Bilim & Teknoloji

Y Kuşağının Hayatına Dokunan Girişimci Dehalar- 1


Uğur İşçeviren 8 Mayıs 07:07
Bundan 50 yıl öncesine kadar bilim insanları ve dehalar şimdikinden çok daha popülerdi. İnsanlığın kaderini değiştiren Newton, Einstein, Tesla ve Edison ilk akla gelenler. Bu dehaların yanında; telefonu icat eden Graham Bell, pastörizasyonun mucidi Louis Pasteur ya da penisilin aşısını keşfedip pek çok insanın hayatını kurtaran Alexander Fleming de görece popüler bilim insanları. Ama günümüzün bilim insanları -yakın zamanda ölen Stephen Hawking hariç- bu kadar popüler değil. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte esas sebebin bu paragrafın içinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü bilim insanları artık sadece laboratuvarlarda çalışıyor ve işin sunum kısmını "modern çağın dehaları" diyebileceğimiz girişimciler yapıyor. Bu da özellikle bizim gibi "Y ve Z kuşağı" insanların deha algısını bu insanlar üzerinde topluyor. Daha evvel yazdığım yazılarımda 80'li yıllarda başlayan bilgisayar çağından ve günümüzdeki dijital çağdan bahsetmiştim. Bu yazının konusu da 80'li yıllardan sonra insanlığa yeni teknolojiler armağan etmiş "girişimci dehalar". Yani bilgisayar çağının başlangıcı sonrasında hayatımıza dokunan insanlardan bahsedeceğim. Bu insanların kimisi benim açımdan öncelikli değer arz etse de nispeten kronolojik ilerleyeceğim. Tabi "hayatımıza dokunma" kronolojisine göre...

Bill Gates ve Windows efsanesi

dehalar
Sene 1975... Bill Gates ve Paul Allen isimli iki yazılımcı Microsoft isimli bir şirket kuruyorlar. Henüz adı gibi mikro yazılımlar üreten firma iki sene içinde Apple ve Commodore firmalarına "basic" yazılımlar sağlıyor. Tabi yaptıkları işlerde gösterdikleri başarılar sonrası kısa zamanda milyon dolarlık anlaşmalar geliyor. Buralar hikayenin sıkıcı kısmı ama bu tip hikayelerin olmazsa olmazı da var: Gates tahsilini yarıda bırakıyor ve tüm enerjisini Microsoft için kullanıyor. Böylece hızlı bir yükseliş başlıyor.
Gates önce "çerez" parasına hali hazırdaki DOS işletim sistemini alıp biraz cilalıyor ve MS-DOS'u (Microsoft diskli işletim sistemi) piyasaya sürüyor. Tabi Gates bunu yaparken o sıralar piyasanın hakim şirketi dev IBM'in taleplerini de karşılıyor. Diğer firmalara da uygunluk gösteren sistem özellikle IBM'in desteği ve entegrasyonu sonrasında gitgide standart sistem halini alıyor ve piyasada tekelleşmeye başlıyor. Böylece iyice büyüyen Microsoft üç senede 1000 çalışana erişiyor. Gates bu, durur mu? Ürettiği ofis tabanlı yazılımları IBM'in ezeli rakibi Apple'a satmaya başlıyor. İşte tam burada Microsoft gövde gösterisi yapmış oluyor ve hemen anonim şirkete dönüşüyor. Yani bir yerde bu yükselişteki basamaklardan biri Apple ile olan anlaşma. Ancak Gates "besle kargayı, oysun gözünü" misali bir şey yapıyor. Apple'ın yıllarca üzerine çalıştığı "mouse odaklı" grafik işlemcili sistemi, "Windows" adıyla piyasaya sürüyor. Hatta Jobs bu yüzden yıllarca Gates'i hırsızlıkla suçlamıştır. Jobs suçlayadursun Windows büyüyor da büyüyor ve 90'lı yılların ortalarından itibaren adeta tekel oluyor. Özellikle Windows 98'in girmediği ev, çalışmadığı ofis kalmıyor. Gerisi malumunuz. Gates deha olmasının yanında dünyanın "en zengin insanı" olarak anıldı uzun yıllar. Hala öyle çok parası var ki kendini hayır işlerine adıyor. Yine de en büyük duayı sanırım bizden alıyordur. Zira Gates'in kurduğu işletim sisteminin olmadığı bir bina yoktur artık. İnsanlığa açtığı "pencereler" hala ufkumuzun gelişmesinin en büyük yardımcısı. Bu yüzden içinde otomasyon olan her şey için teşekkürler Gates.

Larry Page ve Sergey Brin

dehalar
Şöyle bir düşünün. Google olmasa ne olurdu? Birçok cevabı olabilir ama sanırım ortak cevabımız şu: Eğer Google olmasaydı bilgiye erişmek bu kadar kolay olmazdı. Bilgi kirliliği işin başka bir boyutu tabi ama yine de Page ve Brin insanlığa, bilginin ulaşılabilir olmasını sağladı. Artık en zorundan en basitine her şey için basit bir Google taraması yapmak yeterli. "Bilmemek değil öğrenmemek ayıp" demiş ya atalarımız. Page ve Brin sağ olsun, günümüzde çok daha ayıp. Zira bilgiye erişmek öylesine kolay ki!
1998'de yazdıkları bir algoritmanın insanlığın gidişatını böyle değiştireceğini tahmin ediyorlar mıydı bilinmez ama Page ve Brin, Gates'in kurduğu sistemi daha kullanışlı hale getirdi. 2000'li yıllara girerken bilgisayarlar nispeten erişime kapalı ofis tabanlı cihazlar iken Google sonrası internet adeta aldı başını gitti. Google da öyle... Kısa süre sonra mobil işletim sistemleri android, kendi tarayıcıları, tüketici elektroniği derken Google'ın burnunu sokmadığı bir yer kalmadı. Yani Google hayatımızda değiştirdiği şey sadece bilgiye erişim kolaylığı değil aslında. Artık Google da bize kolayca erişiyor. Her şeye rağmen Page ve Brin son 30 yılın en devrimsel girişimlerinden birini yaparak bilgi/bilişim çağını başlattı. Peki onlar için modern zamanların Johan Gutenberg'i diyebilir miyiz? Ne de olsa bu iki deha matbaayı bulan Gutenberg gibi bilginin ve özgür düşüncenin yayılmasına vesile oldular. Bir nevi ikinci aydınlanma...

Facebook ve Zuckerberg

Gelelim yukarıda saydığımız isimlerden çok daha başka bir amacı olan Zuckerberg'e. Onun hikayesi gerçekten çok başka. Zira diğerleri gibi insanlığa hizmet etmek falan değildi derdi. O sadece üniversitesinde gerçek hayatta kuramadığı bağlantıyı sanal ortamda sağlamaya çalıştı. Yani iletişim problemlerini sanal bir iletişim kurarak çözmek istedi. Böylece 2003 yılında basit bir arayüz ile Facebook'u kurdu. Sonra ne mi oldu? Yazılımı önce Columbia Üniversitesi'ni sonra Amerika'daki diğer üniversiteleri sardı. Artık tüm öğrenciler Facebook kullanıp birbirini ekliyordu. 2004 yılında şirket oldu. Öyle hızlı yükseldi ki artık sadece öğrenciler değil Amerika'daki herkes Facebook hesabı açıyordu. 2005 yılında yatırımı güçlenen Zuckerberg, 2006 yılında yaş ve bölgesel sınırları kaldırmak zorundaydı. Üç yılın sonunda Facebook artık evrensel bir kavramdı ve yine evrensel bir kavram yarattı: Sosyal medya!.. Sonuçta günümüzün tüm sosyal medya platformlarının atasıdır kendisi. Twitter, Instagram gibi bir çok platforma ilham kaynağı olan Facebook ve Zuckerberg bugün dünyanın en etkili şirketi ve insanı.
dehalar
Şu an dünyadaki 7.8 milyar insanın 2.7 milyarı Facebook üyesi. Yani nerdeyse her üç kişiden biri Facebook kimliği var. Sınırları ortadan kaldıran Facebook sayesinde artık "sosyalleşme" sadece bir mail ve şifreden ibaret. İnsanların sosyal kimlikleri ile yazımda da bahsetmiştim. Küçük bir sosyal deney olarak başlayan Facebook artık dünyanın üçte birine "dijital kimlik" veriyor. Bunun faydaları olduğu gibi muazzam zararları da var. En başta da kişisel gizlilik... Google gibi Facebook da bizi izliyor. Yani Columbia Üniversitesi'nin yalnız çocuğu, bu yalnızlığını dünyanın üçte birine erişerek gidermiş oldu.
Yazının bu ilk kısmında Gates, Zuckerberg, Page ve Brin'in, Y kuşağının hayatına nasıl dokunduğuna baktık. İkinci kısmı ise bir sonraki yazıda. O yazıda da Gates gibi inatçı, Zuckerberg gibi sansasyonel, Page ve Brin gibi yenilikçi isimleri konuk edeceğiz. Zaten aslında bu özellikler saydığım bütün bu dehaların ortak özellikler olsa gerek. Onları özel yapan şeyi sadece zeka ile açıklamaya kalkanlara Zuckerberg şöyle cevap veriyor: "İnsanlar çok zeki veya çok yetenekli olabilirler, ancak bu yetilerine inanmıyorlarsa sıkı çalışmayacaklardır." Sonraki yazıda görüşene kadar teknolojiyle kalın.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum