Dijital Oyun

Yeraltının Vahşi Prensi: Hades Oyun İncelemesi


Alp Eren Akkaya 31 Ekim 15:01

Kendisinden büyük şeyler beklenmeyen bir yapımdı Hades. İlk erken erişime açıldığında, çok büyük bir kitle biriktirmemiş, adından çok bahsettirememişti. Ancak 17 Eylül 2020 tarihinden bu yana tam sürümü yayınlandıktan sonra geniş kitlelere hitap etmişti. Sonunda da "senenin en iyi oyunları" arasına girdi. Her kesime hitap etmeyen bir rogue-lite türüne sahip. Ancak türü hiç tanımayan oyuncuların bile dikkatini çekmeyi başardı.

Peki, Rogue-Like oyun türü ne tarz bir deneyim sunuyor?

Roguelike oyun türü, 1984’te çıkmış olan Rogue adlı oyundan ismini almakta. “Rogue tipi” anlamına gelen bu oyunlar, karakteristik olarak canavarlarla dolu bir zindanda ilerlemeyi amaçlar. Canavarları öldürerek ilerleriz ve zindandaki yerleri gezerek kazandığımız oyun içi paraları, deneyim puanlarını karakterimizin gelişimi için harcarız. Roguelike oyun türü içinde bir çok fantastik olay barındırıyor. Oyuncular onu aynı zamanda RPG’nin -yani rol yapma oyunların- bir alt başlığı olarak görüyor.

Roguelike oyunların atası olan Rogue’u bizzat deneyimlemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Hades kim ve neden Yunan mitolojisinin efsane 3 tanrısından biri?

Mitolojiler çok detaylı ve uzun yapımlar. Ancak kısaca özetlemek gerekirse Yunan Mitolojisinin 3 büyük tanrısı var. Hikayeyi tamamlamak için Tanrılardan öncesine gitmemiz gerekiyor. Mitolojiye göre Tanrılardan önce dünya topraklarına hükmeden efsanevi varlıklar farklıydı. Titanlar olarak adlandırılan bu yaratıklar, Tanrıların ataları olarak geçmekte. Titanların başı olan Kronos ise zaman titanı ve aynı zamanda dünyanın yöneticisiydi. Bir gün bir kehanetten bahsedildi acımasız Titana. "Kendi soyundan gelen oğulların tarafından tahtından indirileceksin." Titan başta kehanete inanmadı. Ancak aradan zaman geçtikçe paranoyaklaşmaya başladı. En sonunda kendi oğullarını midesinde hapis tutarak kehanetin asla gerçekleşemeyeceğine ikna oldu. Böylece çocuklarını teker teker yemeye başladı. Karısı artık bu zulme dayanamadı. Aynı zamanda bir Titan olan "Rhea", doğan son çocuklarını sakladı. Onun yerine kocasına bir taş yutturdu.

Bu çocuk ise Tanrıların babası olan Zeus'tu. Zeus'u acımasız Titandan sakladı ve korudu. Genç bir delikanlı olduğunda Zeus babasının karşısına çıktı ve ona meydan okudu. Kardeşlerini nasıl kusturacağını bilen Zeus, Posedion ve Yeraltı Tanrısı Hades'i serbest bıraktı. Beraber babalarına karşı savaştılar ve onu Tartarus'a hapsettiler. Dünyayı 3'e böldüler ve kura ile paylaştılar. Zeus gökleri, Posedion denizleri, Hades ise yeraltı dünyasını aldı. Kardeşler arasında seçiminden en mutsuz olan Hades'ti. Kendisine haksızlık edildiğini düşündü ve kendini yeraltına kilitledi. Oyunda oynadığımız karakter ise Yeraltı dünyasının Tanrısı Hades'in oğlu. Oyun, bize babası gibi düşünmeyen Zagreus'un başından geçenleri ve akrabaları olan Tanrı'lar ile buluşmasını anlatıyor.

Hades'te neler yaşanıyor?

Yeraltı dünyasının tanrısı olan Hades'in oğlu ve yeraltı dünyasının Ölümsüz Prensi Zagreus olarak oynuyoruz. Annemizin, yeraltı dünyasını ve bizi neden terk ettiğini bulmak ve Olimpos'ta yaşayan akrabalarımızı ziyaret etmek için evimizi terk etmeye çalışıyor ve babamıza meydan okuyoruz. Prensimiz Yeraltı dünyasından çıkmanın yolunu arıyor. Bu yolcuğunda hiç görmediği Zeus, Athena, Ares, Demeter gibi ikonik akrabalarından yardım alıyor. Bu sırada babası Hades'in lejyonlarının karşısına çıkıyor. Hades ise oğlunun, yeraltı dünyasını evi olarak benimsemesi gerektiğini ve onların kaderinin burası olduğunu düşünüyor ve durdurmak için elinden geleni ardına koymuyor. Olimpos tanrılarının yardımıyla yola çıkan Zagreus, yol boyunca çeşitli efsanevi Yunan Mitolojisi kahramanlarına da rastlıyor. Yeraltı dünyasından kurtulmak için Tartarus, Asphodel, Elysium ve Styx Tapınağı'nı aşması gereken Zagreus'u oldukça zorlu bir yol ve efsanevi rakipler bekliyor.

Oynanıştan neler beklemeliyiz ?

İncelememin üst kısımlarında bahsettiğim gibi rogue-like türü her oyuncuya göre değil, çünkü her öldüğünüzde -çeşitli geliştirmeler hariç- tüm oyuna en baştan başlıyor olduğumuz bu yapımları her oyuncu sevmeyebilir. Rogue-like türü kulağa ilk başlarda her ne kadar sürekli aynı şeyi yapmak gibi geliyor olsa da oynadığınızda bunun böyle olmadığını fark ediyorsunuz. Oyunun ilerleyen kısımlarında oyuncuyu, oyun içerisinde tutacak çeşitli yenilikler ve mekanikler öne çıkıyor. Eğer bu türe başlamak istiyor fakat sabrınızdan veya zorluğundan çekiniyorsanız Hades tamamen size göre. Kendi tecrübelerimden biraz bahsetmem gerekirse oyun çok olağan bir şekilde başlıyor. Her hikayeli oyunun yaptığı gibi ufak bir karakter tanıtımından sonra savaşa başlıyoruz.

Ben bu oyun türüne çok yabancı olduğum için başta "Nasıl ya canım dolmuyor ki?" moduna girdim ve şaşırdım. İlerledikçe oyunda geri dönemediğimi ve save alamadığımı öğrendiğimde ise resmen ufak çaplı bir kriz yaşıyordum. Çünkü her sıfırdan başladığınızda karşınıza çıkan Tanrı'lar farklı oluyor ve size bahşettikleri özellikler de buna bağlı olarak değişiyor. Yani baseden ilk çıktığınızda karşınıza bir anda Tanrıların babası Zeus gelip size mükemmel bir şimşek hediye edebiliyor ya da Şarap Tanrısı Dionysus gelip bambaşka bir özellik veriyor. Yani sizin aldığınız hediyeleri saklama şansınız yok. Sadece ölene kadar sizinle gelebiliyor bu yetenekler ve her ölümünüzde baştan topluyorsunuz. Tabii ki karakter geliştirmeleri sadece Tanrılardan gelen hediyelerden oluşmuyor. Oyunda biriktirdiğiniz altın ve mor özler sizinle gelmekte ve karakterinizde kendisinin sahip olduğu özellikleri geliştirme şansı sunmakta. Bu şekilde her baseden çıkışınızda daha güçlü ve daha hızlı oluyorsunuz.

Peki ya silahlar?

Oyunda birden fazla silah çeşidi bulunmakta. Yani hangi özelliği hangi Tanrıdan alıp hangi silahı kullanacağınız tamamen size kalmış. Bu da oyuna asla tekrar etmeyen bir oynanış mekaniği katıyor. Başta kılıcınızı Zeus'un şimşeği ile geliştirip yaratıkları biçerken, bir diğer ölüşünüzde yay ve Artemisin hızı ile oklayabiliyorsunuz. Ayrıca oyunun oynanış, atmosfer ve o muhteşem müziklerinden bahsedip, hunharca öveceğim. Ama o kısımlara geçmeden önce oyunda negatif denebilecek bir şeyden bahsetmek istiyorum. Sizlere 60-70 saate kadar uzun bir deneyim sunabilen bu tarz rogue-like yapımların genel olarak ilerleyen saatlerde basitleştiğinin farkındayım. Ancak Hades'in çok erken sürede oldukça basit bir hâl aldığını düşünüyorum. Oyunu yaklaşık olarak 12 saat oynadığınızda tüm düşmanları ezbere biliyor ve onlara nasıl karşılık vereceğinize çok rahat karar veriyorsunuz. Zira ben Elysium dahil oyunun sonuna kadar oldukça basit bir şekilde ulaştım.

Hades'teki silahlar

Mükemmel bir oyun deneyimi

Supergiant ekibinin en son çıkan oyunu olan Hades, kendi içerisindeki sanat tasarımını çok iyi keşfetmiş ve Yunan Mitolojisini bu atmosfere adeta kusursuz bir şekilde uyarlamış. Karakter tasarımı konusunda da oldukça başarılı bir iş çıkarmış ekip. Türdeşlerine göre çok daha detaylı bir hikâye anlatımı sunan yapım, bizlere vermiş olduğu oynanış çeşitliliği ve mekanikleriyle kendisine çok ayrı bir yer edindi. Oyun içerisindeki kendine özgü hediye verme sistemiyle kaçış girişimlerimiz içerisinde nektarlar topluyoruz. Bu nektarları tanıdığımız karakterlere, efsanevi kahramanlara veya Olimpos Tanrılarına hediye edebiliyor ve onlarla olan ilişkimizi kuvvetlendirebiliyoruz. Vermiş olduğumuz nektarlar sayesinde her seferinde, oyun içerisinde yeni bilgiler öğreniyor ve yeni bir kaçış girişimine başlamadan önce karar vereceğimiz çeşitli bonuslar kazanıyoruz. Bu açıdan bizlere oldukça çeşitlilik sunan yapım, karakterimizi kalıcı olarak geliştirmemize de olanak sağlıyor.

Ayrıca ödüllü besteci Darren Korb'un kan pompalayan müziklerini dinlemenizi şiddetle öneriyorum. Hades, kendi içerisinde muhteşem bir sanat tasarımına ve atmosfere de sahip. Oyuna ilk girdiğinizde sizi karşılayan ana menü zaten başlı başına mükemmel. Tüm katmanlarıyla beraber mükemmel hazırlanmış bir oyun bizi bekliyor. Tabii ki bu muhteşem atmosfer ve görseller, müthiş bir oynanış ile birleşince, ortaya adeta bir başyapıt çıkıyor.

Sona yaklaşırken

Akıcı ve oyuncuyu neredeyse hiç sıkmayan yapısıyla oynadığım en iyi rogue-like oyunlardan bir tanesi hâline gelen Hades, benim için gerçekten unutulmaz deneyimlerden bir tanesiydi. Kesinlikle bu oyuna şans vermenizi ya da en azından bir süre oynanışını izlemenizi tavsiye ediyorum. Başta oyunun zorlayıcı gözükse de bu oyun bu emeğin karşılığını çok iyi verecek bir atmosfere sahip.

Daha önceki yazıma göz atmak isterseniz link burada

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum