Kitap & Edebiyat

Yastık Adam: Antalya Devlet Tiyatrosu


Onur Ömer Düzgün 15 Şubat 17:40

Karavan ile bu hafta Martin McDonagh'ın yazdığı, orjinal adı "Pillow Man" olan Yastık Adam tiyatro oyununa konuk olacağız.

Antalya Devlet Tiyatrosu'nun turne kapsamında olan oyun 2003 senesinde yazılmış. Ülkemizde ise ilk 2008 senesinde Talimhane Tiyatrosu oynamış. Yurtdışındaki oyunlarda güzel ödüller almış.

Yastık Adam kara komik türde bir oyun. Cem Yılmaz'da "Kara Komik" serisine devam ederse bir bölüm Yastık Adam'a ayırabilir.

Yastık Adam oyunu karakolda bir sorgu ile başlıyor. Klasik iyi polis ve kötü polisin yaptığı bir sorgu var. Sorgulanan karakter ise bir yazar. Sorgu sırasında genelde çocuk öyküleri yazdığını anlıyoruz. Kendisi dahi uzun bir süre neden sorguda olduğunu anlamıyoruz. İçimizden "siyasi bir suç" tahmininde bulunuyoruz. Çünkü olay totaliter bir ülkede geçiyor. Kısa süre sonra ise tahminimizin yanlış çıktığını görüyoruz. Sorgulanan yazarımızın adı Katurian Katurian. Yanlış yazmadım; adı soyadı aynı. Katurian'ın çocuk cinayetlerinden dolayı sorgulandığını öğreniyoruz. Polislerin onu şüpheli görmesindeki neden ise çocukların Katurian'ın yazdığı öykülerdeki gibi ölmesi. İlk perdeye kadar olay bu şekilde ilerliyor. Katurian'ın zihinsel engelli bir kardeşi var. Hayatta sadece ikisi kalmış. Katurian, kardeşi Michal ile bir odaya kapatılınca olaylar hızlanıyor. Tam bu sırada ise Yastık Adam oyununun birinci perdesi sona eriyor. Oyunun içinde Katurian'ın yazdığı öyküleri dinliyoruz. Hem de tam bir masal anlatıcısı edasıyla... Buraya kadar sürpriz bozan vermedim.

YASTIK ADAM

Antalya Devlet Tiyatrosu kendi afişinde oyunu çok güzel özetlemiş

Totaliter bir ülkede sorguya çekilen bir yazar, karanlık masallar, işlenen çocuk cinayetleri ve soruşturma boyunca beklenmedik şekilde geçmişlerine yolculuk ettiğimiz kişilerin sıra dışı hikayesi… Hayatın her alanına ve insanın her dönemine nüfuz eden şiddetten söz ediyor. Şiddetin bireyleri ve toplumsal hayatı nasıl bir noktaya taşıdığını fark ettiğimizde bizi dehşete düşürüyor. Çocukluk döneminde ailede başlayan şiddet sarmalının kurbanı olan oyun kişilerinin, çıkmazdan kurtulmak için izledikleri yolun saçmalığı ise güldürüyor… Yazar Katurian’ın sıra dışı öykü anlatılarıyla gelişen oyun; gerçekle kurmacanın, masumla suçlunun, suçla cezanın iç içe geçtiği, birbirine karıştığı bir dünyaya taşıyor izleyenleri. Bu büyük şiddet sarmalının, toplumsal ve bireysel yaşamlarımızın oluşmasında tahminimizden çok daha büyük bir etkisi olduğunu fark etmek düşündürüyor. 

Antalya Devlet Tiyatrosu

Yazının bundan sonrası Yastık Adam için detaylı inceleme içereceği için sürpriz bozan olabilir. Aslında oyunu izlerken az çok tahmin ediyorsunuz. Birinci perde biterken Michal cinayetleri kendisinin işlediğini söylüyor. Katurian kardeşine hep yazdığı öyküleri okurmuş. Bu öykülerde ise genelde çocuklar ölüyor veya öldürülüyor. Bunun etkisinde kalan Michal, çocukları öldürmüştür. Katurian'ın ise "neden genelde çocukların öldüğü hikayeler yazdığını" onun kendi yaşantısını hikaye gibi anlatmasından sonra anlayabiliyoruz. Katurian ve Michal'ın ebeveynlerinin sadist olup senelerce Michal'a şiddet uyguladığını, bunu Katurian'ın duyduğunu, duyduklarının da yazdıklarına yansıdığını anlıyoruz.

Oyun içindeki hikayeler

Katurian'ın bir öyküsünde babası tarafından şiddete uğrayan çocuk elmaların içerisine jilet koyuyor. Elmalar küçük elma adamlara dönüşüyor. Daha sonra ise küçük kız, babasına elmaları yememesini söylüyor. Babası ise bu uyarıya dikkat etmeyip elmaları yiyor ve ölüyor. Elma adamlar ise daha sonra küçük kız uyurken küçük kızın ağzından geçip onu öldürüyor.

Diğer bir hikayede ise Katurian'ın deyimi ile "elinde olmayan başında olmayan" yoksul bir çocuk yoldan geçen bir gezgin ile elindeki yemeği paylaşıyor. Gezgin ise onun ayak parmaklarını balta ile kesip ölmesine neden oluyor. Anlattığım bu iki öykü Michal'a ilham veren öyküler. O da iki çocuğu aynı şekilde öldürüyor.

Hep kötü öyküler mi var? Hayır; mesela "Yeşil Domuz" güzel bir öykü. Diğer domuzlardan farklı olarak yem yeşil bir domuzu anlatıyor. Diğer domuzlar bir olup bu yeşil, tuhaf domuzu çıkmayan boya ile pembeye boyuyorlar. Oysa yeşil domuz farklı olmayı, tuhaf olmayı seviyor. Bunun için dua ediyor "tekrar farklı, tuhaf olayım" diye. Sonra bir yağmur yağıyor. Yağmur nasıl ama?.. Yemyeşil çıkmayan boya renginde... Tahmin edeceğiniz üzere bu sefer diğer tüm domuzlar yeşile boyanmış. Bizim domuzcuk yine tuhaf, farklı olmuş. Michal burada da kendini farklı, tuhaf yeşil domuzcuk olarak görüyor.

Oyuna da adını veren "Yastık Adam" hikayesinde bir yastık adam var. Bu yastık adam zor dönemler geçirecek çocukları ziyarete gidiyor. Onlara yaşamları boyunca karşılaşacakları güçlükleri gösteriyor. En sonunda da "Bunları çekmene gerek yok; en iyisi erkenden öl." diyor. İntihar için çocuklara ise kaza süsü vermeyi öğretiyor. Sonrasında ise yine bir çocuğa yol gösterirken çocuk ile birlikte yanıyor. Özetle Michal kendini Yastık Adam olarak görüyor.

Ağaç yaşken eğilir

After Life yazımda da Tony "Kötü köpek yoktur kötü sahibi vardır. Bir köpeğe kötü muamele eder kötü davranırsan kötü olur. Ama iyi olup umut aşılarsan bir şey olmaz." diyordu. Bu insanlar için de geçerli bir kavram. Yastık Adam ise buna en güzel örnek aslında. Çocuklara küçük yaşlarda nasıl davranmamız gerekiyor, onlar ile nasıl konuşmamız gerekiyor, eğer çocuklarda davranış sorunları ortaya çıkarsa ne gibi toplumsal sıkıntılar doğacak; bunu sorgulatıyor.

Yastık Adam oyuncularına baktığımız zaman Katurian'ı canlandıran Salih Bayraktar'ın rolle bütünleştiğini görüyorsunuz. Yazdığı öyküleri "nasıl benimsemiş" anlatamam. Kendisinin oyunculuğu kadar hikaye anlatıcılığı da çok başarılı. Yukarıda belirttiğim öyküleri biz büyüklere çok güzel anlatıyor. Michal'ı canlandıran Gökhan Tüzün ise aslında şiddete eğilimi olmayan zihinsel engelli bireyi çok güzel yansıttı. Vücut hareketleri, bedensel duruşu ve konuşması asla sırıtmadı. Polis memurlarını canlandıran Niyazi Mert Kurt ve Şükrü Gürel de güzel oynadı. Özellikle Şükrü Gürel'in oyunun son anlarına doğru performansı arttı.

Yastık Adam oyununu izlerken rahatsız oluyorsunuz. Bir o kadar da hayatı sorgulamaya başlıyorsunuz. Bunlar olurken de zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Çünkü çok sürükleyici. Öyle bir şekilde de final yapıyor ki o an ayağa kalkıp alkışlamaya başlıyorsunuz. Kısaca fırsat bulursanız mutlaka izleyin.          

Oyunun karavan puanı,                                  

????
https://youtu.be/qlzjt16B-wo

       

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum