılıcı, kitapların en dikkat çekici bir diğer karakteri olan Ciri'nin de tanıtıldığı kitap.

Elflerin Kanı

1994 senesinde yayımlanan Elflerin Kanı, ana roman serisinin başladığı yerdir. Böylelikle kitap daha lezzetli fakat öte yandan karmaşık bir tada bürünür. Bu kitapta ise hem Cintra Krallığı hem de Nilfgaard İmparatorluğuna ilk adımlarımızı atıyoruz. Bu dünyanın felsefelerine ve politikalarına giriş yaptığımız yer tam da burası... Kitap ayrıca okuyucuya Ciri ve Geralt ile biraz daha zaman kazandırıyor. Ciri'nin Geralt tarafından Witcher'ların kalesinde eğitildiği bölümler güzel işlenmiş. Ayrıca bu kitapla Philippa ve Kraliçe Calanthe ile de tanışıyoruz.

WITCHER

Nefret Çağı

1995 senesinde yayımlanan bu kitapta, Elflerin Kanı kitabının konusu daha geniş çapta ilerlemeye devam ediyor. Yavaş yavaş Geralt ile Ciri'nin kaderlerinin iç içe geçtiğini görüyoruz. Ayrıca burada diğer dikkat çekici karakterler Yennefer ve Tissaia hikayeye daha fazla dahil oluyor. Geralt'ın Ciri'yi korumakla görevli olduğu bu bölümde çok daha fazla büyülü öğe ve olay var. Aynı derecede inanılmaz savaşlar, canavarlarla tehlikeli karşılaşmalar ve genel olarak önsezili anlar okuyucuya harika bir okuma deneyimi sunuyor.

Ateşle İmtihan

1996 senesinde yayımlanan bu romanda Geralt, önceki romandaki savaşlardan kurtulurken, Brokilon ormanında biraz vakit geçirir. Burada vampir Regis, elf okçu Milva, Cahir adında bir Niifgaard şövalyesi ve cüce Zoltan Chivay ile karşılaşır. Bu aynı zamanda karakterimiz Geralt'ın ''Rivialı'' unvanını resmen aldığı kitap. Bu bölümde Geralt ve Cahir'in rüyalarını öğrenirken öte yandan elf büyücü Francesca Findabair ile tanışıyoruz. Ayrıca hem insanların hem de büyücülerin çok daha büyük bir kötü tarafından tehdit edildiğini görüyoruz. Yennefer'in gücünü tüketen büyük savaş, bir sürü komplo ve büyülü sahneler içeriyor.

Kırlangıç Kulesi

1997 senesinde yayımlanan bu kitap ise ana Witcher serisinin sondan bir önceki kitabıdır. Bu yüzden doğal olarak burada pek çok olay çığırından çıkar. Ciri, Geralt ve Yennefer için bölümlerin her biri inşa edilmeye devam ederken, casuslar, haydutlar ve hain gruplarla yoğun bir bölüm işlenir. Bu kitapta Pereplut bataklığında yaşayan yaşlı bir filozof olan Vysogota aracılığıyla Ciri'nin daha fazla gizemi ortaya çıkar. Ayrıca Ciri ile ilgili bir kehaneti de öğreniyoruz.

Gölün Hanımı

İşte bu da Witcher serisinin son romanı. 1999 senesinde yayımlanan Gölün Hanımı'nda, biri Kral Arthur'un şövalyesi Sir Galahad'ı içeren ve bir gölde yıkanan Ciri ile ilgili iki çerçeve hikaye okuduk. Bir sonraki adımı anlatmak için çok istekli olmama rağmen spoiler vermemek için burayı geçiyorum. Bu yüzden bunu öğrenmek için kitapları kesinlikle okumanız gerekecek. Ya da sabırlı olup senaristin bu kısmı vizyona nasıl yansıttığını görmek için beklemeniz... İşte burada hikaye gerçekten çok yoğun ve sıra dışı bir hal alıyor. Üstelik tüm seriyi değerli kılıyor.

Fırtına Mevsimi

On dört sene aradan sonra, 2013 senesinde yayımlanan Fırtına Mevsimi bağımsız bir roman. Bu başlıkta Geralt, bir sözleşmenin yanlış gittiği ve kendisini en sevdiği silahlardan yoksun bulduğu ölümcül bir göreve başlar. Aslına bakarsanız bu kitap kronolojik olarak ilk eser Son Dilek kitabındaki iki kısa öykü arasında yer alır. Bununla birlikte geçmişe iyi bir bakış da sunar. Bir çok yarım kalmış şeyi birbirine bağlar. O yüzden son okuma için idealdir.

WITCHER

Witcher okunmaya değer mi?

"Bu kadar uzun bir kitap serisi okumaya değer mi?" diye sorarsanız, fantastik okumayı çok tercih etmeyen ben bile buna cevap olarak şunu söyleyebilirim ki; kesinlikle evet! Özellikle karakter odaklı bir okuyucuysanız seri tam size göre. Üstelik kesinlikle bir fantastik seri olsa da Witcher'ın keyfini çıkarmak için türün hayranı olmanıza gerek yok. Anlaması ve takip etmesi kolay. Bazı zaman atlamaları var ama kafa karıştırıcı değil. The Witcher Netflix uyarlaması olarak oyunlardan çok kitaplara daha yakın. Aslına bakarsanız şöyle de bir handikap var; hikaye içinde hikaye olarak anlatılan bir anlatıya sahip olmak, onu hem dolaysızlıktan mahrum eder hem de ilerlemeyi önemli ölçüde yavaşlatır. Sapkowski yüksek dehasıyla bununla öyle profesyonelce başa çıkmış ki okuma hızıyla ilgili hiç bir sorun yaşamıyorsunuz.

Son söz

Batı mitolojilerinde birebir aynı olmayan, çeşitli yaratıklardan davranış kodlarına kadar, Slav mitolojisinin pek çok unsuru bu koleksiyonu daha gizemli kılıyor. Witcher Doğu Avrupa okuyucuları için komik olabilecek, ancak Batı Avrupa ve Güney mitolojilerinde doğup büyümüş insanlar tarafından daha gerçek anlamda alınabilecek bir eser. Bana kalırsa bu, bazı Avrupa ülkelerinde eserin iki milyondan fazla satmasının sebebidir.

Elbette herkes genellikle kitabın filmden, diziden veya diğer formlarından daha iyi olduğunu söyler. Ancak bu seri için bu durum gerçekten doğru. Kitaplar neler olup bittiğini daha iyi açıklar. Dışarıdan bir bakış açısı yerine karakterlerin kafalarının biraz daha içini görmenize izin verirler. Yani başkalarının hayal ettiğini izlemek yerine kendi hayallerinizi yaratırsınız.

Andrej Sapkowski'nin sıradan mecazlarından ve eski peri masallarını alıp onlara yeni bir hayat vermesinden gerçekten keyif aldım. Güzel ve Çirkin gibi hikayeleri ortaçağdan ilham alan bir ortamda okumak canlandırıcı ve çok eğlenceliydi. Bu öykü yelpazesi, Sapkowski'nin Geralt'ın ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi görünüşte ele aldığı sorunları denemesine izin verdi.

Peki ya eksiklikleri var mı? Tabii ki var. Mesela kadınları aşağılayan çok sahne var. Bu bana biraz cinsiyetçi geldi. Geralt'ın karakter gelişimi eksikliği var. Genel bir konu veya motivasyon yok. Ancak yine de kitabın tadını çıkarmadan edemedim. Her hikayede sayfaları çevirmeye yetecek kadar çeşitlilik var. Üstelik eşsiz ve eğlenceli. Fakat yakın zamanda bir fantastik daha okur musun derseniz? Ah, hayır! Sanırım bir süre kendi tarzıma dönmek iyi gelecek. -Yazar burada gülümsüyor-. Son olarak en sevdiğim alıntıyı da iliştirip başka kargalamalara yol alayım.

''Ama eğer bir kötülük ile diğeri arasında seçim yapacaksam, o zaman hiç seçim yapmamayı tercih ederim."

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum