Gezi & Seyahat Kitap & Edebiyat

ZAMİR VE HAKAN GÜNDAY


Emine Aydın Albayrak 12 Kasım 07:06

Bir kitap okudunuz ve dünya başınıza yıkıldı. Belki de dünya zaten üzerinizdeydi de farkında değildiniz ya da fazlasıyla farkındaydınız da değilmiş gibi yapıyordunuz. Yok saymak işinize geliyordu. Zamir hayatınıza girdiyse, artık yok saymanız imkansız. Çünkü sekiz yıl aradan sonra Hakan Günday, en az bıraktığımız kadar karanlık ve çarpıcı. 

Bu bebek kimseye bir şey yapmadı. Bu bebek bir masum. Daha doğalı kaç gün oldu? Ama bakın, insanlar ona ne yaptı? Neden korkuyorum, biliyor musunuz? Bir gün büyür de insanlardan intikam almak ister diye korkuyorum. İçinde nefretle büyür diye korkuyorum. İşte bu bebeğin hayattaki en büyük mücadelesi bu olacak! Bu bebek daima vicdanı temiz kalsın diye savaşacak! Daima gerçek niyetiyle sınanacak!  

Zamir

Zamir, annesi tarafından, bir ihtimal güzel bir geleceği olsun diye Suriye’de mülteci kampına bırakılan bir bebek. Kadın olduğu için dünyada cehennemi fazlasıyla yaşayan annesi, onu doğurup kampa bıraktığı gün intihar ediyor. Aynı gün kampta patlayan bir bombayla yüzünü kaybeden Zamir, saatler süren ameliyatla hayatta kalmayı başarıyor. Seçme şansı olsa, Rusça’da ‘’barış için’’ anlamına gelen adıyla, yüzü olmadan yaşamayı mı seçerdi; yoksa henüz adı bile konamadan o patlamada ölmek mi isterdi; bilinmez. Ama seçme şansı olmadan yaşamak zorunda kaldığı bu dünyanın her köşesinde, farklı bir cehennemin yaşandığı da bir gerçek.

Karanlık olanın kendisi değil de yaşadığımız bu dünya olduğunu söylüyor Hakan Günday. Bir yardım kuruluşu tarafından büyütülen Zamir, yine bir yardım kuruluşu için barış elçiliği yapıyor. Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, çocuk gelin olmak zorunda bırakılan kadınların yaşadığı; açlıktan ölen çocuklara göz yumulduğu; ekonomik stratejilerle savaşların başlatıldığı bu dünyada barış elçisi olmak, "ödül müdür, ceza mıdır?", tartışılır. Ama dünya barışının bir ütopya olduğu tartışmaya kapalıdır.

Mezar taşı yerine bir tahta parçası dikildi başına. Üzerine bir şey yazılmadı. Sonra o tahta parçası da çocuklar tarafından sökülüp parçalandı. Böylece, doğumunda nüfusa kaydedilmemiş olan Zerre’den, ölümünden sonra da bir eser kalmadı. Hiç doğmamış ve hiç ölmemiş gibi… Yine de doğurmuş ve öldürmüştü. Belki de bir zamanlar yaşamış olduğunu kanıtlamak için…

Kadın olduğu için öldürülmüş tüm o kadınlara

Kadın olduğu için öldürülmüş tüm o kadınlara ithaf edilen Zamir, beni uzun zamandır heyecanlandırıyordu. Bu nedenle çıkar çıkmaz ilk salı rutini notlarıma konu olmalıydı. Okurken sarsılacağımı, sinirlenip hırslanacağımı ve hatta bazen ağlayacağımı biliyordum. Ama bu noktada inkar mekanizmam devreye girmiş olsa gerek, okumak için kalabalık ve ışıl ışıl bir mekan seçtim: Atlantis Alışveriş Merkezi’ndeki Coffee Lab şubesi... Hava, kitabın karanlığına inat mis gibi güneşli. Çimler güzel, kahve güzel, Hakan Günday okumak zor olsa da hep güzel. Bir taraftan hızla okuyup sindirmek istiyorum, diğer taraftan kitap bitecek ve okuyabileceğim hiçbir Hakan Günday kitabı kalmayacak diye üzülüyorum.

İlk baskısı Ekim 2021’de Doğan Kitap tarafından yapılan Zamir, kapak illüsturasyonuyla oldukça dikkat çekici. Çünkü yüzü kese kağıdıyla saklı, takım elbiseli bir karakter var ve tabii ki Emre Orhun imzalı. Okudukça daha da anlam buluyor resim. Hatta baktıkça daha çok nefesiniz daralıyor. Daha önce hiç Hakan Günday okumadıysanız bile bu kapak merak uyandırır sizde. Endişeli bir merak... Hani o tehlike sinyaliyle birlikte yükselen adrenalin hissi gibi... Belki karanlık bir ormanda, çok sevdiğiniz biriyle yürümek gibi...

Ben kendi adıma bu heyecanı yaşamak için bir sekiz yıl daha beklemek istemiyorum. Daha önce Hakan Günday okumadıysanız eksiksiniz; hala okuyabileceğiniz kitabı olduğu için de şanslı. Benim beklediğime fazlasıyla değdi. Çünkü Zamir, daha ilk bölümünde bile beni elimde kartondan kahve bardağımla yaşadığım dünyamdan aldı, sert bir zemine çarptı. 

Peki ya siz?.. Kısa bir süreliğine de olsa yaşadığınız bu dünyayı sorgulamak ister misiniz? 

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum